Ülkeler Somali Federal Cumhuriyeti

GEZGİN

Üye
Somali
Başkent Mogadişu
Resmî diller Somalice, Arapça
Yönetim Şekli Parlamenter Cumhuriyet
Yüzölçümü 637.657 km²
Nüfus 10.428.043
Nüfus Yoğunluğu 16,3/km²
Para birimi Somali şilini (SOS)
Zaman dilimi UTC+3 (DAZD) - UTC+3
Telefon kodu +252
İnternet TLD .sO
Somali (Somalice: Soomaaliya; Arapça: الصومال), resmi olarak Somali Federal Cumhuriyeti (Somalice: Jamhuuriyadda Federaalka Soomaaliya, Arapça: جمهورية الصومال الفيدرالية Jumhūriyyat aṣ-Ṣūmāl al-fidraliyyah) ve komünist yönetimde önceki bilinen adıyla Somali Demokratik Cumhuriyeti olarak anılan, Doğu Afrika'da Afrika Boynuzu denilen coğrafi bölgede bulunan bir ülkedir 1991’de Somali İç Savaşı'nın başlamasından beri devletin çoğu bölgesinde merkezi bir hükûmet kontrolü yoktur. Uluslararası olarak tanınmış Federal Geçiş Hükümeti, ülkenin sadece küçük bir parçasını yönetmektedir.

Somali Afrika'nın en doğu ucunda yer alıp, Kuzeybatıda Cibuti, güneybatıda Kenya, kuzeyde Aden Körfezi ve Yemen, doğuda Hint Okyanusu, batıda Etiyopya ile çevrilidir. Kıtadaki en uzun sahil şeridine sahiptir ve arazisi temel olarak platolar, düzlükler ve yaylalardan oluşur. Periyodik muson rüzgarları ve düzensiz yağışla yıl boyu kurak iklime sahiptir.

Antik Çağ’da, Somali önemli bir ticaret bölgesiydi ve birçok bilgine göre efsanevi antik Punt Krallığı'nın en muhtemel yerleşkeleri arasındadır. Orta Çağ boyunca, pek çok güçlü Somali imparatorlukları bölgesel ticareti hakimiyeti altına almıştır bunlardan bazıları; Ajura İmparatorluğu, Adal Sultanlığı, Warsangali Sultanlığı ve Gobroon Hanedanı. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında İngilizler ve İtalyanlar sahil bölgelerinde kontrolü kazandı ve Britanya Somalisi ve İtalyan Somalisi kuruldu. Muhammed Abdullah Hassan tarafından kurulan Derviş Devleti, Britanya İmparatorluğu'nu sahil kesimlerine kadar dört kez püskürtmüşsede 1920 yılında Britanya hava gücüne yenilmişlerdir. İtalya 1927 yılında kendisine bağlı olan tüm bölgeler üzerinde tam bir hakimiyet sağladı. İtalya'nın bu işgali 1941 yılında bölgenin İngiliz askeri yönetimi altına girmesine kadar sürdü. 1960 yılında kuzey ve güneyi kapsayan bağımsız Somali Cumhuriyeti kuruldu. Mohamed Siad Barre 1969 yılında iktidarı ele geçirdi ve Somali Demokratik Cumhuriyeti'ni kurdu. 1991 yılında Somali İç Savaşı patlak verdi ve Barre hükümeti düştü.

Somali'de ağırlıklı olarak hayvancılık, havale / para transfer şirketleri ve telekomünikasyona dayalı bir kayıt dışı ekonomi oluşmasına sebep olmuştur.

Somali tarihi

Ülke, önceleri “Baharat Ülkesi” olarak biliniyordu. Bölgeye ilk olarak 750 yılında Galyalıların geldiği tahmin edilmektedir. Onuncu yüzyılda, Müslüman Arap orduları İslamiyeti yaymak için bu ülkeye de gittiler. Ülkeye yerleşen Müslümanlar bölgede bir süre Somali Sultanlığını kurdular. On altıncı asırda Somali Sultanlığı, Etiyopya topraklarına girdi. Portekiz’den yardım alan Etiyopya 1542’de Müslüman ordularını ağır yenilgiye uğrattı. Aynı dönemde Somali’nin kuzey kıyılarının bir bölümü resmen Osmanlı egemenliğinde bulunuyordu. On dokuzuncu asırda batılı devletlerin Afrika ülkelerini sömürge haline getirmeleri büyük rekabete sebep oldu. Somali’yi 1839’da işgal eden İngilizler sömürgelerine ekledilerse de Fransa ve İtalya ile yapılan savaşlar neticesinde 1884’te İtalya bölgeyi ele geçirdi ve yapılan anlaşmalar neticesinde 1885’ten 1927 yılına kadar İtalyanlar ülke topraklarını işgal altında tuttular. 1949 yılında Birleşmiş Milletler, Somali’nin bağımsızlığını onayladı ve ertesi yıl İtalyanlar ülkeden geri çekilmek mecburiyetinde kaldılar.

1969 yılında askeri ve polis gücünün Muhammed Siyad Barre başkanlığında müştereken yaptığı darbe sonucu meclis dağıtıldı. 1975 yılında ülkede iç olaylar ve anarşi birçok kimsenin ölümüne sebep oldu. Siyad Barre 1979’da Yeni Anayasayı yürürlüğe koydu ve ertesi sene resmen devlet başkanı seçildi. Diğer taraftan dış politikada ise 1977 yılında Somali ile komşusu Etiyopya’nın arası Ogaden bölgesi yüzünden açılmıştı. Etiyopya’ya yardım etmek üzere Sovyet birlikleri bölgeye geldiler. Bu arada 11.000 Kübalı asker getirildi ve Somali aleyhine olmak üzere bölgede olaylar çıkarıldı. Sovyet yardımı ve desteği de olunca Somali birlikleri ve Etiyopya’daki Somalili gerillalar mağlup edildi. 1.5 milyon Etiyopyalı mülteci, Somali topraklarına göç etti. Bu arada Ogaden’da gerilla hareketleri bir müddet daha sürdü. Devlet Başkanı Muhammed Ziyad Barre, ülkedeki huzursuzlukların artması üzerine çok partili seçimlerin yapılacağını 1989’da açıkladı. 1991 Ocak ayında Ziyad Barre devrildi ve yönetime Ali Mehdi Muhammed geçici olarak el koydu. General Ali Mehdi kuvvetleriyle General Aydid kuvvetleri arasında süren şiddetli çarpışmalar ve açlık yüzünden BM ülkeye silah ambargosu uygulamaya başladı. BM güvenlik konseyinde alınan kararla havadan yiyecek yardımı yapılmaya başlandı. Ayrıca yardım görevlilerini korumak için beş yüz kişilik bir barış gücünün gönderilmesi kararlaştırıldı. Bu karara başta General Aydid olmak üzere çeşitli gruplar karşı çıktı. 3 Aralık 1992’de ABD’nin teklifiyle Birleşmiş milletler “Umut Operasyonu” adıyla Somali’ye asker gönderdi. Birleşmiş Milletler barış gücü askerleri arasında bir seçme Türk birliği bulunmaktadır. Ülkede karışıklık halen devam etmektedir .

Tarih öncesi dönem : Somali Paleolitik dönemden beri yerleşim alanı olmuştur. Ülkenin kuzey kesiminde bulunan mağara resimleri MÖ 9000 yılına ait olduğu belirlenmiştir. Bunlardan en ünlüsü, Afrika kıtasının bilinen en eski kaya sanatı içeren Laas Geel kompleksi. Çözülmemiş yazıtlar aynı zamanda her bir mağara resimlerinde altında tespit edilmiştir.

Afrika Boynuzu'nda bulunan mezarlıklar Somali'de 4. binyıl kadar önce cenaze geleneklerinin bulunduğuna kanıt olarak gösterilmiştir. 1909 yılında Somoli'nin kuzeyin bölgesindeki Jalelo arkeolojik kazı alınında bulunan taş aletler "paleolitik dönemdeki doğu ve batı arasındaki evrensel bağlantıya en önemli kanıt" niteliğindedir.

Antik ve klasik çağ : Antik piramidal yapılar, mezarlar, harabeye dönmüş şehirlerdeki eski taş duvarlar bir zamanlar Somali yarımadasında yaşamış eski kadim bir uygarlığın kanıtlarını sunmaktadır. Gerçekleştirilen arkeolojik kazılar ve yanpılan araştırmalar sonucu bu kadim uygarlığın kullandığı yazı sistemi hala çözülememiştir ayrıca milattan önce 2000'lerde Eski Mısır ve Miken Uygarlığı ile yapmış olduğu ticaret ilişkileri antik Punt ülkesinin Somali bölgesinde yaşadığının destekleyici kanıtlarıdır. Puntlulara göre "ticaret sadece bizim ürettiğimiz tütsü, abanoz ve kısa boynuzlu sığır değil aynı zamanda komşu bölgelere de altın, fildişi ve hayvan derileri içeren mallar olmalı". Deir El Bahari'deki tapınak kabartmalarına göre Punt Ülkesi o zamanlar Kral Parahu ve Kraliçe Ati tarafından idare edilmekteydi.

Milattan önce 2000-3000 yılları arasında Eski Somalilerin evcilleştirdiği develer Eski Mısır ve Kuzey Afrika'ya yayıldı. Klasik dönemde Mossylon, Opone, Malao, Mundus ve Somali Tabae şehir devletleri; Fenike, Mısır Ptolemaios, Yunanistan, Part Pers, Saba, Nabataea ve Roma İmparatorluğu'nun tüccarları ile bağlantı kurarak bir ticaret ağı geliştirdi. Bu ticareti deniz yolu vasıtasıyla gerçekleştirdiler.

Somali bayrağı

Somali bayrağı (Somalice: Calanka Soomaaliya), Afrika ülkesi Somali'nin resmi bayrağıdır. Mohammed Awale Liban tarafından tasarlanan bayrak 12 Ekim 1954'te kabul edilmiştir. İtalyan Somalisi ve Britanya Somalisi'nin birleşmesinin ardından bayrak Somali Cumhuriyeti tarafından kullanılmaya başlandı.

Tarihçe : Somali bayrağı 1954'te ülkenin sömürgelikten bağımsızlığa geçiş sürecinde tasarlandı. Somali İşçi ve Ticaret Birliği tarafından bağımsızlığa hazırlanılırken bir bayrak tasarlaması için görev verilen Somalili araştırmacı Mohammed Awale Liban tarafından Birleşmiş Milletler bayrağından esinlenerek tasarlandı.

Simgeleme : Bir etnik bayrak olan bayrağın ortasındaki beş köşeli "Birlik Yıldızı" Cibuti, Etiyopya'daki Ogaden bölgesi, Kenya'daki Kuzeydoğu ili ve eski İtalya Somalisi ile İngiliz Somalisi bölgelerinde bulunan Somalileri temsil eder.

Bayraktaki mavi renk Birleşmiş Milletler bayrağından alınmıştır. Bunun sebebi Birleşmiş Milletler'in Somali'nin bağımsızlığını kazanmasındaki rölüdür.

Somali arması

Somali arması, Afrika ülkesi Somali tarafından kullanılan resmi devlet armasıdır.

Armanın orta kısmında bulunan kalkan içerisinde Somali bayrağı yer almaktadır. Altın bir çerçeve ile çevrili konumda bulunan Somali bayrağını barındıran kalkanın üst bölümünde egemenliği temsilen arap duvar taçı yer almaktadır. Kalkanı, her iki tarafında da içe bakacak şekilde konumlandırılan, tek arka patisi üzerinde duran ve diğer üç patisi kalkan üzerinde olan doğal renkleri ile iki adet leopar tutmaktadır. Kalkanın alt kısmında çapraz şekilde konumlandırılmış olan ve leoparların arka patisi üzerinde durdukları iki adat mızrak bulunmaktadır. Mızrakların çapraz olarak birleştiği noktada sağa ve sola dönük olarak konumlandırılan ve barışı temsil eden iki adet palmiye ağacı yaprağı yer almaktadır. Mızraklara dolanmış bir şekilde bulunan gümüş band ise armanın alt bölümünde görülebilmekte olup dekoratif amaçlı yer almaktadır.

Somali birleşim gerçekleşmeden önce İtalyan Somalisi ve Britanya Somalisi olarak iki bölge konumunda bulunmaktaydı. İtalyan Somalisi'nin 10 Ekim 1956 tarihinden itibaren kullanmaya başladığı arma, 1 Temmuz 1960 yılında kazanılan bağımsızlık ve sonucunda gerçekleştirilen birleşme ile yeni oluşturulan Somali devletinin resmi arması olmuştur.

Ekonomi durumu

Kadim dünyanın en önemli ticaret merkezlerinden olan Somali, tarihi ipek yolu Afrika kolundan (Somali)'den geçiyordu. Önemli altın ve petrol rezervlerine sahip bir ülkedir. Hint Okyanusuna sıfır olan Somali ekonomisinin aşağı yukarı %65'i hayvancılık ve çiftçiliğe dayanır. Deve, koyun, keçi, ve sığır yetiştirilir. Ülke arazisinin %15'i ekime müsaittir. Nehirler boyunca uzanan topraklar oldukça verimlidir. Başlıca tarım mahsulleri mısır, darı, susam, fasulye, pamuk, şekerpancarı, süpürgedarısı ve muzdur.

Ülkede çıkarılabilen başlıca mineraller; deniz tuzu, kireçtaşı, kumtaşı, kil, lületaşı, alçıtaşı, demir, kalay boksit, titanyum ve uranyumdur.

Ülkenin para birimi Somali Şilinidir(SOS). Daha çok İtalya, İngiltere ve Almanya'dan makine, kimyevi maddeler, ve diğer tüketim maddeleri alır. Dışarıya muz, deri, boynuz, pamuk, balık, mısır, çekirdek içi, ve et satar. İhracatını daha çok Suudi Arabistan ve İtalya'ya yapar.

Somali ekonomisinin aşağı yukarı % 80’i hayvancılık ve çiftçiliğe dayanır. Deve, koyun, keçi ve sığır yetiştirilir. Ülke arazisinin % 15’i ekime müsaittir. Ancak % 2’lik bir bölümde ekim yapılır. Nehirler boyunca uzanan topraklar oldukça verimlidir. Başlıca tarım mahsülleri mısır, darı, susam, fasulye, pamuk, şekerpancarı sakız, günlük, süpürgedarısı, kapole ve muzdur.

Somali küçük bir endüstriye sahiptir. Daha çok tonbalığı ve paket et endüstrisi, tekstil ve şeker, sabun-yağ sanayii mevcuttur. Ülkede çıkarılabilen başlıca mineraller; deniz tuzu, kireçtaşı, kumtaşı (kefeki taşı), kil, lületaşı, alçıtaşı, demir, kalay boksit, titanyum ve uranyumdur.

Ülkenin para birimi, Somali şilinidir. Daha çok İtalya, İngiltere ve Birleşik Almanya’dan makina, kimyevi maddeler ve diğer tüketim maddeleri alır. Dışarıya muz, deri ve boynuz, pamuk, balık, mısır, çekirdek içi ve et satar. İhracatını daha çok Suudi Arabistan ve İtalya’ya yapar. Turizm önemli bir gelir kaynağıdır. Ortadoğuya yaptığı ihracat, ihracatının hemen hemen % 70’ine yaklaşır. Daha çok Aden Körfezi üzerinden ulaşımını sağlar.

Somali bugün için dış yardıma dayanan bir ekonomiden kurtulamamıştır. Daha çok, ABD, İtalya, Rusya, Çin gibi devletlerden mali yardımlar elde etmektedir.

Ulaşım sistemi pek yeterli değildir. Demiryolu yoktur. Yaklaşık 17.215 km’lik karayolunun ancak % 15’i asfalttır. Mogadishu ve Berbera’da iki liman ve dört havalimanı mevcuttur.

Fiziki Yapı

Mevki itibariyle kuzeydoğu Afrika’da yer alır ve Afrika’nın doğu boynuzunu meydana getirir. Kuzeyi Aden Körfezi ve doğusu Hind Okyanusu ile kaplıdır. Yaklaşık olarak 640.000 km2lik bir yüzölçüme sahiptir. Kıyılarının uzunluğu 2680 km’nin üzerinde olup, tabii liman bakımından fakirdir. En önemli limanları şunlardır: Mogadishu, Berbera, Merka ve Kismayu.

Somali’nin kuzey bölgesi dağlık olup, ortalama yükseklik 900 ila 2000 m arasında değişir. Ülkenin en yüksek yeri olan Mijirtein Dağı yaklaşık 2515 m yüksekliktedir. Bu dağın batı ve güneyinde yer alan Shebeli Nehrinin meydana getirdiği yayla ortalama 685 m civarındadır. Shebeli ile Juba nehirleri arasında tarıma müsait topraklar bulunur. Kenya sınırına doğru arazi gittikçe alçalır. Ülkenin iki nehri de Etiyopya’dan doğar ve sulama ihtiyacını karşılar.

Yeraltı zenginlikleri

Somali, çoğu henüz el değmemiş halde uranyum, demir, kalay, bakır, jips, boksit ve doğal gaz yataklarına sahiptir. Arap Yarımadasına yakınlığı nedeniyle petrol açısından da zengin olduğu varsayılmaktadır. Bu araştırmalar doğrultusunda, kuzeydeki Puntland eyaletinde yaklaşık 5-10 milyar varillik petrol rezervi saptanması sonucu Somali Petrol Şirketi kurulmuştur.

Somali, hem bitkiler ve hem de hayvanlar alemi açısından rengarenk, çok çeşitli ve zengin bir manzaraya sahiptir. Ülkede çok sık olarak bulunan akasya ve baobap ağaçları az da olsa serinlik ve gölgelik getirerek halkı ferahlatır. Kuzey bölgelerdeki günlük ağaçları önemli bir buhur ve tütsü kaynağıdır. Bundan başka kokonat, palmiye, çam ve ardıç ağaçları manzaraya ayrı bir güzellik verir. Yarı çöl olan bölgelerdeyse çalılıklara az da olsa rastlanır. Ülkenin iki nehri arasındaki bölge yeşil bitki örtüsüyle örtülüdür. Ormanlık bölge pek yoktur. Yaşayan başlıca hayvanlar; fil, timsah, arslan, leopar, pars ve gazeldir. Ülkedeki kuşlar dünyada en rağbet gören ve kıymetli kabul edilen cinstendir. En yaygın olanları devekuşu, toy kuşu, Afrika tavuğu, balıkçıl, keklik ve yeşil güvercindir. Etrafındaki denizlerse rengarenk tropikal balık cinsleriyle doludur. Bunlardan başka tonbalığı ve köpek balığı oldukça fazla sayıda avlanır.

Somali İklim / Hava Durumu

Somali, kurak ve sıcak bir tropikal iklime sahiptir. Yağışlar oldukça azdır ve mevsimlere göre sıcaklık değişiklikleri yüksektir. Alçak ve düz olan güneydoğu bölgesiyle, Kenya sınırına yakın kısımlarda sıcaklık, ortalama 27°C ila 32°C arasında değişiklik gösterir. Daha yüksek bölgeler ve dağlık kuzey kesimlerde bu sıcaklık biraz daha düşer. Ülkedeki yağış ve sıcaklık miktarları büyük ölçüde güneybatı ve kuzeydoğudan esen muson rüzgarlarına göre değişir. Mart-mayıs ayları arası şiddetli ve eylül-kasım ayları arası hafif yağışlar olur. Yıllık yağış ortalaması yaklaşık 280 mm civarındadır.

Somali Konuşulan Diller

- Somalice (Resmi),
- Arapça,
- İtalyanca,
- İngilizce

Somali'de konuşulan dillerdir.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Ülke nüfusu 7.872.000 civarında olup, nüfus yoğunluğu kilometrekareye yaklaşık 7 kişidir. Yıllık nüfus artışı % 2.5 civarındadır. Somalililerin büyük bir bölümü, Hamitik soyundan gelir. Ayrıca Afrikalılar, Araplar ve az miktarda da Avrupalılar, Hintliler ve Pakistanlılar mevcuttur. Nüfusun dörtte üçü ülkenin güneyinde yaşar. Somalililer; çoğunlukla ince, uzun ve kahverengi-siyah tonlarında deri rengine sahip, daha çok göçebe hayatı sürdüren insanlardır. Hemen hemen nüfusun tamamı Sünni Müslüman olup, umumiyetle amelde Şafii mezhebine uyarlar. Hatta bir bölüm nüfusun asıl soyu Arap olup, Kureyş kabilesine kadar uzanır.

Somali hayatında İslam esasları hakimdir. Halk çocuklarına, temel İslam bilgilerini öğretir ve onların birer Sünni Müslüman olarak yetişmelerine gayret gösterir.

Somali’nin sosyal hayatı, İslam birlik ve beraberliği esasını hedef alır. Kültür hayatı genellikle homojen bir yapıya sahiptir. Okuma-yazma oranı % 50 civarındadır.

Somali, kelime manasıyla “inek ve keçi sütü” manasına gelen Somal kelimesinden gelir. Halkın en meşhur içeceği süt olduğu için bu isim buradan kalmıştır. Bölge, çeşitli zamanlarda değişik isimlerle anılmıştır. Bugün için bölgeye Afrika Boynuzu denmektedir. Eğer Afrika haritası doğu kıyıları kuzeyde olacak şekilde tutulursa, Somali ülkesinin Aden Körfezine doğru olan çıkıntısının şekli olarak gergedan boynuzuna benzediği görülebilir.

Ülkenin resmi dilleri Somalice ve Arapçadır. Somali dili eski Mısırlıların Berberi diline çok benzemektedir. Ayrıca İtalyanca ve İngilizce de yaygındır.

Halkın % 70’ine yakın bir bölümü çobanlık ve tarımla uğraşır. Daha çok deve, sığır, koyun ve keçi yetiştirilir. İki nehir arasında yapılan tarımda daha çok muz ve şekerpancarı üretimi yapılmaktadır.

Ayrıca bir kısım çanak çömlek yapımı, sepet örme ve çeşitli geometrik şekillerde tahta eşyalar yapmak gibi el sanatlarıyla uğraşırlar.

Ülkenin en gelişmiş şehri 520.000 nüfuslu başşehir Mogadishu’dur. İkinci büyük şehir Hargeisa’dır.

Somali Din

- Geneli Sünni Müslümanlardan oluşur.

Mutfak

Somali mutfağı et ağırlıklıdır. Ülke kurak olduğundan sebze tüketimi de çok azdır. Etin dine uygun olanlardan her çeşidinin tüketildiği ülkede tüketilen sebzeler ise ıspanak,havuç, patates ve bezelyedir. Ayrıca pirinç de ülkedeki besin kültüründe önemli bir yere sahiptir. Ülkede deniz ürünleri de önemli bir yere sahiptir. Bir çok balık ve kabuklu deniz yiyecekleri de oldukça fazla tüketilir.

Somali İç Savaşı

Somali İç Savaşı Somali'de 1988'den bu yana sürmekte olan bir silahlı çatışmadır.

Siad Barre'ın Düşüşü (1986–1992) : Sivil savaşın ilk evresini Siad Barre yönetimine karşı başlatılan isyan oluşturmaktaydı. Barre'ın 26 Ocak 1991'de yönetimi yitirmesinin ardından onu yeniden iş başına geçirecek bir karşı devrim meydana geldi.

Vahşi ve kaotik bir ortama doğru evrilen gelişmeler bir insan hakları krizi ve anarşi ortamına dönüşmüştür.

Kendini süregelen savaş ortamından uzak tutmak isteyen Somaliland (ülkenin kuzeybatı bölümünde, Cibuti ile Puntland arasında yer alan bölge) bağımsızlığını ilan etmiş ancak bu girişim uluslararası kamuoyu tarafından yeterince önemsenmemiştir.

BM'nin müdahalesi (1992–1995) : BM Güvenlik Konseyi'nin 733 ve 746 no'lu kararları uyarınca UNOSOM I adlı görev oluşturulmuştur. Görev, merkezi hükümetin edilgenleşmesi sonucunda bozulan düzenin yeniden sağlanması amacını gütmekteydi.

3 Aralık 1992 tarihinde kabul edilen 794 no'lu BM Güvenlik Konseyi kararı Amerika Birleşik Devletleri tarafından yönetilecek bir Birleşmiş Milletler barış gücü (UNITAF) oluşturulmasını öngörmekteydi. Barış gücünün temel görevi Somali'deki yardım çalışmalarını düzenlemek ve ülke çapındaki güvenliği sağlamaktı. 1993'te bölgeye ulaşan barış gücü askerleri ülkenin güney bölümündeki açlıkla iki yıl süren bir savaşım vermiştir.

ABD'nin bölgeye etkin müdahalesini eleştiren uzmanlar Amerikan yanlısı Başkan Mohamed Siad Barre'ın devrilmesinden hemen önce ülkenin üçte ikilik bölümünde Conoco, Amoco, Chevron ve Phillips şirketlerine petrol ayrıcalıkları verildiğine dikkat çekmektedir. Conoco'nun Mogadişu'daki haklarını ABD Büyükelçiliği'ne Amerika Birleşik Devletleri Donanması'nın ülkeye gelişinden birkaç gün önce ödünç vermesi de ilgi çekicidir. Burada rahatsız edici olan, ABD'nin olaya müdahale etmesinin temel nedeninin petrol payını artırma çabası olduğu iddiasıydı. Ne var ki, Somali'nin bilinen petrol rezervleri çok kısıtlı ve Puntland dışındadır. Federal Geçiş Hükümeti, yatırımcıları ülkede barış yeniden sağlanıncaya dek ticari anlaşmalar yapmamaları konusunda uyarmıştır.

Emperyalizmle doğrudan ilintili olmayan birçok nedenden ötürü Somali halkı dış güçlerin ülkelerindeki varlığına sıcak bakmamıştır. Başlarda BM ve ABD askerlerinin kendilerine sağladığı ortamdan hoşnut olan Somalililer bu düşüncelerini daha sonra değiştirmişler ve yabancı askerlerin kendilerini din değiştirmeye zorlayacağından kuşkulanmışlardır. Bu düşüncenin diktatör Mohamed Farrah Aidid tarafından ortaya atıldığı sanılmaktadır. Haziran ve Ekim ayları arasında Mogadişu'da yaşanan çatışmalarda 24 Pakistan ve 19 ABD askeri ölmüştür. 1000 Somalili direnişçinin yaşamını yitirdiği bu çatışma daha sonra Kara Şahin Düştü kitabına ve aynı adlı filme konu olmuştur. Kayıp sayısı artan BM barış gücü bölgeden 3 Mart 1995 tarihinde çekilmiş ancak Somali'deki düzen hala sağlanamamıştı.

Somali'nin bölünmesi (1998-2006) : 1998-2006 dönemi Somali sınırları içinde birkaç özerk yönetimin ortaya çıkmasına tanıklık etmiştir. Bu özerk bölgeler Somaliland'in yaptığının tersine bağımsızlıklarını ilan etmemişlerdir.

Puntland yönetimi 1998 yılında "geçici" olarak bağımsızlığını ilan etmiş ve Somali'de düzenin yeniden sağlanması amacıyla diğer öbeklerle birlikte çalışmaya hazır olduğunu bildirmiştir. Bunun ardından gerçekleşen diğer bir önemli olay ise güneydeki Jubaland'in bağımsızlığını ilan etmesidir.

Somali iç savaşı
Somali iç savaşı
Rahanweyn Direniş Ordusu (RRA) tarafından yönetilen bir diğer özerk bölge ise 1999 yılında Puntland'de oluşturulmuştur. Bu geçici bölünme Güneybatı Somali yönetimini merkezden uzaklaştırmıştır. RRA, Güney ve Orta Somali'deki Bay ve Bakool bölgelerinde daha önce özerk yönetimler kurmuştu. Jubaland bölgesi Güneybatı Somali sınırları içinde gösterilmekte ancak bu bölgenin günümüzdeki durumu açık değildir.

Kurulan dördüncü özerk yönetim (Galmudug) İslami Mahkemeler Birliği'nin güç kazanmasına bir tepki olarak doğmuştur. Somaliland ise bağımsızlığını daha önce ilan etmiş olmasına karşın birçok Somalili tarafından özerk bölge kapsamı içinde değerlendirilmekteydi.

Ulusal Geçiş Hükümeti (TNG) ve Somali Uzlaşma ve Yenileme Kurulu (SRRC) arasında gerçekleşen barış görüşmeleri Federal Geçiş Hükümeti'nin 2004 yılı sonunda kurulmasıyla sonuçlanmıştır. Tüm bunlara karşın, derebeylik ve mezhep ayrılıklarından beslenen çatışmalar durmak bilmemiş ve ulusal hükümet ülkedeki karışıklığı önlemede yetersiz kalmıştır.

ICU'nun Yükselişi, ARPCT, TFG ve Etiyopya'yla Savaş : Federal Geçiş Hükümeti (TFG) 2004 yılında Kenya'nın başkenti Nairobi'de kurulmuştur. Durum, Mogadişu'da toplanmak için elverişli olmadığından TFG geçici bir süre için Baidoa'ya taşınmıştır.

Mogadişulu birkaç derebeyinin katılımıyla kurulan Barışın Sağlanması ve Terörizm Karşıtı Birleşme (ARPCT) giderek güç kazanmakta olan dinci İslami Mahkemeler Birliği'ne karşıydı. Bu kuruluşun CIA tarafından desteklendiği de bilinmektedir. Bu ikilik başkentte giderek artan bir karışıklığa yol açmıştır.

ICU'nun gücünün doruğuna Uulaşması : ICU, ilerleyişini Haziran 2006'da Mogadişu'yu ele geçirerek sürdürdü. Mogadişu Muharebesi'nda kazanılan bu zaferin ardından ARPCT, kent dışına itilirken bu örgüte bağlı derebeyleri ICU'ya destek olmaya çağrıldı. ICU, Puntland'i eline geçirdikten sonra güney ve orta Jubaland'i denetim altına aldı.

İslami hareketin güç kazanması bu öbeğin aralarında Federal Geçiş Hükümeti (TFG), Puntland ve Galmudug'un da bulunduğu güç odaklarıyla karşı karşıya gelmesine yol açmıştır. Bu ortam, Somali'nin laik güçlerin elinde bulunmasını isteyen Etiyopya'nın da savaşa girmesini tetiklemiştir. Etiyopya'nın Gedo'yu işgal etmesi ve Baidoa yakınında konuşlanması üzerine harekete geçen ICU, Etiyopya'nın en büyük rakibi Eritre'yi yanına alarak Etiyopya'ya karşı cihat ilan etmiştir.

Etiyopya'nın müdahalesi ve ICU'nun çöküşü : Aralık 2006'da ICU ve TFG arasında başlayan Baidoa Savaşı zamanla genişleyerek Bandiradley ve Beledweyn bölgelerini de içine almıştır. Etiyopyalıları ülke dışına sürmek isteyen ICU bu amacına ulaşamamış ve girdiği tüm savaşları yitirerek Mogadişu'ya geri çekilmek zorunda kalmıştır. ICU önderleri 27 Aralık'taki görece kansız Jowhar Savaşı'ndan sonra görevlerini bırakmak zorunda kalmışlardır.

31 Aralık 2006'da meydana gelen Jilib Savaşı'nın ardından Kismayo, TFG ve Etiyopya güçlerinin eline geçmiştir. Bunun ardından Başbakan Ali Mohammed Ghedi tüm ülkeye silahsızlanma çağrısında bulunmuştur.

ABD'nin müdahalesi : Amerika Birleşik Devletleri 1990'lardaki Birleşmiş Milletler görevinin ardından ilk kez Ocak 2007'de Somali sınırlarına girmiş ve ICU güçlerinin arasında gizlendiğine inandığı El-Kaide üyelerini aramıştır. Amerikalı yetkililerin eyleme geçmeden önce Etiyopya ve Somali güçleriyle de haberleştiği resmi olmayan raporlarda belirtilen olgulardandır. Deniz kuvvetleri de olası bir kaçma girişimine karşı kıyıda hazır bekletilmiş ve Kenya sınırı geçici bir süre için kapatılmıştı.

İslamcı ayaklanma ve mezhep çatışmalarının yeniden başlaması : ICU güçleri ülke sınırları dışına sürülmelerinden kısa bir süre sonra geri dönüp gerilla savaşı taktiğini benimsemeye başlamışlardır. Bunun yanında, artan mezhep çatışmaları da savaşın bitmeden yeniden başlamasına neden olmuştu.

Ülkede barışın sağlanması amacıyla 8000 barış gücü askerinden oluşan bir Afrika Birliği Somali Görevi (AMISOM) oluşturulmuştur. Bu görev, ülke çapında konuşlu bulunan yabancı asker sayısını biraz daha artırmıştır. Kendilerini Popüler Direniş Hareketi olarak tanımlayan İslamcı grup, ülkedeki yabancı asker varlığını şiddetle eleştirmekteydi.

ICU kaynaklı El-Şebab örgütü halen ülkenin güney bölgelerini kontrol etmektedir.

Somali'de İç Savaşın Geleceği ve Türkiye'nin Rolü

Doğu Afrikada etkili olan, özellikle Somaliyi vuran kıtlık yapılan yardımlara rağmen devam etmektedir. Birleşmiş Milletlerin (BM) yayınladığı son rapora göre kıtlık bölgede giderek etkisini artırırken Somalinin güney kısımlarındaki birçok yerleşim yeri de afet bölgesi olarak belirlendi. BM ve bağımsız yardım kuruluşları seferberlik ilan etse de kıtlığın ortaya çıkmasında etkin olan faktörler var olmaya devam ettiği için kıtlığın bıçakla kesilir gibi ortadan kalkması beklenmemelidir.

Bu faktörlerden en önemlilerinden bir tanesi de Somalide yaşanan ve tüm bölgeyi olumsuz etkileyen çeyrek asırlık iç savaştır. Birleşmiş Milletlerin onayıyla gerçekleştirilen askeri harekât sonrasında kurulan Geçici Hükümet şimdiye kadar ülke içinde otoritesini yerleştirip meşruiyet kazanamadı. Geçici hükümeti tanımayan grupların başlattıkları silahlı mücadele ise neredeyse çeyrek asırdır devam etmektedir. Somalideki iç savaşın geleceği bölge istikrarı için önemlidir. Ancak olası bir barış sürecinde etkin rol oynayabilecek aktörlerin de bu bölgede etkinliğini artırması kaçınılmazdır.

Somali
Somali
Somalide artık müzmin bir hal alan iç savaşa dair üç farklı senaryodan bahsetmek mümkündür: iç savaşın devamı, uluslararası müdahale ve arabuluculuk ile uzlaşma. Bu senaryolardan bahsetmeden önce iç savaşı anlama adına kısaca savaşan taraflara ve son yıllarda yaşanan kırılma noktalarına değinmek faydalı olacaktır. Somalide bugün yaşanan iç savaş, yüzeysel bir tanımlama ile ülkedeki aşiretlerin kendi güvenliğini sağlama ve kaostan kurtulma adına verdiği silahlı mücadeledir. Somalide 1969 yılında bir askeri darbe ile yönetimi eline alan Siad Barre 22 yıl sonra artan muhalefete dayanamayarak 1991de yönetimi bırakmak zorunda kaldı. Barrenin ardından yeni yönetim kurmak için toplanan muhalif grup liderleri bir anlaşmaya varamayınca kendi aralarında mücadele etmeye başladılar. Ülkede uzun yıllar süren muhalif güçler arasındaki silahlı çatışmalar ülkede devlet kurumlarını işlemez hale getirdiği gibi kargaşa ortamının doğmasına ve ekonominin savaş ağalarının kontrolüne geçmesine sebep oldu. Bir yandan ülkenin çeşitli bölgelerinde iç savaş devam ederken öte yandan Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında gerçekleşen müdahale sonrası kurulan Geçici Hükümet kendisini kabul ettirmeye çalışıyordu. Bu güvensizlik ve anarşik atmosferde zamanla bir takım gruplar ortaya çıktı ve silahlı güçleri organize ederek Geçici Hükümete karşı muhalefet ettiler.

Organize muhalif güçlerden en önemlilerinden birisi İslam Mahkemeleri Birliği (İMB) adını alan teşkilat idi. Özellikle 2000li yılların ortasında gücünü artıran İMB başkent Mogadişu dâhil birçok önemli şehirde hâkimiyetini kurunca 2006da Etiyopya askeri güçleri Somalinin Merkezi Geçici Hükümetine yardım etmek için bu ülkeye girdiler. Bu askeri müdahalenin gerçekleşmesinde Amerika Birleşik Devletlerinin askeri yardımı etkili olmuştur. Daha önce 1992 yılındaki operasyonda yaşanan can kayıpları yüzünden bu ülkeye bizzat asker göndermeye soğuk bakan ABD, Etiyopya üzerinden İMBnin güçlenmesini önlemeye çalışmıştır. Ocak 2009da komşu ülke Cibutide imzalanan barış anlaşması ile Merkezi Geçici Hükümet ve İMB dâhil birçok muhalif grup anlaşmaya vararak bir milli meclis oluşturuldu ve Şeyh Ahmed Devlet Başkanı seçildi. Böylelikle ılımlı çizgideki İMB silahlı mücadelesine son verdi ve Etiyopya askerleri ülkeyi terk ederek Merkezi Hükümetin savunmasını az sayıdaki Afrika Birliği güçlerine bıraktı.

Yapılan barış anlaşmasının ve İMBnin silahlı mücadeleyi bırakmasının ardından kendilerine El-Şebab (Gençlik) adını veren bir grup ön plana çıktı. Önceleri İMB ile birlikte hareket eden radikal El-Şebab örgütü Merkezi hükümete karşı en önemli tehdit olmaya başladı. Afrika, başkenti idare edenin tüm ülkeyi idare etme hakkını kazandığı kıta olarak da bilinir. El-Şebabın etkinliği özellikle başkent civarlarında arttığı 2010 yılında Washingtonda tekrar bir müdahale senaryosu konuşulmaya başlandı. Bu dönemi başka bir analiz derinlemesine ele almıştı. O günlerde Washingtondaki yetkililer yine bizzat askeri müdahalede bulunmaktan çekindi. Ancak bir yandan Merkezi hükümete ağır silah yardımı yaparken bir yandan da Amerikan jetleri ile El-Şebab noktalarını imha ederek bu örgütün etkinliğini ciddi anlamda kırdı. Daha sonraları gücünü toplayan örgüt Ağustos 2011de başkenti kısa süreliğine ele geçirse de hükümet güçlerine direnememiş ve geri çekilmek zorunda kalmıştı.

Bunların dışında ise hala silahlı mücadeleye devam eden örgütlerden önemli bir tanesi ise Hizbul İslam'dır. İMBden koparak kurulan ve mevcut Devlet Başkanı Ahmedin eski başkanı olduğu Hizbul İslam, El-Şebab gibi radikal savaş yöntemleri benimsememektedir. Daha çok hükümet güçleri ile konvansiyonel çatışmalara giren Hizbul İslam, suikast ve adam kaçırma gibi yöntemlere başvurmamaktadır ve tehdit düzeyi El-Şebab kadar değildir. Batılı güçlerin kuklası olmakla ve İslamiyeti terketmekle suçladıkları Merkezi hükümeti devirmeyi amaçlayan grup aslında tek bir merkezi yönetime sahip olmayıp muhalif aşiretlerin bir araya gelmesiyle oluşmuş bir ittifaktır. Somalideki iç savaşın bir diğer önemli aktörü ise bulunduğu bölgeyi (Galgadud, Somalinin orta kısımları) terör ve anarşiden korumak olan Ehli Sünnet vel Cemaattir (ESVC). Yapı olarak bir tarikat olan ESVC, kendileri için önemli zatların türbelerine El-Şebab tarafından saldırı düzenlenmesi ve cemaatin önemli isimlerine suikast düzenlemesi üzerine 2008 yılında silah kullanmaya başlamıştır. Somalide Vehhabilik ve El-Kaide varlığına karşı olan ESVC, İslamı yaşayış ve anlayış çizgisinden dolayı ABD'nin de kendisine yakın gördüğü ve destek verdiği bir gruptur.

Bu bilgiler ışığında çatışmanın seyrine, aktörlerin tutumlarına ve uluslararası ilişkilerin gerçeklerine bakıldığında Somalideki iç savaşın geleceği ile ilgili üç farklı senaryodan bahsedilebilir. Bu üç senaryo da incelendiğinde görülecektir ki, Somalideki iç savaşta muhaliflerin başarılı olma ihtimalleri yok denecek kadar azdır. Beklentiler, bu iç savaşın bir müddet daha devam edeceği ve hükümet güçlerinin tek otorite olarak kalacağı yönündedir.

1. İhtimal: İç Savaşın Devamı ve Uzlaşma: Somalide yaşanan iç savaş yirmi yılı aşkın süredir devam etmektedir. Şimdiye kadar Mogadişudaki Geçici Federal Hükümet bir şekilde var olmayı ve iktidarda kalmayı başarmıştır. Her ne kadar ülke çapında meşruiyet sorunu olsa da uluslararası toplum tarafından kabul edilen tek otorite olmaya devam etmektedir. Geçen süre zarfında çeşitli aşiretler birleşerek hükümete karşı silahlı mücadele yolunu seçmiş olsalar da özellikle ABDden gelen askeri yardım ve Etiyopyanın ordusunu Somaliye sokmasıyla hükümet güçlerinin silahlı mücadeleyi kaybetmelerine izin verilmemiştir. Böylesi dalgalanmaların yaşandığı bu iç savaşın bir süre daha devam etme ihtimali maalesef en yüksek ihtimaldir. Yakın gelecekte hükümet güçleri mücadelelerine devam etmek için gereken maddi imkânların sağlanması noktasında büyük güçlüklerle karşılaşmayacaktır. Gerek ABD gerekse bölgede çıkarı olan diğer ülkeler gerektiğinde hükümete gerekli desteği sağlayacaktır. Günde yaklaşık 3 milyon varil petrolün dünya piyasasına dağıtılmak için geçtiği Aden körfezinin girişinde bulunan, doğal gaz ve petrol kaynaklarına sahip olduğuna kesin gözüyle bakılan bu ülkede batı karşıtı radikal bir gücün iktidara gelmemesi için enerji bağımlılığı yüksek olan ABD ve Avrupalı ülkeler ellerinden gelen yardımı Somali hükümetine yapacaktır.

Bu bağlamda, uluslararası gerçekleri kabul etme durumunda olan muhalif güçler bir zaman sonra silahlı mücadeleden vazgeçeceklerdir. Uluslararası ilişkiler alanında yapılan araştırmalar da göstermektedir ki, iç savaşların ortaya çıkmasında mağduriyetler etkili olsa da sürdürülebilmesi isyancıların kontrolünde değerli bir kaynağın bulunmasına bağlıdır. Petrol, elmas veya altın gibi maddi destek sağlayabilecek bir kaynağa sahip olmayan muhalif güçlerin Somali hükümetine yönelik mücadelelerini uzun süre devam ettirmeleri mümkün değildir. Geçmişte İMBnin yaptığı gibi, mevcut muhalif silahlı güçler de hükümet ile uzlaşıya varırsa ülkedeki iç savaşa bir son verilebilir. Yukarıda da ifade edildiği gibi Somalideki bütün muhalif güçler radikal değildir. El-Şebab dışındaki çoğu grup ülkede güvenliğin tesis edilmemiş olmasından kaynaklanan sebeplerle silahlı gruplar oluşturmuş ve çevrelerine yapılan saldırılara karşı koyma adına silaha sarılmıştır. Dolayısıyla iç savaşın sona ermesi yönünde meydana gelebilecek gelişmelerin güvenlik amaçlı oluşan silahlı grupların dağılmasını kolaylaştıracağı ve hızlandıracağı söylenebilir.

2. İhtimal: Uluslararası Askeri Müdahale :
Eğer iç savaş uzun yıllar daha devam ederse, bir önceki senaryoda bahsedildiği gibi hükümet güçleri kayda değer bir üstünlük sağlayıp bu üstünlüğü koruyamazsa ve muhalif radikal güçler daha etkin hale gelip ülkedeki insanlığa karşı suçlar yaygın ve sistematik hale gelirse devreye dış aktörler girebilir. Burada beklenmesi gereken Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında çokuluslu bir harekâttan ziyade birkaç ülkenin liderliğinde Somali hükümetinin mücadelesine destek olacak nokta operasyonların gerçekleşmesidir. Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında Güvenlik Konseyinde alınacak bir kararla gerçekleştirilecek çokuluslu bir operasyon bürokratik işlemlerden dolayı gecikmesi Bosnadaki gibi barış güçlerinin geç intikal etmesine yol açabilir. Son on yıl içinde önce İMB ve sonra El-Şebab örgütlerinin başkent Mogadişuyu ele geçirmeleri üzerine ABD, hükümet güçlerine askeri yardımda bulunurken Etiyopya ordusunun da Somaliye girerek hükümet güçlerine destek vermesini sağladı. Bunların yanı sıra 2010da El-Şebabın etkinliğini ciddi anlamda artırdığı bir dönemde Amerikan savaş uçakları örgüte ait önemli noktaları vurarak bu grubun etkinliğini kırdı. Eğer ilerleyen yıllarda hükümet güçleri ve silahlı muhalif kuvvetler arasındaki iç savaş şiddetini artırarak devam eder ve içinden çıkılmaz bir hal alarak Amerikan çıkarlarını tehdit edecek seviyeye ulaşırsa Somali hükümetine geçmişte olduğu gibi ancak daha kapsamlı ve yoğun bir askeri destek sağlanabilir.

İç savaştaki tarafların kendi aralarında uzlaşmaya varamamaları sonucu savaş uzarsa bunu durdurma adına ABDnin veya başka aktörlerin kullanacağı tezlerden birisi de iç savaşın kuraklık sonucu yaşanan trajedinin en önemli sebeplerinden birisi olmasıdır. Bu sebep yapılacak müdahaleyi haklı çıkarmak için gerçek ve haklı bir sebeptir. Yaşanmakta olan iç savaş yüzünden Somalili çiftçiler tarıma elverişli alanlardan yeterince istifade edememiş ve ülkenin gıda üretimi sorun oluşturacak düzeyde düşük kalmıştır. Bunun dışında yaşanmakta olan iç savaşın ortaya çıkardığı güvensizlikten dolayı Birleşmiş Milletlerin Somalide kıtlık ilan etmesinin ardından ülkeye giden yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında da sıkıntılar yaşanmıştır. Nitekim en son yayınlanan Birleşmiş Milletler raporuna göre 2011 Sonbahar döneminde yeterli gıda yardımı sağlanamazsa 750 bin kişi hayatını kaybedebilir. Netice itibariyle gerçekleşecek bir dış müdahale meşruiyet sorunu yaşamayacak ve uluslararası toplumdan kayda değer bir tepki gelmeyecektir.

3. Arabuluculuk İhtimali ve Türkiyenin Yumuşak Gücü : Yukarıda bahsedilen birinci senaryoda iç savaşın bir an önce bitmesi ve tarafların uzlaşmasını kolaylaştırabilecek en önemli etken güvenilir ve tarafsız bir arabulucu aktörün devreye girmesidir. İç savaşta tarafların kendisine yakın hissedeceği, ülke ve bölge üzerinde maddi çıkar temelli politika izlemeyen ve tarafsızlığına güvenilen bir aktör, başta Federal Geçici hükümet olmak üzere tüm tarafları barışa ikna edebilir. Çünkü iç savaşların sona ermesi için gerçekleştirilen barış görüşmelerinde yaşanan en büyük sıkıntı tarafların aldatılma olasılıkları ve güven sorunudur.

İşte Türkiye, Somali ve bölge ile olan tarihi bağları ve son dönemde buraya dönük açılımları ile Somali iç savaşındaki tarafların güvenebileceği ve saygınlığı olan bir ülkedir. Türkiye tarihinde belki de ilk kez komşu olmayan bir ülkede yaşanan soruna bu kadar duyarlılık gösterdi. Şimdiye kadar tüm dünyada yaklaşık olarak 1 milyar dolar yardım toplanırken bunun %25i sadece Türkiye tarafından toplanmıştır. Ayrıca gelişmekte olan ülkeler arasında hükümet başkanı seviyesinde Somaliyi ziyaret eden tek ülke yine Türkiye olmuştur. Birçok yardım kuruluşunun bile güvenlik endişesiyle gitmeye çekindiği Mogadişuya Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak Sayın Erdoğan kalabalık bir heyet ile şehre gitmiş ve mülteci kamplarını ziyaret etmiştir. Ziyaret esnasında Türkiyenin sağladığı yardımların dağıtılması ve su kuyuları, sahra hastanesi gibi etkin çözüm üretecek proje sözlerinin verilmesi bu ülkeyi ve insanını kazanma adına önemli adımlardır.



Türkiye son dönemde yakın havzasında oynadığı aktif, barışı ve uzlaşmayı temel alan dış politika anlayışıyla birçok ülke liderini bir araya getirerek sorunların konuşarak çözülmesini kolaylaştırmıştır. Uluslararası politikada daha etkin olmayı amaçlayan Türkiyenin gerekli olan güvenilir ve saygın ülke imajını kazanması için Somali iç savaşı gibi olayları çok iyi değerlendirmelidir. Somali halkının ve yöneticilerinin de Müslüman olması, Osmanlı döneminde sömürgeci güçlere karşı bu bölge halklarına yardım edilmiş olması ve Türkiyenin uluslararası arenada artan saygınlığı Türkiyeyi Somalide savaşan tarafların saygı duyacağı ve güveneceği bir aktör kılmaktadır. Ayrıca Türkiyenin Somalide ve bölgede hayata geçirdiği projeler ve yardım programları diğer ülkelerden farklılık göstermektedir. Birçok yabancı devlet Afrikalı ülkelere kalkınmaları için yardım ederken yapılanların bir işe yaramamış olmasına rağmen devam etmeleri ve bir yandan yardım ettikleri ülkelerden ticari tavizler almaları dış aktörlere olan güveni zedelemiştir. Ancak Türkiye kalkınma yardımı konusunda son derece dikkatli davranmış, sömürgecilik olarak algılanabilecek projelerden kaçınmış ve karşılığında maddi anlamda bir taviz koparmamıştır. Tüm bunlar Türkiyenin arabuluculuk rolü üstlenebileceğini göstermektedir. Cumhuriyetin yüzüncü yılında dünyanın en büyük on ekonomisinden biri olmayı hedefleyen Türkiye, o konumda kalmak ve daha da yukarı çıkabilmek için ekonomik gücünü siyasi güç ile de pekiştirmelidir. Bunun için ise Somalideki iç savaş gibi barışı sağlayabileceği fırsatları değerlendirmeli ve uluslararası arenada oluşan barışçıl ve dost ülke imajını kuvvetlendirmelidir.

Somali' Türk Büyükelçiliği

Konsolosluk çalışma saatleri Pazar-Perşembe 112: 14-16)

Posta adresi
T.C. Mogadişu Büyükelçiliği Lido Plajı Mogadişu/Somali

E-posta
embassy.mogadishu@mfa.gov.tr

Telefon
+ 252 619 999 223 + 90 312 218 6370

Nöbetçi / Acil Durum Telefonu
+252 618 253 053

Faks
+90 312 218 63 90

: Mogadişu Büyükelçiliği
: Mogadişu Büyükelçiliği

Görev Bölgesi :
Somali

Akredite ülkeler :
Somali
 
İlginizi Çekebilecek Benzer Konular
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst