MURATS44

topragizbiz.com
16 Nis 2013
5,187
649
113
Ağaç Nedir?

tb

Boyu en az 5 metre , çapı da 10 cm'den aşağı olmayan, dal sürgün ve yapraklarının oluşturduğu tepe tacını tek bir gövde üzerinde taşıyan, her yıl çap artımı yaparak kalınlaşan , sürgün vererek boylanan, hücrelerinin büyük bölümü odunlaşmış olan, uzun ömürlü bitkilere AĞAÇ denir...

Bir ağaç; temel olarak kök, gövde, dal ve yaprak olmak üzere 4 ana organdan oluşur. Bu organların biçim, boyut, yoğunluk, hacim, ağırlık, boy, çap, yıllık artım gibi özellikleri ağacı biçimlendiren temel özelliklerdir...

Bir ağacın yaşayıp gelişebilmesi için; ışık, sıcaklık, CO2, O2, su ve mineral madde gereklidir.

Ağaçların; topraktan su ve mineral maddelerini, havadan ise karbondioksiti almak, güneş enerjisini kullanarak organik madde üretmek, havaya oksijen vermek, canlılara besin ve barınak sağlamak gibi çok önemli işlevleri vardır.
Ağaçlar bu işlevleri yerine getirirken çevrelerindeki canlı ve cansız tüm varlıklarla karşılıklı olarak birebir ilişki ve etkileşim halindedirler. Bu yüzden ağaçlar içinde bulundukları ekosistemler için vazgeçilmez elemanlardırlar.

Ağaçların yok olması; yaşama ortamının bozulması ve iklimin olumsuz yönde etkilenmesi ve devamında yaşam zincirinin kopması, en sonunda da tüm yaşamın yok olması anlamına gelir...

Ağaçlar ışık, yer, su ve mineral maddeler yüzünden birbirleriyle amansız bir rekabet içerisine girerler. Bu rekabette baskın çıkabilmek ve dolayısıyla hayatta kalabilmek için tepe ve köklerini hızla geliştirmeye çalışır, gölgeye dayanıklı yaprak üretir, işlevini kaybeden organlarını (yaprak - dal - kök) terkeder, rakiplerini gölgeleyerek altetmeye çalışırlar.

Bazı ağaç türleri (ceviz, meşe, huş, dişbudak, ıhlamur gibi..) kök ve yapraklarından salgıladıkları sıvı ve gazlarla komşu bitkilere zarar bile verebilirler...

Ağaçlar olgun çağa geldiklerinde ulaşacakları boylara göre üç sınıfa ayrılmaktadır.

Birinci Sınıf Ağaçlar: 100 - 150 Yaşlarında takriben 35 - 40 m. boylanabilen ağaçlar bu gruba girer:
(Ladin, Melez, Sedir, Duglas, Sekoya, Sançam, Karaçam, Meşeler, Kayın, Dişbudak, Çınaryapraklı Akçaağaç, Ihlamur, Karaağaç, Kızılağaç, Okaliptus gibi..)

İkinci Sınıf Ağaçlar: İleri yaşlarda 25 m boylanabilen ağaçlar bu gruba girer:
(Kızılçam, Fıstıkçamı, Servi, Porsuk, Ardıç, Çınar, Titrekkavak, Sahra Akçaağacı, Gürgen, Söğütler gibi..)

Üçüncü Sınıf Ağaçlar: İleri yaşlarda ancak 8 - 10 m. boylanabilen ağaçlar bu gruba girer:
(Andız, Fenike Ardıcı, Akçaağaç, Kızılcık, Çitlenbik, Mazı Meşesi, Pırnal Meşesi, Keçiboynuzu, Defne, Tesbih ağacı gibi..)

Meşcere: Ormancılık bilimleri açısından meşcere, çok sayıda ağacın geniş bir alanda birbirini etkileyecek sıklıkta ve birarada bulunması halidir.

Orman: Ele alış biçimi ve ele alan kişinin amacına göre Orman kavramının farklı tanımları ile karşılaşılmaktadır. Bir şairin, yazarın ve ressamın Orman anlayışı ile, geçimini ormandan sağlayan kırsal kesim halkının ormana bakış açıları birbirinden çok farklıdır. Büyük metropolde yaşayan insan gözünde Orman; temiz hava, kaliteli içme suyu ve türlü rekreaktif etkinliklerin yapılabildiği doğa parçası iken, ormancılık, arıcılık ve hayvancılık yaparak geçimini sağlayan halk gözünde Orman; hayatını idame ettirebileceği iş ve çalışma ortamıdır.

Ormancılığın değişik bilim dalları da uğraş alanlarına ve bakış açılarına göre ormanı farklı şekilde tanımlamaktadır.

Hukukçu gözünde orman:

`Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları, yerleriyle birlikte orman sayılır.` Ancak; sazlıklar, step bitkileriyle örtülü yerler, dikenlikler, parkıar, şehir koruluklan, mezarlıklar, yüzölçümü 3 hektardan az olan sahipli arazi üzerindeki ağaçlık alanlar orman tanımı içine girmemektedir (6831 Sayılı Orman Kanunu Madde 1.)

Orman ürün ve hizmetlerinin oluşumunu inceleyen ve bu kaynakların miktarını arttırmayı amaç edinen Orman Hasılat Bilgisi yönünden Orman; Baskın elemanı ağaç ve ağaççıklardan oluşan otsu ve odunsu bitkilerin diğer mikro ve makro organizmalarla birlikte meydana getirdiği bir yaşam birliğidir.

Çeşitli ormancılık disiplinlerinin kendi yönlerinden yaptığı tanımların ortak özelliklerine dayanarak ormanı; `Belirli yetişme ortamlarında var olan ve gelişen, ana elemanı ağaç ve ağaççık olmak üzere, diğer bitkisel, hayvansal ve mineral elemanlardan oluşan, bu elemanlar arasında karşılıklı etkileri ve kendine özgü yaşam birliği olan bir doğa varlığı, topluma orman ürünleri ile diğer foknsiyon ve hizmetler sağlayan ulusal bir servet..` biçiminde tanımlayabiliriz. (ERASLAN, 1983, S.27).

Çalı ve Ağaçcık: Ömürleri kaç yıl olursa olsun, boyları hiç bir zaman 5 m . yüksekliğe ulaşamayan Sandal, Kocayemiş, Akcakesme , Funda ve Karaçalı gibi odunsu bitkiler çap ve boylarına göre Çalı veya Ağaçcık olarak anılmaktadır . Çalılar çok yıllık odunsu bitkiler olup ağaçlardan boyunun kısalığı ve uzamayı temin eden bir orta sürgünün olmayışı ile ayrılır.

tb
 
  • Beğen
Tepkiler: Ugur

Benzer konular

MURATS44

topragizbiz.com
16 Nis 2013
5,187
649
113
En güzel Ağaçlar

Sekoya Ağacı
SEKOYA : Sekoya ağaçlarını diğer bütün ağaçlardan ayıran özelliği dünya üzerindeki en büyük ağaç olma özelliğinde olmasıdır. Kuzey Amerika bölgesinde bulunan bu ağaç türü büyüklükleri nedeniyle çok büyük ilgi görmektedir. Bu ağaç türü hem boyu hem de çapı itibariyle oldukça büyük bir ağaçtır.

Sekoya ağaçlarının özellikleri nelerdir?

Sekoya ağaçlarının ortalama boyları 120 metre civarındadır, büyümesi için çok uygun ortamları bulurlar ise yaklaşık olarak 140 metreye kadar boylarının uzadığı görülmüştür. Ağaçların ortalama çapı 7 metreye kadar olabilmektedir.

Sekoya ağaçlarının yaprakları oldukça büyük ve her zaman yeşil kalabilen bir özelliği sahiptirler.

Sekoya ağaçlarında iki ayrı yaprak tipi bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi pul yaprak adı verilen sürgünün dip ve uç kısımları ile kozalak sapında yer alan yaprak çeşidi, diğeri ise sürgünlerin üzerinde bulunun çok ince yapılı iğne yapraklardır.

Sekoya ağaçlarının kozalaklarının olgunlaşma süresi yaklaşık olarak 1 yıl olup 20 civarında puldan oluşurlar. Bu pulların içinde yaklaşık olarak 5-6 adet tohum bulunmaktadır.

Sekoya ağaçlarının en kalın yeri gövdelerinin alt kısımlarıdır. Uçlara doğru çıktıkça kalınlığı da azalır.

Kırmızıdan kahverengiye çalar bir kabuk rengi bulunmaktadır.

Yapraklar genel olarak sürgünlere sarmal olarak dizilirler. Dallar üzerinde bulunan yaprakların boyları 1-2 cm iken gövdede bulunan yaprakların uzunlukları 2-2,5 cm civarındadır.

Sekoya ağacı
sekoya ağacı
Dünyadaki en büyük ağaç olma özelliğine sahip olan “General Sherman” isimli ağaç Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan ve Sekaya ağaçlarının bulunduğu bir milli parkta bulunmaktadır. Ve bu ağacın cinsi de yine bir Sekoya ağacıdır.

“General Sherman” ismi verilen ağaç dünya üzerindeki en büyük ağaç olma özelliğine sahip bulunmaktadır.

Bu ağaç özellikle boy uzunluğu açısından en uzun sekoya ağacı olmasa da özellikle gövde kalınlığı ve boyu ikisi birlikte alındığında dünyanın en büyük ağacı olma özelliğine elinde bulundurmaktadır.

General Sherman isimli bu ağacın boyu 85 metre civarında olup gövdesinin çapı yaklaşık olarak 24-25 metre aralığındadır. Kabuklarının kalınlığı ise bazı yerlerde 60 cm’ye kadar çıkabilmektedir.

Bu ağacın yaşı yaklaşık olarak 2000 yıldır. Fakat bazı sekoyalara göre oldukça genç sayılır çünkü bu sekoya ağaçlarının bazılarının yaşının 3000 yıldan fazla olduğu bilinmektedir.

General Sherman sekoya ağacının hesaplanabilir tahmini ağırlığının 2000 tonun üzerinde olduğu ileri sürülmektedir ki bu bilginin bundan yıllar önce bildirildiği bilinmektedir.
 
  • Beğen
Tepkiler: Ugur

MURATS44

topragizbiz.com
16 Nis 2013
5,187
649
113
Baobab ağaçları, Madagaskar

Baobab ağaçları, Madagaskar
Yeryüzünün en geniş gövdeli ağaçlarından olan baobab ağacı Maymun ekmeği olarak da bilinir. Daha çok Afrika, Madagaskar ve Avustralya’da yetişen ağacın on kadar türü vardır. Afrika’da çok rastlanan bir türünün, boyu 10-20 metre olduğu halde, gövdesinin çevresi 50 m. ye yakındır.

Kabuğundan ve yapraklarından “adasonina” adı verilen ateş düşürücü madde elde edilen baobabın Portakal büyüklüğünde, yumurta biçiminde olan meyvesinin ekşi etli bölümü, şeker ekilerek yenir.12-15 cm e varan meyvelerinden alınan tohumları, iri -orta boy fasulye büyüklüğündedir.

Tohumları oda sıcaklığında, serin ortamda ortalama 14 yıl gibi uzun bir süre çimlenme kabiliyetlerinden hiçbir şey yitirmeden saklanabilir.

Ender ve koruma altında olan Adansonia türleri, Afrika’da yaygın olarak tohumdan ekilerek üretilmekte ve doğal yaşamı koruma çerçevesinde fideler, yaygın bulundukları bölgelere çoğaltma amacı ile tekrar dikilmektedirler.

Baobab çok uzun ömürlü bir ağaçtır. Yılın büyük bir kısmını yapraklarını dökmüş olarak geçirir. Gövdesinin içerisi oyuk olduğundan bazı yerli halk bu gövdelerin içinde oturur. Taze yapraklarını yerliler sebze olarak yerler.

Bu ağacın 10 santim kalınlığındaki kabuğu önceleri kinin yerini tutan bir ilaç olarak kullanılırdı. Bugün kabuklarının liflerinden çok dayanıklı halatlar yapılır, Hindistan’da da fil heybeleri yapımında ve kağıt yapımında kullanılır. ve Çok hafif olan kerestesi de çeşitli işlerde kullanılır.

Morfolojik özellikleri : Boyları 18 m'yi bulabilir. Gövde çevresi 30 m'yi, çapı 9 m'yi bulur. Bu yumuşak ve süngerimsi dev gövde, bir su deposu görevi yapar ve oran olarak yapraklar ile dallara göre çok büyük olduğu izlemini verir. Ağaç, dalların uçlarını aşağıya doğru sarkmasıyla bir kubbe biçimini alır.

Kullanımı : Kabuğundan ve yapraklarından "adasonina" adı verilen ateş düşürücü madde elde edilen baobabın odunundan kâğıt yapılır. Portakal büyüklüğünde, yumurta biçiminde olan meyvesinin ekşi etli bölümü, şeker ekilerek yenir.

Baobab ağaçları
Baobab ağaçları

Türler :

Afrika baobabı (Adansonia digitata)
Büyük baobab (Adansonia grandidieri)
Avustralya baobabı (Adansonia gregorii)
Madagaskar baobabı (Adansonia madagascariensis)
Perrier baobabı (Adansonia perrieri)
Fony baobabı (Adansonia rubrostipa)
Suarez baobabı (Adansonia suarezensis)
Za baobabı (Adansonia za)
 
  • Beğen
Tepkiler: Ugur

MURATS44

topragizbiz.com
16 Nis 2013
5,187
649
113
Mor Salkım Ağacı

Mor Salkım Ağacı
Hızlı büyüyen ve Çabuk gelişen bir ağaç türüdür. 12 türü vardır. W.Sinensis türü kokuludur. W.Floribunda türü ise kokusuz ama bol çiçekli bir türdür. Beyaz ve açık morun tonlarında çiçekleri vardır. Eski bahçelerin en klasik sarmaşığıdır. Sürgünlerinin uçlarındaki yaprak yapıları duvarlara ve çitlere tutunmalarına yardımcı olur.

Çok uzun ömürlü olan mor salkım ağacının 2-2,5 cm boyundaki çiçekleri güzel kokuludur, 15-30 cm boyunda sarkık kurullar oluştururlar. Yapraklanmadan önce Nisan başlarında yoğun bir şekilde açmaya başlayıp bazen yaz sonuna kadar seyrek ve küçük salkımlar halinde ağaç üzerinde yer alırlar.

Gri renkli gövde çatlaksızdır ve 25-30 cm çapa ulaşabilir. Genellikle birden çok gövde yapar ve birbirine dolanan bu gövdeler ileriki yıllarda kaynaşırlar.

Mor Salkım Ağacı Özellikleri

  • Anavatanı Çin olan mor salkım botanikteki adı Wisteria Sinensis’dir. Ülkemizde sadece salkım olarak da adlandırılır. Aslında salkım, Wisteria bitkisinin adıdır. Wisteria Sinensis de salkımın türlerinden biri olan mor salkımı ifade eder. Diğer salkım türleri çok bilinmediği için yaygın olarak mor salkım bitkisine salkım denilmektedir.
  • Salkımın türleri; Wisteria sinensis ( mor salkım ), Wisteria floribunda ve Wisteria venusta olarak adlandırılır.
  • Mor salkım kokusu oldukça güzeldir ve dikkat çekicidir.
  • Mor salkım Baklagillerden gelen bir çeşit sarmaşıktır ancak diğer sarmaşıklardan biraz farklıdır. Mor salkım duvar üzerine yapışmaz. Bu sebeple eğer bir yeri sarmasını istiyorsanız özellikle başlangıç aşamasında tel, çubuk vs. kullanmanız gerekir.
  • Çiçekleri salkımlar halinde olup mor, beyaz, krem, mavi ve pembe gibi renklere sahiptirler.
  • Mor salkım çok yıllık bir bitkidir. 20 metreden daha fazla uzayabilen bu bitkinin ömrü yaklaşık 70- 80 sene civarındadır. Düzenli olarak budanması durumunda boyu bu kadar uzamaz. Ömrü uzun olan mor salkım ağacı vadesini doldursa dahi kökünden yeni sürgünler verebilir.
  • Mor salkım ilkbahar ortasında çiçek açmaya başlar. Yaz başlamadan çiçeklenip uzun süre çiçeklerini korur. Yaz ortasında da çiçeklenmeler olabilir.
  • Mor salkım yapraklarından önce çiçeklerini çıkarır ve yapraklarını kışın döker.
  • Mor salkım çok hızlı gelişir. Küçük bir fideyken çok kısa zamanda uzun bir sarmaşığa dönebilir.
  • Uzun ve yassı şekilli meyveleri baklayı andırır.
Mor Salkım Nasıl Yetiştirilir?

Mor Salkım
Mor Salkım
.
  • Mor salkım elbette bir bahçe çiçeğidir ve evde yetiştirmeye uygun değilidir. Yukarıda bitkinin özelliklerinden bahsederken 20 metreden fazla boylandığını belirtmiştirk. Ancak mor salkım bitkiniz için bahçenizde de yer seçerken dikkat etmeniz gerekir.
  • Mor salkımın yerini doğru seçmeniz önemlidir. Yerini taşımamalı ve ona en uygun yeri bulmalısınız. Sarmaşık türünden bir ağaç olması sebebi ile sarılabileceği yapıların yanına dikmeli ya da sarılabileceği bir materyali yanına getirmelisiniz.
  • Mor salkım bitkinizi sık sık ve düzenli olarak budamanız gerekir. Aksi takdirde başka ağaçların üzerine doğru meyil ederek onların gelişimini engelleyebilir. Budama sıklığı ayda bir veya 2 ayda bir olabilir. Bunu bitkinizin gelişimine göre düzenleyebilirsiniz.
  • Bitki ılıman ortamları sever fakat zor koşullara karşı da dayanıklıdır. Mor salkım aşırı sıcaklara ve -30 derecelere kadar olan soğuklara karşı yaşam faaliyetlerini sürdürebilir.
  • Mor salkım çok fazla toprak seçmez ama killi toprakları daha çok sever. Bol su sevdiği için topraktaki drenajın da iyi olması gerekir. Aksi halde kökler zarar görecektir.
  • Mor salkım karanlıktan çok hoşlanmaz ama çok uzun süre güneşlenme arzusu olan bir ağaç da değildir. Günün 6’da birini en azından yarı aydınlık bir alanda geçirebilirse gelişimi olağan ilerleyecektir.
  • Uzun süre güneş istemese de güneş mor salkım için olmazsa olmazdır. Eğer güneş alamazsa çiçek açmayacaktır.
  • Mor salkım rüzgar sever. Onu diktiğiniz yerin rüzgar alması gerekir.
  • Mor salkım ağacı suyu sever. Yazları toprak kurudukça sulamalı, kış aylarında ise sulama miktarı azaltılsa da sulama komple bırakılmamalıdır.
  • Mor salkım aynı zamanda bonsai olarak ya yetiştirilebilen bir ağaçtır.
Mor Salkım Çoğaltma

Mor salkım tohum veya fidan ile yetiştirilebilir. Mor salkım fidanı kısa sürede yerine alışıp çiçeklenmeye başlar. Fideyi yerine diktikten sonra ilk aşamada bolca su vermeyi unutmamalısınız. Fide ekimi için havaların soğuğunun geçmesini bekledikten sonra hareket etmeniz gerekir. Böylelikle bitkinin kökleri yaz ayı süresinde iyice yayılarak sağlamlaşır.

Mor salkım tohumunu ise direk bitkiden alabilirsiniz. Mor salkımın bezelye ya da bakla görünümünde olan meyvelerinin içerisinde tohumları bulunur. Tohumdan çoğaltmada çiçek açması için oldukça uzun zaman beklemeniz gerekebilir. bu süre 10 yıla kadar uzayabilir. O yüzden daha pratik yolları tercih etmeniz sizin için daha iyi sonuçlar verecektir.

Sarmaşık yapıda olduğu için daldırma yöntemi de bu bitkinin çoğaltılması için uygundur. Bu yöntemi uygulayabilmek için bitkinin kıvrılabilir yapıdaki bir dalının toprağa doğru bükülmesi gerekir. Ardından ucu dışarıda kalan dalın orta kısmı toprak içerisine hapsedilir. Bu işlem ilkbahar zamanı yapılmalıdır. 6 aylık bir süreç sonrasında sonbaharda ise dal sökülerek boğumların arası kesilir. Yeni bitkilerin çiçeklenmesi 2- 3 sene kadar sürecektir.
 
  • Beğen
Tepkiler: Ugur

MURATS44

topragizbiz.com
16 Nis 2013
5,187
649
113
Akça Ağaç

Akça Ağaç
Her mevsim yapraklarının renk değişikliğiyle yeryüzünün göz alan bitkilerinden Akağaç… Ilıman iklim seven ve genellikle Kuzey Yarım Küre’de yetişen bu bitki, bol ışıkta yaşamaya bayılır. Ara sıra yarı gölgeyi de tercih edenlerden… Bir piknik alanında karşılaştığınız bu bitkiyi ziyarete gittiğinizde sonbaharda yapraklarının sarı-kırmızı; yazın ise yeşil olduğunu görürsünüz. Çiçekleri ise sarı-yeşil beyaz ya da mor giyinmeye bayılırlar.

Tohumlarını genellikle sonbaharda yaparlar ve her sene tohum yapmama keyfine de sahiptirler. Gevşek yapılı topraklar onlar için vazgeçilmezdir. Hemen hemen hepsi kışın yaşanan don olaylarından pek hoşlanmazlar ve boyunları hemen bükülü verir. Ancak tam aksine rüzgâra ve kirli havalara karşı oldukça dirençlidirler. Ülkemizde genelde Kuzey’de yetişir bu güzel bitki. Boyu 10 metreyi bulabilir. Gençken gövdesi ne kadar pürüzsüzse, olgunlaşmaya başladıkça gövdesinde büyük çatlaklar meydana gelmeye başlar.

En güzel görünümü de meyvelerine aittir. Bazı yörelerde meyvelerinin kelebeğe benzemesinden dolayı, bu bitkiye “Kelebek Ağacı” da dendiğini duyabiliriz. Sonbaharda yedek madde olarak nişasta depolarlar ve sürgün uçları kopardığınızda süt çıkan türlerini görebilirisiniz. Yaprak yapısı olabildiğince kibar olan bu bitki, az parçalı ya da çok parçalı yapraklarıyla türlerine göre değişkenlik gösterir. Akçaağaçlar tohumla, çelik, kalem ve göz aşılarıyla çoğaltılabilirler.

Ülkemiz ormanlarında Akağaç’ın; Tatar Akçaağacı, Çınar Yapraklı Akçaağaç, Fransız Akçaağacı, Ova Akçaağaç ve Dağ Akçaağacı gibi çeşitleri mevcuttur. Aynı zamanda mobilya yapımı gibi pek çok sektörde de kullanılmaya uygundur.

Çoğunluğu kışın yaprağını döken ağaç, bazıları ağaççık halindeki odunsu bitkilerdir. Adını ağır, beyaz ve sert olan odunundan alan Akçaağacın gövdeleri genç yaşlarda düzgün ve pürüzsüz, sonraları derin çatlaklı levhalar halinde parçalanmış olan kabukları vardır. Sonbaharda yedek madde olarak nişasta depo ettiklerinden sürgün uçlarından koparılınca süt çıkan türleri vardır.

Kanatlı meyveleri kelebeğe benzediği için bazı bölgelerde "kelebek ağacı" olarak da adlandırılırlar. Her mevsim ayrı bir renk alan yaprakları, göz alıcı çiçek ve meyveleri ile park bahçe ağacı olarak özel bir önem taşır. Sarımsı yeşil renkteki çiçekleri salkım halindedir.

Akça Ağaç
Akça Ağaç
Kaplama üretiminde aranan ağaç türlerindendir. Kuşgözü şekilli urlu kaplamaları dalgalı, benekli, damarlı görünüşü ile çok aranır. Ayrıca parke, oyuncak, kontrplak, alet sapları, müzik aletleri ve makara yapımında kullanılır.

Birbiri aralarında kolayca hibrid yapabildikleri için 100'ü aşkın türü, alt türü, varyete ve formları vardır. Ülkemizin muhtelif yerlerinde en az 8-10 tanesi doğal olarak bulunduğu gibi bazıları da dışarıdan getirilen süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir.

Önemli türleri;

Dağ Akçaçağacı (Acer pseudoplatanus L.) (Y)
Çınar Yapraklı Akçaağaç (Acer platanoides L.) (Y)
Fransız Akçaağacı (Acer monspessulanum L.) (N)
Ova Akçaağacı (Acer campestre L.) (Y)
Tatar Akçaağacı (Acer tatarcium L.) (Y)
Dişbudak Yapraklı Akçaağaç (Acer negundo L.) (Y)
 

MURATS44

topragizbiz.com
16 Nis 2013
5,187
649
113
Gökkuşağı okaliptus Ağacı

Gökkuşağı okaliptus Ağacı
Gökkuşağı okaliptus, sıradışı bir ağaçtır ve güzel bir gövdeye sahiptir. Ağacın gövdesi, periyodik olarak kabuklu şeritler halinde yeşil bir tabaka ortaya çıkarır. Bu katman daha sonra rengini değiştirir. Dökülme ve renk değişimi, gövdenin farklı bölümlerinde farklı zamanlarda gerçekleşir. Bu durum ağaca “gökkuşağı” adını verir.

Okaliptus Bitkiler

Tüm okaliptus ağaçları ve çalıları, mersingiller ailesindeki “Okaliptus” cinsine veya “Myrtaceae” cinsine aittir. Bitkiler Avustralya, Tazmanya, Papua Yeni Gine, Endonezya ve Filipinler’e özgüdür. Ancak çoğu, yüzlerce okaliptus türü içeren Avustralya’da yetişir.

Gökkuşağı okaliptus ağacı, Filipinler, Papua Yeni Gine ve Endonezya’ya özgüdür. Ayrıca Filipinler’deki Mindanao adasında, sakız ağacı olarak da bilinir.

Gökkuşağı Okaliptusunun Kabuğu

Gökkuşağı okaliptusunun çok renkli gövdesi eşsizdir. Yeşil, turuncu, sarı, paslı kırmızı, kestane rengi, kahverengi, mor ve mavi renklerin tümü gövdesinde görülebilir. Ağaç, doğal ortamının dışında büyürse renkleri genellikle daha az yoğun olur.

Gövdenin renkleri, farklı lekelerdeki kabuğun yamaları veya şeritleri değiştikçe değişir ve temel alan yeşilden başka bir renge dönüşür. Bu işlem aynı zamanda iki gökkuşağı okaliptus ağacının aynı görünmediği anlamına gelir. Ağaç genellikle “yaşayan sanat eseri” olarak adlandırılır.

Ağacın Diğer Özellikleri

Diğer birçok okaliptus ağacı gibi, gökkuşağı okaliptusları da hızla büyür ve çok uzayabilir. Olgun ağaç, doğal ortamlarında 100-150 fit yüksekliğe, diğer bölgelerde ise sadece 60-80 fit yüksekliğe ulaşabilir. Olgun gövde çapı altı ile sekiz metredir.

Ağaç, beyaz çiçekler üretir ve orta genişlikte yaprakları vardır. Yapraklar aromatik yağ üreten bezler içerir. Ezildiğinde hoş bir koku bırakır. Diğer bazı okaliptus türlerinin yapraklarından daha az yağ yaparlar ve okaliptus yağının ticari üretiminde kullanılmazlar. Filipinler’de ağaç, kağıt hamuru için toplanır.

Çiçekler

Gökkuşağı okaliptus ağacı
Gökkuşağı okaliptus ağacı
Gökkuşağı okaliptus çiçeklerinin yaprakları veya çanakları yoktur. Pistil ve stamenleri vardır. Pistil, dişi üreme organıdır. Stamen, erkek üreme organıdır.

Çiçek tomurcukları, stamen ve pistilin bulunduğu kapsül şeklini alır. Kapsül, solungaç kapağı adı verilen konik bir kapağa sahiptir. Bir tomurcuk olgunlaştıkça, solungaç kapağı koyulaşır ve kırışır. Tomurcuk açılmaya hazır olduğunda, stamenler genişler ve solungaç kapağını kapsülün üstünden iter. Stamenler ve pistil daha sonra tomurcuktan çıkar. Çok sayıda stamen püsküle benzer ve tekli yeşil pistili çevreler.

Tozlaşma ve döllenme gerçekleştikten sonra kapsül, tohumları içeren odunsu bir meyve haline gelir. Meyveler genellikle sakız fındık olarak bilinir. Tozlaşma genellikle arılar tarafından yapılır.

Yapraklar ve Yağı

Okaliptus yaprakları, köseledir ve dallardan sarkar. Bazı türlerin daha geniş ve yuvarlak yaprakları olmasına rağmen, genellikle uzun, dar ve mızrak şeklindedirler. Bazı okaliptus türleri, uçucu olan çok miktarda yağ üretir. Çok sayıda ağaç yan yana büyüdüğünde, buharlaşan yağ bazen havada sis oluşturur.

Okaliptus yağı, solunum problemleri olan insanlarda hava yollarını açmak da dahil olmak üzere bazı sağlık yararlarına sahiptir. Ancak, sağlık yararları ile ilgili olarak daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir. İlaç olarak kullanılmasının yanında yağ, bir böcek ilacı ve bir koku bileşeni olarak da kullanılır.

Okaliptus yağı kullanılmadan önce yeterince seyreltilmelidir. Yoğunlaştırılmış form, eğer içten alınırsa veya deri ile temas ederse tehlikelidir. Yağdaki aktif bileşen, okaliptol veya sineol olarak bilinir. Okaliptol yararlıdır fakat potansiyel olarak toksik bir kimyasaldır.

Gökkuşağı Okaliptusunun Neden Renkli Gövdesi Var?

Profesör David Lee, Florida Uluslararası Üniversitesi’nde bitkilerde renk üretimini araştıran bir botanik profesörüdür. Kısa bir araştırmaya dayanarak, gökkuşağı okaliptus ağacı gövdesindeki renk değişimini açıklamak için geçici bir teori geliştirmiştir.

Profesör Lee’ye göre, gövde bir dizi ince ve pürüzsüz kıvılcım üretir. Kabuğun her tabakası, alttaki hücrelerde depolanan klorofilin görülmesini sağlayan ince, şeffaf bir hücre tabakasıyla kaplıdır. Klorofil, fotosentezde kullanılan ışık enerjisini yakalayan yeşil pigmenttir.

Gövde yüzeyi yaşlandıkça, en dıştaki kabuk tabakasının üstündeki saydam hücreler, tanen adı verilen pigmentlerle dolar. Tanenler, türüne bağlı olarak sarı, kahverengi veya kırmızı olabilir. Farklı miktarda ve çeşitte tanenlerin kombinasyonu ve altta yatan klorofilin miktarında bir azalma, gökkuşağı okaliptusunun gövdesinde görülen çeşitli renklerden sorumlu olabilir.

Ekili Ağaçlar

Gökkuşağı okaliptus ağaçları, etkileyici bir peyzaj unsurudur. Süs ağacı olarak kullanılırlarsa, gövdelerinin görünür kalacağı bir alana dikilmelidir. Sıcak bir ortama ihtiyaç duyarlar. Bu sebeple, ağaçlar için en uygun olan iklim tropikal iklimdir. Ağaçlar bir gece hafif donda hayatta kalabilir. Ancak tekrarlanan veya ağır don onları öldürür.

Gökkuşağı okaliptusları, genç bir ağaç veya tohum olarak satılmaktadır. Tohumlar küçüktür ve kullanımı zor olabilir.

Büyüyen gökkuşağı okaliptusunun bazı sakıncaları vardır. Ağaçlar çok su gerektirir. Dağınık olabilirler çünkü sık sık kabuklarından şeritler dökerler. Ayrıca büyük bir boyuta ulaşabilir ve çok fazla yer kaplayabilirler. Belirli bir ağacın olgunlaştıkça ne kadar renkli olacağını tahmin etmek zordur. Gökkuşağı okaliptus sevenler için ise bu dezavantajlar sorun değildir.
 
  • Beğen
Tepkiler: Ugur

MURATS44

topragizbiz.com
16 Nis 2013
5,187
649
113
Yosun Kaplı Kayın Ağacı

Yosun Kaplı Kayın Ağacı
Kayın ağacı bilimsel adıyla fagus, ülkemizde doğal olarak yetişen bir ağaç türüdür. Ancak Avrupa ülkelerinin fazlasıyla ilgi gösterdiği bir ağaç olması farklı çeşitlerinin de yetiştirilmesine neden olmuştur. Dünya genelinde bilinen 10 çeşit kayın ağacı türünü saymak mümkündür. Bunlar arasında Avrupa kayını, Amerika kayını, Çin kayını gibi kayın ağacı çeşitleri yer almaktadır. Yetiştiği ülkenin ismi verilmiş ağaç aynı zamanda Güney Çin, Japon, Meksika ve Tayvan gibi ülkelerde yetişerek yine bu ülkelerin isimleri ile anılmaktadır. Birçok alanda kullanım alanına sahip olan akhuş ağacı, doğal sağlık reçetesi olarak ve ahşap malzeme olarak kullanılmaktadır.

Kayın Ağacının Özellikleri Nelerdir?

Dünyada sık görülme özelliğine sahip olan kayın ağacı, sonbahar aylarında yapraklarını döken bir ağaçtır. Sık dizildikleri takdirde elverişli bir şekilde yetişebilme kabiliyetine sahip olmaları ideal bir orman ağacı olmalarına neden olmaktadır. Ülkemizin Marmara, Karadeniz ve Ege bölgelerinde görülür. Yaklaşık 700 yıl ömürleri olan kayın ağaçları boy olarak da ömürleri boyunca 40 metreyi bulabilirler. Yapraklarının ve dallarının kullanımı söz konusu olduğunda sağlık için oldukça faydalı olan kayın ağacı, aynı zamanda doğaya saldığı oksijen miktarı ile de pek çok insanın sağlıklı nefes alabilmelerine olanak sağlamaktadır.

Kayın Ağacının Faydaları Nelerdir?

Kabuklu bir ağaç türü olan kayın ağacının sağlık için pek çok faydası bulunmaktadır. Özellikle kabuklarının kaynatılarak tüketilmesi, bronşit ve astım gibi kronik hastalıkları iyi etmeye yetmektedir. Diğer yandan diş ağrısı şikayeti olanlar kayın ağacının yaprak ya da kabuklarından yararlanarak fayda sağlayabilirler. Hastalıkları iyi etmeye yarayan görkemli bu ağaç aynı zamanda kabuk ve yapraklarının kaynatılarak elde edildiği su ile de etkili bir cilt temizliği yapmanızı sağlayacaktır. Uygulanacak olan bu kür aynı zamanda ciltte bulunan leke ve çillerin yok olmasına da etki etmektedir.
 
  • Beğen
Tepkiler: Ugur

MURATS44

topragizbiz.com
16 Nis 2013
5,187
649
113
Melek Meşe Ağacı

Melek Meşe Ağacı
Bu devasa ve olağan üstü görünümlü ağacın, 1.500 yaşından daha yaşlı olduğu tahmin edilmektedir. Bu harika ağacın boyu, 20 metreyi aşmaktadır ve gövdesinin çapı ise, 2.47 metre genişliğindedir. Bu ağacın tepesindeki yeşil dallar, tam 1.580 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Bu muhteşem ağacın en uzun dalı, tam 27 metre uzunluğa kadar ulaşmaktadır. Bu ağaç ve onun çevresini saran yeşil park, 1991 yılından beri Charleston şehrine ait bir şekilde, günümüze kadar gelmiştir.

Angel Oak (Melek Meşe) ağacı, yaşayan canlı bir meşe ağacıdır. Bu ağaç, Lowcountry bölgesine özgü yerli bir ağaçtır. Bu ağaç cinsi, yükseklik olarak çok büyük yüksekliklere ulaşamaz, fakat ağacın dallarının yayıldığı alan, inanılmaz boyutlara ulaşabilmektedir. Bu canlı meşe ağaçları ormanlarından elde edilen kereste ve tahtalar, 18. ve 19. yüzyıllar esnasında gemilerin yapımında kullanılmaktaydılar. Güney Carolina'nın Deniz adalarındaki bu ağaçlar, oldukça fazla değerli olarak kabul edilmekteydiler. Angel Oak (Melek Meşe) ağacı, Abraham Waight'in 1717 yılında sahip olduğu toprakların bir kısmının içinde bulunmaktadır. Abraham Waight geçmiş zamanlarda, kendi toprakları içinde buna benzer birkaç adet nadir ve sıra dışı bitkilere sahipti.

Angel Oak (Melek Meşe) ağacı
Angel Oak (Melek Meşe) ağacı, Mississippi Nehri'nin doğu kısmında yaşamakta olan en yaşlı canlılardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu ağaçtan yetişen meşe palamutları, birçok yeni nesil meşe ağacının üremesine olanak sağlamıştır. Meşe ağaçları genel olarak, yukarıya doğru değil yanlara doğru büyürler. Fakat Angel Oak (Melek Meşe) ağacının, her iki durumu gerçekleştirebilecek kadar uzun bir ömrü olmuş. Bu harika meşe ağacının bazı dalları, neredeyse başka ağaçlar kadar büyüktür ve bu kadar büyük olmalarından ve ağırlıklarından dolayı, bazı dallar yere yaslanmışlardır. Bazıları ise, yerin 1-2 metre altına girip, daha sonra tekrar yüzeye çıkmaktadır. Dallarının bu durumu, sadece oldukça yaşlı olan meşe ağaçlarına özgü, genel bir durumdur.

Bu yaşlı meşe ağacı, sayısız fırtınalardan, hortumlardan, sellerden, depremlerden ve insanların oluşturduğu etkilerden kurtularak, hala yaşamaya devam etmektedir. 1989 yılında gerçekleşen Hugo kasırgası esnasında, ciddi bir şekilde zarar gören bu ağaç, o zamandan beri kendini toparlayarak tekrar eski sağlığına kavuşmuştur.

Ağaçlar anlam olarak gücü, hayatın devamlılığını simgelerler. Her şeyden öte oksijen kaynağıdırlar ve gezegenimizin rutin düzeninde devam edebilmesi için devamlılıkları önem arz eder. Birçok şeyi öğretirler bizlere. Bundan yaklaşık bin yıl önce Aziz Bernard de Clairvaux “Korularda kitaplarda bulacağından daha fazlasını bulacaksın. Ağaçlar ve taşlar sana hiçbir insanın söyleyemeyeceği şeyleri öğretecektir.” diyerek konuyu biraz da olsa açıklamış.

Her mevsim yapraklarını koruyan türleri olan meşe ağacı 400 kadar çeşide sahip. Gövde kalınlığı ise 2 metre kadar genişleyebiliyor. Türkiye topraklarında doğal olarak yetişebilen 18 meşe türü bulunmakta. Bunların adları; saplı meşe, sapsız meşe, saçlı meşe, pırnal meşe, boz pırnal meşe, tüylü meşe, mazı meşesi, kasnak meşesi, kermes meşesi, ıstranca meşesi, ispir meşesi, Lübnan meşesi, Doğu Karadeniz meşesi, Macar meşesi, Makedonya meşesi, İran palamut meşesi, Anadolu palamut meşesi, yalancı tüylü meşe, mantar meşesi olarak sıralanabilir.

Şuan dünya üzerinde bilinen en yaşlı meşe ağacı ise Güney Carolina’da yer alıyor. 1500 yaşından büyük olan bu ağaç 20 metre genişliğinde ve 27 metre boyunda.

Meşe ağacı
Normal şartlarda bir meşe ağacının ortalama ömrü ise 500 senedir. Farklı şekillerde olabilen meşe ağacı yaprağı bazı türlerde kış mevsiminde dökülürken birçok türde hem yaz hem de kış mevsimlerinde ağaç üzerinde kalırlar.

Meşe ağacının meyvesi ise palamuttur. İlkbahar başında çiçek veren, sonbaharda da meyve veren meşe ağacının tohumuna ise pelit denir. Pelit, palamudun içerisinde yer alan ve kestane benzeri bir yemiştir. Meşe ağaçları birçok hayvana da yuva olmaktadır. Kuşlar ve kemirgen hayvanlar bu ağaçları ev olarak kullanmakta, ek olarak kemirgen hayvanları ağaç kabuklarını yemektedir. Meşe ağacı kabukları oldukça besleyicidir ve bu yalnızca hayvanlar için geçerli bir besin değildir.

Meşe Ağacı Nerede Yetişir?

Anadolu’da yaygın olarak görülen meşe ağacının anavatanı olarak nitelendirilebilecek diğer bölgeler Yunanistan’dan başlayarak Pakistan’a kadar uzanır. Türkiye, Irak, İran, Suriye, Lübnan ve Afganistan’ı kapsayan bir çizgide ilerler.

Çok spesifik bir yetiştirilme bölgesi yoktur. Üstelik kullanım alanı oldukça yaygındır. Bu sebeple uygun bulunan birçok alana meşe ağacı dikimi gerçekleştirilebilir. Ülkemizde birçok karma ormanda görebileceğiniz meşe ağaçlarını aynı zamanda meşe ormanları olarak bir arada da görebilirsiniz.

Meşe ağacı hangi iklimde yetişir? derseniz bu sorunun cevabı sulak, bol yağış alan bölgeler olacaktır. Güneşli ve yarı gölge alanlarda yaşayabilen meşe ağaçları rüzgara oldukça dayanıklıdır, park ve bahçelerde sıklıkla karşımıza çıkarlar.

Meşe Ağacının Faydaları

Meşe ağacı sağlık alanında da kullanımı bulunan oldukça faydalı bir bitkidir. Ağacın kabuklarının kurutulması ile elde edilen çay çeşitli mide ve sindirim rahatsızlıklarına iyi geliyor. Meşe kabuğu çayı denilen bu çay için önceden genç meşe dalları kesilir ve kurutulur. Dalların kabukları daha sonrasında ince ince alınır ve tam olarak kuruması için aydınlık, gölge bir alana alınır.

Tam olarak kurumuş meşe kabuklarını ince ince kıydıktan sonra 1 bardak için 3 çay kaşığı ölçü alınarak 5 dakika birlikte kaynatılır. Ardından 10 dk kadar üzeri kapatılıp demlenmeye bırakılır ve süzülerek tüketilir. Zengin mineral ve vitamin deposu olan bu çayın kan şekerini düzenleme özelliği vardır. Ancak tüketmeden önce doktora danışmak gereklidir.

Özellikle sindirimsel olarak kronik rahatsızlığı olanlar ve bu durum ile ilgili hali hazırda bir tedavi sürecinde olanların kullanmadan öce bir uzmandan onay almaları faydalarına olacaktır.

Yıllar yılı birçok hastalığın tedavisinde kullanılan meşe ağacının en etkili olduğu bilinen rahatsızlıklar ise mikropları yok etme, iltihap temizleme ve bir takım cilt rahatsızlıklarıdır. El ve ayak terlemelerinde, yara tedavilerinde, kanama durumlarında tüketilmeden doğrudan kullanılmaktadır.

Ağız içerisindeki yara ve iltihaplar için hazırlanan çay soğutulup gargara olarak kullanılabilir. aynı zamanda meşe palamudu da oldukça faydalıdır. Eskiden bazı bölgelerde tüketim amaçlı yetiştirilen meşe palamudu karbonhidrat barındırır. Diğer yemişlerle kıyaslandığında orta seviye yağlı sayılabilecek palamut birçok vitamin ve mineral bakımından zengindir. Aynı zamanda lif ve protein içerir.
 
  • Beğen
Tepkiler: Ugur

MURATS44

topragizbiz.com
16 Nis 2013
5,187
649
113
Ateş ağacı (Delonix regia)

Ateş Ağacı

Ateş ağacı (Delonix regia), baklagiller (Fabaceae) familyasından, subtropikal ve tropik kuşaklarda yetişen bir çiçekli ağaç türü. Ateş ağacı tanımı, akrabası olmayan başka ağaç türleri için de kullanılmaktadır.

Ateş ağaçları, dünyadaki "en renkli ağaçlar" olarak tanımlanabilir. Ağaç parlak kızıl, kırmızı, turuncu, sarı çiçekleri ve onu daha çarpıcı hale getiren parlak yeşil yapraklarıyla bilinir.

Ateş ağacı, Madagaskar'ın batısındaki tropik ormanlarda doğal olarak bulunur. Yaşam alanından farklı ortamlarda kültürü yapılmaktadır ancak doğal yaşam alanında soyu tehlike altındadır.

Süslü rengine rağmen tropik ormanların karanlık ortamlarında, yaklaşık 5 metre ila 12 metre arasında boylanarak yaygınlaşır. Kuru mevsimlerde yapraklarını susuzluğa dayanıklı hale getirir, diğer mevsimlerde her daim yeşildir.

Çiçekler iri, sarı ve beyaz noktalıdır. Doğal varyetesi flavida sarı çiçeklidir. Tohum kabukları koyu kahverengi renklidir; boyları 60 cm. uzunluğunda,5 cm. genişliğinde olabilir. Ancak tohumlar tek başlarına 0.4 gram ağırlığındadır. Tohum kabukları Karayipler'de şak-şak ya da marakas olarak bilinen bazı perküsyon aletlerinin yapımında kullanılır.

Ateş ağacı (Delonix regia)
Birleşik yaprakları hafif tüylü görünümlü ve karakteristik parlak yeşildir. İki parçalı olabilirler. Her yaprak 30 ila 50 cm. uzunluğunda ve 10-20 parçaya bölünmüş şekildedir.

Ateş ağaçları, tropik veya yarı tropik iklimlerde bulundukları gibi, kuru ve tuzlu ortamlara da dayanabilirler. Yaygın olarak Karayipler'de görülürler.

Amerika'da sadece Florida ve Teksas'ın güney bölgelerinde bulunur.

Çiçeklenme mevsimi:

* Güney Florida: Haziran
* Karayipler: Mayıs–Eylül
* Hindistan: Nisan–Haziran
* Avustralya: Aralık–Şubat

Ateş Ağacının Özellikleri

Ateş ağaçları
Ateş ağacı
Baklagiller familyasından, subtropikal ve tropik kuşaklarda yetişen çiçekli bir ağaç türüdür.Ateş ağaçları, dünyadaki “en renkli ağaçlar” olarak tanımlanabilir. Ağacın parlak kızıl, turuncu ve sarı çiçekleri ve onu daha çarpıcı hale getiren parlak yeşil yaprakları vardır.

Ateş ağacı, Madagaskar‘ın batısındaki tropik ormanlarda doğal olarak yetişir. Yaşam alanından farklı ortamlarda kültürü yapılan ateş ağacının doğal yaşam alanında ise soyu tehlike altındadır.

Tropik ormanların karanlık ortamlarında, yaklaşık 5 metre ile 12 metre arasında boylanarak yaygınlaşır. Kuru mevsimlerde ateş ağacının yaprakları ağacın susuzluğa dayanmasını sağlayan bir özelliğe sahiptir.

Birleşik yaprakları hafif tüylü görünümlü ve karakteristik parlak yeşildir. Her yaprak 30 ila 50 cm. uzunluğunda ve 10-20 parçaya bölünmüş şekildedir.

Ateş ağaçları, tropik veya yarı tropik iklimlerde bulundukları gibi, kuru ve tuzlu ortamlara da dayanabilirler. Yaygın olarak Karayipler’de görülürler.
 
  • Beğen
Tepkiler: Ugur

MURATS44

topragizbiz.com
16 Nis 2013
5,187
649
113
Ejderha Kanı Ağacı (Dracaena cinnabari)
Ejderha Kanı Ağacı (Dracaena cinnabari)
Dracaena draco olarak bilinen ejder ağacı bir subtropikal bir iklimde yetişir. Kuşkonmaz ailesine ait olan ejder ağacı, kan ağlama özelliği vardır. Dalları ortalama 15 yılda büyüyen ağaç salgıladığı kırmızı reçine ile meşhurdur. Peki ejder ağacının faydaları nelerdir? Ejder kanı ağacı hangi hastalıklara iyi gelir?

Ejderha Kanı Reçinesi bileşenlerinden olan Protoancianidinas ANTİOKSİDAN Alkoloid bilinen C vitamininden 20 kat, E vitamininden 50 kat daha tesirli olması bu Reçineyi mükemmel doğal bir Anti Aging maddesi yapmaktadır.

Kozmetik sektörü bu değerli, nadir bulunan mucizevi “kan’ın” zengin özelliklerini tespit ettikten sonra, Dragon’s Blood Reçinesi bazı lüks markaların vazgeçilmez doğal katkı maddesi haline gelmiştir.

Hint Okyanusu iklimine ait olan Ejder ağacı; Kanarya, Madeira ve Cape Verde adalarında bulunur. Her mevsim yeşil kalan bu ağacın insan sağlığına çok inanılmaz faydaları var. Ağaç yaralandığı zaman gövdesinden kırmızı bir sıvı akıtır. Bu nedenle ağaca, ejder ağacı, çıkan sıvıya da ejder kanı denilmiş. Yapılan araştırmalarda bu sıvı, insan kanında bulunan hemoglobulin yani demir maddesi içerdiği ortaya çıkmıştır. Bazı ilaçların ham maddesi olarak kullanılır. Eski Roma medeniyetinde bu ağacın özündeki sıvıdan doğum yapan kadınlara, kanser olanlara ilaç yapılırmış. Aynı zamanda bu ağacın yetiştiği ormanlarda yaşayan yerliler ise ejderha kanını yaraları dezenfekte etme kullanmışlardır. İlk keşfedildiği yıllarda bu ağaçları endüstriyel olarak çok fazla kullandıklarından sayısı azalmıştır. Bunun için harekete geçen yetkililer ağaçları koruma altına almışlardır. Ejder kanı ağacının insan sağlığına herhangi bir zararı bulunmamaktadır.

EJDER KANI AĞACININ FAYDALARI NELERDİR?

Ejderha Kanı Ağacı (Dracaena cinnabari)
Ejder kanı reçinesinin 3 damlası doğada antioksidan bakımından zengin olan besinlerden 10 kat daha fazla antioksidan görevi sağlar. Belirli dönemlerde elde edildiğinden çok değerli bir reçinedir.

- Hücrelerin mutasyona uğramasını durdurur, böylece kanserli hücrelerin oluşumu engeller.
- Alternatif tıpta yaygın olarak kullanılan ejder kanı ağacı yaşanan travmatik olaylar sonucu oluşan morluk, kanama ve kaşınma gibi sağlık sorunlarını dindirmede kullanılır.
- Bakteri ve virüsler çok çabuk çoğalırlar. Hızla yayılan bu enfeksiyonları azaltmak için ilaç olarak sürülür.
- Anemi riskini azaltır.
- Cilt rahatsızlıkları ve yara, yanık gibi durumları da iyileştirir.
- Böcek ısırıklarını önlemek için ayrıca böcek ısırıkları sonrası deforme olmuş alanı iyileştirmek için kullanılır.
- Ağız yaralarını dezenfekte eder.
- İşlenerek tüketildiğinde vücuttaki kan hücrelerinin sayısını artırmanın yanı sıra genç hücrelerin uzun ömürlü olmasını destekler.
 
  • Beğen
Tepkiler: Ugur