Arjantin Cumhuriyeti

GEZGİN

Üye

Arjantin Cumhuriyeti
Baskent Buenos Aires
Resmî diller İspanyolca
Yönetim Şekli Anayasal Cumhuriyet
Yüzölçümü 2.780.400 km²
Nüfus 43.417.000
Nüfus Yoğunluğu 16 kişi/km²
Para birimi Peso (ARS)
Zaman dilimi (UTC-3) ART (UTC-2 DST)
Telefon kodu +54
İnternet TLD .ar
Arjantin Cumhuriyeti (İspanyolca: República Argentina) 34° 36’ Güney enlemleri ve 58° 27’ Batı boylamları arasında, Güney Amerika Kıtası’nda yer alan bir ülkedir. Arjantin’in toplam yüzölçümü 2.791.810 km2– Türkiye'den yaklaşık 3,5 kat büyük, nüfusu ise 2001 yılı nüfus sayımı rakamlarıyla 36.260.130 kişidir .

Arjantin Güney Amerika Kıtası’nın güney kesiminde, And Dağları ve Atlas Okyanusu arasında uzanan bir devlettir; kıyı şeridinin uzunluğu 4989 km’dir. Arjantin’in sahip olduğu toprak Güney Amerika Kıtası’nda 2. dünya genelinde ise 8. en büyük topraktır. Şili (5308 km), Bolivya (832 km), Paraguay (1880 km), Brezilya (1261 km) ve Uruguay (580 km)'la sınırı bulunmaktadır.

Arjantin’in adı Latince ‘’Argentum’’ (gümüş) kelimesinden gelir. İspanyol kolonicilerinin bu topraklarda bulmayı umduğu madenin ne olduğu ülkenin isminden de açıkça anlaşılabilir. Ülkede yaşayanların çoğu İspanyol ve İtalyan göçmenlerin torunlarıdır.

Arjantin Tarihi

Amerika kıtası keşfedildikten sonra Avrupa devletleri hızla bu kıtada koloniler kurmaya başladılar. 1536’da Arjantin’e gelen İspanyollar bugün Buenos Aires olarak bilinen yerde ilk koloniyi kurdular. Fakat şehre yerleşme ancak on sekizinci yüzyılda oldu. Arjantin 1776’ya kadar İspanya’ya bağlı Peru Genel Valiliğince idare edildi. Bu seneden sonra La Plata Genel Valiliği kuruldu ve Buenos Aires genel valiliğin başkenti oldu.

1806’da Buenos Aires’in İngilizler tarafından kısa bir müddet işgal edilmesi, Arjantin’in istiklal mücadelesi için bir başlangıç olmuştur. 1808’de Napoleon’un İspanya’ya girmesi bağımsızlık mücadelesini hızlandırdı. Ülke 1812’ye doğru istiklalini kazandıysa da, 1816 yılına kadar müstakil bir devlet olduğu resmen ilan edilmedi. İstiklal hareketinin baş lideri ve kahramanı, Şili’nin de kurtarılması için öncelikle sorumlu bir kimse olan General Jose de San Martin’dir.

Arjantin 100. yıl kutlamaları - 25 Mayıs 1910
İkinci Dünya Savaşı esnasında Arjantin hükumetlerinin gizli ve kamufle edilmiş Nazi taraftarı tutumları, Amerika Birleşik Devletleri ve batı yarım küresinin diğer ülkeleri ile münasebetlerinin gerginleşmesine ve Arjantin’in Pan-Amerikan Konseyinden çıkarılmasına sebep oldu. Resmiyette bütün harp esnasında tarafsız kalan Arjantin, 1945 ilkbaharında müttefikler tarafına girdi. Geniş ölçüde ABD’nin desteği sebepiyle o sene sonuna doğru Birleşmiş Milletler üyesi oldu ve teşkilatın meselelerinde önemli bir rol oynadı.

Harpten sonra general olan Juan Domingo Peron kendine kuvvetli bir pozisyon hazırlamayı başarmış ve 1946 Şubatında Arjantin Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Eşi Eva Peron’un yardımıyla enerjik ve sert bir idare kurmayı başararak, zamanında, siyasi desteğini silahlı kuvvetlerden almaya çalışan sınıflara sözünü geçirmesini bilmiştir. Basını bir devlet organı haline getirmiş ve totaliter bir rejimin başkanı olarak kendisine daha büyük yetki vermesi için anayasayı değiştirmiştir.

Peron, işçi sınıfları arasında çok sevilmiş ve hatta kahraman olarak tanınmıştır. Fakat askeri bir darbe ile 1955’te devrilmiş, uzun seneler sürgünde yaşamış ve bilahare dönerek 1973’te devlet başkanı olmuştur. Bir yıl sonra ölmesi üzerine İsabel Peron olarak tanınan üçüncü karısı devlet başkanı oldu. Ülkenin birlik ve beraberliğini sağlıyamayınca 1976’da ordu tarafından devrildi.

Arjantin’in eski devlet başkanlarından General Galtier İngiltere’ye ait, fakat kendilerine çok yakın olan Falkland adalarını Nisan 1982’de işgal etti. İngiltere ile olan savaşı Arjantin kaybetti ve adaları İngilizler tekrar geri aldılar. Gerek yapılan savaş ve gerekse bu durumda bazı devletlerin uyguladıkları ekonomik ambargo, Arjantin’in iktisadi durumunu çok sarstı. Bu durumda askeri idare 1983 yılı sonlarında seçime giderek idareyi sivillere teslim etti. Böylece yedi sene süren askeri idareden sonra normal idare tekrar tesis edildi.

1930’dan bu yana Arjantin’de hiçbir sivil idare 6 seneden fazla iktidarda kalamamıştır. 1819 yılından bu yana 46 devlet başkanından sadece ikisi, askeri darbesiz seçimle görevini devir-teslim etmiştir. 1989’da Raul Ricardo Alfonsin’in yerine Carlos Menem (El Turco) seçilmiştir.

Bayrak

Arjantin Arması
Şu andaki açık mavi/beyaz kombinasyonlarını ilk olarak özgürlük hareketinin lideri Manuel Belgrano kullanmış.Rosario Savaşı`nda bu renkler ilk defa görünmüş, denen odur ki, savaş esnasında mavi gökyüzü üzerinde beyaz bulutlar ve pırıl pırıl bir Mayıs güneşi varmış ve bayrağın anlamı oradan geliyormuş.

Arma

Arjantin arması Arjantin'in 1944 yılından beri resmi olarak kullandığı ve kökeni 1813 Mutlak Genel Kurulu'na dayanan armadır.

Nüfus ve Ekonomi

Arjantin’e insanların yerleşmesi kuzeybatıdan Bolivya’daki yüksek yaylalardan ve madencilik bölgelerinden gelen İspanyol'ların And dağı eteğine inmeleriyle gerçekleşti. Bu ilk Arjantin, sözkonusu madencilik bölgelerinin tahıl, koyun ve yük hayvanları (özellikle katır) sağlayan bir uzantısı gibiydi. Atlas Okyanusu cephesiyle uzun süre ilgilenilmedi. Dolayısıyla kuzeybatıda And eteklerinin tarım ve çobanlığa dayalı ekonomisi XVIII. yüzyılın ortasına kadar ağır bastı ve İspanyolların kurdukları kentler melez Arjantin’in temelini oluşturdu.

Arjantin'de tarım nispeten tüm istihdamın yaklaşık% 7'sini sağlıyor.
XIII. yüzyılın ikinci yarısında Kral Naipliği’nin kurularak (başkenti Buenos Aires’ti) Buenos Aires limanının daha bağımsızlıktan önce Atlas Okyanusu ticaretine açılmasıyla, Arjantin’in ağırlığı And Dağları’ndan Plata halicine “kaymaya” başladı ve kesin dönemeç modern Arjantin’in tam anlamıyla oluşturduğu XIX. yüzyılın son çeyreğinde gerçekleşti.

Bu gelişmede başlıca rolü İspanyolların fethi sırasında Pampa’da başıboş dolaşmaya bırakılan sığırların, ticari anlayışla yetiştirilmeye başlaması oynadı. Avrupa’ya XIII: yüzyıl’da deri, XIX. yüzyılın ilk yarısında kurutulmuş et satılırken, 860’a doğru bu ürünlerin yerini koyun yünü aldı. Bu tarihten sonra Pampa’daki çayırların sahipleri, Buenos Aires’te, zamanla da bütün Arjantin’de liman işlerini elinde tutan yabancı burjuvaziyle yakından ilişkili başlıca ekonomik ve siyasal güç haline geldi. Avrupa kent pazarları, sermayeleri, teknikleri hatta insanlarıyla 1800 – 1900 yıllarında Arjantinlilerin önce ülke topraklarının bütününe yerleşmelerini, sonra da bu toprakların tamamını donatıp işlemelerini sağlandı.

Ülke 1929 Büyük İktisadi Bunalımı’na kadar bütünüyle dışsatım’a (Birleşik Krallık'a) dönük tarım ürünlerinin değerlendirilmesine dayanan büyük bir refah dönemi yaşadı. Pampa’ya hayvancılık yapılan çok büyük çiftlikler (‘estancia) yapıldı ve toprak sahipleri bu çiftliklere yerleştirdikleri yarıcılara önce buğday, keten, mısır ektirdiler, sonra sığırlar için yonca yetiştirilen geniş alanlar ayırdılar. Büyük çiftlikler, İngiliz kasaplarının dondurulmuş et gereksinimlerini karşılamaya başladı. Paraná yakınındaki Rosario Santa Fe Pampa’sı bölgesinde ve kurak Pampa’nın birçok kesiminde büyük toprak sahipleri, topraklarını parsellere ayırıp İtalya’dan hatta Doğu Avrupa’dan gelen çiftçilere kiraladılar ya da ortak ektirdiler. Bu tek tip ürün yetiştirilen tarım alanları, 1930 yıllarına doğru Arjantin’i uluslararası ticarette başlıca buğday, mısır ve yağ satan bir ülke haline getirdi.

Ülkenin kenar bölgeleri işletmeye açılarak her birinde iç tüketime yönelik bir tarıma ağırlık verildi (yalnızca Patagonya bunun dışında kalarak koyun – yünleri yurt dışına satılıyordu – yetiştiren büyük şirketlere bırakıldı). Yarıtropikal kuzeybatı bölgesi şekerkamışı, Mendoza Andları dağ eteği büyük sulama çalışmaları sayesinde üzüm, Negro Irmağı’nın yukarı vadisi sulamayla meyve üretim bölgesi oldu; güney Chaco’da büyük şirketler Quebracho Ormanı’nı yok ederek tanen elde ettiler; kurak kuşağın başladığı orta bölgelerde, Orta Avrupa’dan gelen göçmenler sayesinde pamuk ekimi gelişti.

19. yüzyıl ortalarıyla 20. yüzyıl ortaları arasında 6,2 milyon göçmenin (yarısı İtalyan, üçte biri İspanyol) geldiği Arjantin, beyazların yaşadığı “yeni” bir ülke haline geldi. Ülke ürünleri Pampa’daki sık demiryolu ağı ve kenar bölgelere giden kolları aracılığıyla aşağı Paraná kıyısındaki, Bahía Blanca’daki limanlara, özellikle de Buenos Aires limanına “akıtılıyordu”. Nüfus, az sayıda büyük toprak sahibinin mülkiyetindeki kırsal kesimde toprak bulamadığından, akın akın kentlere göçmekteydi.

Kentleşmedeki bu gelişmeyi, iktisadi bunalım daha da arttırdı; özellikle köyden kente göç olayının olağanüstü boyutlara ulaştığı Buenos Aires aşağı yukarı bomboş bir ülkede, 13 milyon kişi ile dünyanın en büyük anakentlerinden biri haline geldi. Devlet, sanayinin gelişmesini destekledi. 1947’den sonra Peron’un başkanlığı döneminde devlet, kamu hizmetlerini ve büyük donatım çalışmalarını üstlendi, korporasyoncu bir sendika akımı ile ordunun denetimine verilen “ağır sanayi” kesimine dayanan ulusal özel kesim arasında işbirliği destekledi. Dış pazarların bulunmaması nedeniyle Pampa tarımı II. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar durakladı; oysa aynı dönemde, tarım dışındaki kesimlere sistemli bir biçimde aktarma yapma siyasetinin sürdürülmesi (tarım ürünlerine ısrarla düşük fiyat uygulanması bunu gösterir) sonucu açlık çeken Avrupa buğday ve etten mahrum kalmıştı. İç pazara yönelik yeni ürünlerin (süt, yağ çıkarılan bitkiler) gelişmesine karşın, köyden kente göç dev boyutlara ulaştı. 1950’li yılların sonunda bu büyük tarım ülkesi, yeni ülkelerin Anglosakson tipi tarımındaki olağanüstü gelişmelerin sonucunda, dünya pazarında tam anlamıyla dışlandı. Yüzyılın başından kalma ortak donanımlar, özellikle demiryolu ve denizyolu taşımacılığı açısından eskimişti. Bununla birlikte, çeşitli hafif sanayi gelişirken, petrol ve demir-çelik sanayisi gibi birkaç önemli yeni kol kuruldu. Arjantin, uçsuz bucaksız toprakları bomboş bir ülkeyken, kentleşmiş bir ülke, hatta bir “kent-ülke” haline geldi.

Arjantin pampalarının (bozkır) tipik manzarası
Arjantin denince Pampa, topraklarının verimliliği, etinin kalitesi, tahılların bolluğu ve gaucho efsanesi (günümüzde ücretle çalışan bir çoban haline gelmiş atlı özgür adam) akla gelir. Oysa günümüzde Pampa, traktörler, bankalar, otomobiller, tüccarlar ve kooperatifler ülkesidir. ABD’nin orta-batı eyaletlerindeki çiftçileri örnek alan Arjantinli çiftçiler de kentlileşmektedir. Özelikle de Pampa tarımı makineleşmekte, tekniklerini yenilemektedir, ama bu işte rakiplerine oranla on – yirmi yıl geri kalmıştır. 1976’dan bu yana askeri diktatörlüğün uygulandığı liberal ekonomi rejimi, ülkenin yeniden uluslararası pazarlara girmesini ve uluslararası fiyatlara uyarlanmasını sağlamıştır. Sanayi ülkelerinin isteklerini göz önünde tutan tarımcılar, Avrupa’da yetiştirilen hayvanlar için yemlik bitki tarımına ağırlık vermiştir. 3,5 milyon ton soya, 6,5 milyon ton sorgum, 9 milyon ton mısır, 1,5 milyon ton ayçiçeği küspesi. Buna karşılık yılda 5-10 milyon ton arasında üretilen buğday, artık dünya ticaretindeki önemini yitirmiştir. Bütünüyle ele alındığında 1970 – 1980 yılları arasında tahıl üretimi değişmeden kalmış (20 – 25 milyon ton arasında), oysa yağ bitkileri üretimi 1970’te 2 milyon ton iken 1980’de 6 milyon tonu aşmıştır. Hayvancılığa gelince gerek koyun (150 000 ton yün), gerek süt domuzu (yıllık kesim sayısı 2 500 000 başla sınırlıdır) açısından gelişmemekte, sığır sürüsüyse (yaklaşık 60 milyon baş) çok yavaş artmaktadır. Yalnızca Pampa’nın orta kesimindeki besicilik, yemlik bitki tarımından yararlanır. Tümü ele alındığında tarım ve hayvancılık ürünleri hâlâ, ülke dışsatımının 3/4’ünü karşılar. Gelişmeler, özellikle tarım alanlarının yarısını kaplayan küçük ve orta boy çiftlikler (1,200 hektar kadar) sayesinde gerçekleştirilmektedir; oysa yeterince işletilmeyen ya da otlarla kaplı alanlar halinde nadasa bırakılan büyük topraklar, Arjantin Pampa’sını dünya ölçüsünde bir “rezerv”e dönüştürmektedir. Buna Andlar’ın eteğinde, Patagonya’daki Río Negro’dan, dönenceler bölgesindeki Río Bermejo’ya kadar uzanan bölgede sulamadaki gelişmenin sağladığı olanakları eklersek, kent ve sanayi ekonomisine tanınan otuz yıllık öncelikten sonra tarımda ne kadar büyük aşamalar kat edildiği anlaşılır. 2007 itibarıyla Arjantin ihraç ürünlerinin beşte birinden fazlası ham zirai ürünlerdir (soya fasulyesi, buğday ve mısır). Buna ek bir üçte bir de işlenmiş zirai ürünlerden oluşur (hayvan yemi, un, bitkisel yağ gibi).

General Roca, Rio Negro Eyaleti'nde YPF petrol perforasyonu
Arjantin’in sanayi alanında da önemli sayılabilecek kaynaklara sahip olduğu kesindir. Brezilya’dan gelen ırmakların (Uruguay ve Paraná Irmakları’nda düzenleme çalışmaları yapılmaktadır) sağlayabileceği su enerjisi çok büyük boyutlardadır; buna, batıdaki dağ kütlelerinden inen bütün ırmaklar (sulamada ve elektrik üretiminde yararlanmak için) üzerinde kurulan tesisler de eklenir. Uranyum madeni boldur (yaklaşık 400 000 ton rezerv). Buenos Aires yakınlarındaki Atucha’da bir nükleer santral hizmete girmiş, yenilerinin de yapımına başlanmış ya da yapılmaları tasarlanmıştır. Ayrıca Arjantin, petrol üreticisi ülkelerdendir (25 Mt) ve 1950 yıllarından bu yana iç tüketiminin %90’ını kendi karşıladığı gibi, günümüzde denizde petrol aramalarına da başlanmıştır. Doğalgaz üretimi de önemli sayılır (yaklaşık 10 milyon metreküp). Daha sınırlı, ama çeşitli olan öbür maden kaynakları da, dışarıdan satın alınan madenlerin miktarını azaltma şansını doğurmaktadır.

Aslında sanayinin gelişmesi tüketim mallarından başlamış ve yavaş yavaş işlenmiş ürünler dışalımını (Paraná ve Buenos Aires liman kentlerinde gerçekleştiriliyordu) azaltmıştı. Ama sanayideki gerçek patlama, ülkenin 1958’den bu yana Arjantin’de üretim yapmaya başlayan çokuluslu şirketlere açılmasıyla oldu. Bu açılma, çelik sanayisinden elektronik sanayisine kadar bütün dallara yayıldı. Sanayiyi yönlendiren dal, otomobil yapımıydı; ama dışarıdan alınan bu sanayi, Arjantin özel girişimcileri için çok geçmeden geri tepti; başlangıçta sanayiye egemen olan bu girişimciler çok geçmeden küçük ortaklar ya da taşeron şirket sahipleri haline düştüler. Perón rejiminden sonra güçlenen sendikacılık hareketi de, olaydan aynı derecede zarar gördü. Kapitalist ekonomi, sermayelerin ve malların uluslararası çalkantısına doğrudan açık ya da bağımlıydı. Ortalama yaşam düzeyi hızla düşmektedir (ama hâlâ kıtadaki öbür devletlerden yüksektir), özellikle yüksek öğrenim görmüş gençler yurtdışına göçmektedir, bunun tek nedeni ideolojik ve polis rejimi baskısı değildir.

Buenos Aires
Sonuç olarak Arjantin, büyük, geleceği parlak, ama çok eşitsiz biçimde gelişmiş, iki yüzyıllık yoğun bir tarihin sonucu olan şaşırtıcı derecede karmaşık toplumunu oluşturan çeşitli kesimlerin dönem dönem kabul ettirmeye çalıştıkları gelişme stratejileri arasında kırk yıldır bocalayan bir ülke olarak görülmektedir.

2009 itibarıyla Arjantin'de yaklaşık kırk milyon insan yaşar. Nüfusun %25,2'sini 0-14 yaş grubu, %61.1'ini 15-64 yaş grubu oluştururken 65 yaşının üstündekiler Arjantin nüfusunun %10,6'sıdır. 2006 rakamlarıyla Arjantin'de nüfus artma oranı %0,96 olarak hesaplanmıştır.

Temmuz 2010'da Arjantin, bütün ülke çapında eşcinsel evliliği yasallaştıran ilk Latin Amerika ülkesi ve dünyadaki onuncu ülke. Bir ankete göre Arjantinlilerin %70'inden fazlası eşcinsel evliliğin yasallaştırılmasını destekliyor.

Coğrafya

Perito Moreno Buzulu
Arjantin yaklaşık 2,8 milyon kilometrekarelik alanıyla, uzun bir kareyi anımsatan bir şekilde kuzeyden güneye doğru indikçe daralır. Kuzeyden güneye kadar olan uzunluğu 3694 km ve batıdan doğuya uzanan en geniş topraklarının uzunluğu ise yaklaşık 1423 km’dir. Doğu kıyıları boyunca Atlantik Okyanusu uzanır, batısında Şili, kuzeyinde Bolivya ve Paraguay, kuzeydoğusunda ise Brezilya ve Uruguay bulunur. Geniş ve soğuk bir çöl olan Patagonya 2001 yılındaki ekonomik krizin ardından tarıma açılmıştır.

Yüzey Şekilleri

Arjantin’in yüzey şekillerinin temel özelliğini Doğudaki ovalar ile Batıdaki dağlar arasındaki büyük karşıtlık oluşturur.

Jujuy, Salta, Tucumán havzalarının üst kesiminde Sierralar biçiminde sıralanan billurlu yüksek kütleler bulunur. Daha Güneyde kütle, kapalı havzalar ve yükselmiş bloklar halinde parçalara ayrılır ve iklim kuraklaşır. Bu kurak Catamarca la Rioja Andları Mendoza dağ eteği ile Santiago havzası arasında, yüksek bir dağ sırası (Aconcagua 6959 metre ile Arjantin’in de en yüksek noktası) biçiminde uzanır. Bu dağ ayrıca hem Batı yarıküresinin hem de Güney yarıküresinin en yüksek noktasıdır. Ülkenin en alçak yeri Santa Cruz eyaletindeki Laguna del Carbón'dur, deniz seviyesinin 105 metre altındadır. 36˚ Güney enlemine doğru, And Dağları daralır, alçalır ve büyük enine kopmalarla parçalanır. Dördüncü Zaman buzullaşması bu kesimde etkin olmuş ve enine vadiler ile göllerin (Nahuel Huapí vb.) oluşmasında katkıda bulunmuştur.

Aconcagua, Asya dışındaki en yüksek dağ, 6.960,8 metre ve Güney Yarımküre'deki en yüksek noktadır.
Ülkenin büyük bir bölümünü kaplayan ovalar ve platolar, geniş ölçüde alçalmış Brezilya eyerleşmesinin üzerinde yayılır. Brezilya kalkanı yalnızca Andlar’ın önündeki kesimde, Córdoba’nın büyük orta kütlesinde (Batıdan ufku kapatan ve yüksekliği 2000 metreyi aşan gerçek bir duvardır) çok yüksek kütleler oluşturur; ovanın güneyindeyse çok daha az yüksek biçimlere bürünür. Paraguay sınırından Colorado Nehri’na kadar uzanan bir milyon kilometrekarelik bir alanı kaplayan bölgenin topografyasının basıklığı ve hiçbir düzenli akarsu ağının bulunmaması şaşırtıcıdır. Üçüncü Zaman sonunda ve Dördüncü Zaman başında yığılmış rüzgâr çökelleri, tuzlu ve çoğunlukla üstü kabuk tutmuş kalın balçık tabakaları oluşturmuş, ama bu tabakalar da yakın buzul dönemlerinde Doğuda ve Kuzeyde löslerle, Batıda ve orta kesimde kumlarla kaplanmıştır. Yüzey şekilleri ayrıntıda çok çeşitlidir ve iklimsel özelliklere bağlıdır.Yarı tropikal iklim kuşağında kalan Chaco’da yer yer palmiye ağaçları görülen savanlı bir bitki örtüsü görülürken, Doğuda ve Güneyde daha ılıman iklim enlemlerinde yer alan Pampa bölgesi doğal çayırlarla örtülüdür. Çeşitli türlerden oluşan çayırları, gevşek, derin ve verimli siyah ya da kahverengi toprakları Pampa’ya bütün dünyaca ünlü verimliliğini kazandırır. Paraná ve Paraguay Doğuda ovanın sınırını belirleyen gerçek bir ırmak seti oluşturur (söz konusu ırmaklar eskiden okyanustan ovaya ulaşılmasını sağlıyorlardı). Doğuda Paraná Irmağı’yla Uruguay Irmağı arasında bir bütün (bir çeşit Mezopotamya) oluşturan Entre Ríos’un tepeleri, Corrientes’in sular altında kalan ovaları ve Misiones’in bazaltlı sırtları uzanır.

Güneyde 700.000 km2’lik bir alanı kaplayan Patagonya, içinde And Dağları’ndan inen birkaç ırmağın (Negro, Chubut, özellikle de Santa Cruz) dar ve derin vadiler oyduğu, çakıllı, kurak, soğuk ve rüzgârlı bir yüksek platolar bölgesidir. Atlas Okyanusu kıyısındaki Pampa kesiminin düz, kumullarla örtülü kıyıları ile Patagonya kıyılarının yüksek yalıyarları büyük çelişki yaratır. Alüvyonların aşağı yukarı doldurduğu Río de la Plata halicinden Macellan Boğazı kıyılarındaki Gallegos Irmağı’nın ağzına kadar doğal limanlara çok seyrek rastlanır. Pampa ile Patagonya sınırındaki Bahía Blanca tek doğal limandır ve kıyısında kurulan kentin büyük ölçüde gelişmesini sağlamıştır.

Arjantin Andları'nda 6000 metrenin üstüne çıkan birçok dağ bulunmaktadır. Arjantin'in ve Amerika Kıtası'nın en yüksek tepesi (Aconcagua) ve dünyanın en yüksek iki yanardağı Ojos del Salado (6880 m) ve Monte Pissis (6795m) burada yer alır. Andlar'ın güney kesimlerinde yüksek dağlar daha seyrektir, ama serin ve soğuk iklimin etkisiyle karlarla kaplıdırlar.

Sierras Pampeanas'ta da yer yer yükseltilere rastlamak mümkündür. La Rioja eyaletindeki Sierra de Famatina da 6000 metrenin üzerindedir. Fakat bu sıradağların yükseklikleri doğuya gidildikçe azalır, Sierras de Córdoba'da dağların yükseklikleri en fazla 2800 metre civarındadır.

Mesetas Patagónicas (Patagonya Ovaları)'nın kuzey kısmında,Mendoza'nın güneydoğusunda yükseltiler 4700 metreyi bulurken, bu yükseltiler güneydoğuya gidildikçe azalır. Arjantin'in diğer bölgelerindeki dağlar çok nadir 1000 metreyi aşar. Bu nadir durumlara örnek olarak Atlantik kıyısındaki ve Misiones'in dağlık bölgesindeki Sierras Australes Bonaerenses (Sierra de la Ventana ve Sierra de Tandil)

Nehirler ve Göller

Iguazú Şelaleleri
Arjantin'de bulunan nehirlerin kaynağı büyük ölçüde Río de la Plata'dır. Río de la Plata'ya dökülen nehirler 5. 200. 000 km2'lik bir alana yayılmıştır ve bu alanın hemen hemen üçte biri Arjantin sınırları içinde bulunur, kalan alan ise Bolivya, Brezilya, Paraguay ve Uruguay sınırlarındadır. Río de la Plata'ya dökülen iki büyük nehir Paraná Nehri ve Uruguay Nehri'dir. Kuzeyde, Brezilya sınırında dünyanın da en büyük şelalelerinden sayılan Iguazú ve Iguazú Milli Parkı bulunur.

İkinci en büyük nehir Patagonya'nın kuzeyinde bulunan Río Colorado'dur. Onun en önemli kolu olan Río Salado del Oeste Batı Arjantin'in büyük bir kısmını sular, ama kurak iklim dolayısıyla yer yer kurumuş ve bataklığa dönüşmüş bir nehirdir.

Arjantin'de iki büyük göller yöresi bulunmaktadır. İlki ve büyük olanı Güney Andlar'ın eteklerinde başlayıp bir zincir gibi Neuquén'den Ateş Toprakları'na (Tierra del Fuego) kadar birbirini izleyen tatlı su göllerinin bulunduğu yöredir. İkincisi ise Pampa'nın batı kısmında ve Chaco'nun güneyinde bulunan alçak ve genellikle tuzlu olan göllerdir.

Özellikle Córdoba'daki Laguna Mar Chiquita (5770 km2) ve Los Glaciares Milli Parkı'nda bulunan ve UNESCO tarafından dünya mirası olarak kabul edilen Lago Argentino (1415 km2) ve Lago Viedma (1088 km2) önemli göller arasında sayılabilir. Ünlü Perito Moreno Buzulu da bu parkta bulunmaktadır.

İklim ve Bitki Örtüsü

Rio Pinturas Kanyonu, Santa Cruz
Ülkenin okyanus cephesindeki güney ucu nemlidir ve sıcaklıklar da hiçbir zaman yüksek değildir. Ushuaia’da yaz mevsiminde 9,2˚C, 3700 km uzaklıktaki kuzey uçta, yani Misiones Eyaleti'ndeyse, iklim sıcaktır, yağışlıdır ve burada çay yetiştirilir. Ülkenin geri kalan bütün bölgelerinde Kuzeyden Güneye doğru sıcaklıklar azalırken, iklimin başlıca özelliği kurak olmasıdır. Arjantin’i Kuzeybatıdan Güneybatıya doğru geniş bir kurak kuşak boydan boya aşar. Bu “kurak köşegen” And Dağları’ndaki yüksek platolarda ve havzalarda başlar, dağ eteklerinde sürer (Mendoza’da yılda 193 mm yağış görülür) ve Patagonya kıyısında sona erer (200 mm’nin altında yağış). Pampa’da iklim Atlas Okyanusu kıyısından iç kesime doğru gittikçe değişir. Río de la Plata yakınında yağışlı (1200 mm) ve genellikle yumuşak olan iklim iç kesimde karasal ve kuraktır. Yağışlar, yaz mevsimi boyunca giderek yoğunlaşır ve getirdikleri nem, hemen büyük bir buharlaşmaya uğrar. 600 mm eşyağış eğrisi, Bahía Blanca’dan Córdoba’ya kadar geniş bir yay çizer. Böylece “yağışlı” Pampa’dan “kurak” Pampa’ya geçilir.

Anlatılan bu koşullar nedeniyle Arjantin’de orman azdır. Ülkenin büyük bir bölümü, çayırlar ve dikenli çalılıklarla kaplıdır. Ülkenin Patagonya’nın Kuzeyinde kalan batı yarısı ağaçsılardan ve az çok dikenli, az yapraklı küçük ağaçsılardan oluşan seyrek bir bitki topluluğuyla (monte) örtülüdür. Patagonya çakılları arasında az miktarda çalılık ve bazı buğdaygiller tutunmuştur. Doğal halinde yüksek otlardan oluşan uçsuz bucaksız bir çayır ve kötü bir otlak olan Pampa, Avrupa’dan yeni ot türlerinin getirilmesiyle ve üçgül ile yoncanın yaygınlaştırılmasıyla değiştirilmiştir. Ağaç da dikilmiştir ama gerçek ormanlar Güney Andlar’daki göller yönetim bölgesinde (Arokarya Ormanları) ve Macellan Boğazı dolaylarında (kayın ormanları) yer alır. Kuzeyde büyük tropikal orman, iki yerde Arjantin’e sokulur: Misiones’te ve Tucumán Andları’nın doğu yamaçlarında Orta Chaco’da, sert keresteli, kabukları bakımından zengin türlerin ağır bastığı bir orman (Quebrachos) yer alır.

Yer altı zenginlikleri

Madencilik 1980'de GSMH'nin %'sinden günümüzde %4'e ulaşmıştır. Kuzeybatı ve San Juan eyaletleri bu etkinliğin başlıca merkezleridir. Santa Cruz eyaletinde bakır çıkar. Arjantinde çıkarılan en önemli madenler; bor, gümüş, toryum, krom, bakır, altın ve linyittir. Maden ihracı 1996'da US$ 200 milyon US$'dan 2004'te 1.2 milyar US$'a, ve 2007'de 2 milyar US$'in üstüne çıkmıştır.

Dil

Yüzölçümü bakımından dünyanın 8. büyük ülkesi Arjantin’de, 40’tan fazla dil konuşuluyor. Resmi dilin İspanyolca olduğu ülkede, 1,5 milyon kişi İtalyanca, az sayıda Arap kökenli Arjantinli Doğu Akdeniz Arapçası konuşuyor. Ülkede Kevuça, Almanca, Yidiş, Guarani, Katalan ve Mapudungun gibi çok sayıda yerel dil de konuşuluyor.

Arjantin Dini yaşam

Yönetim Şekli ve Din
Arjantin, başkanlık sistemi ve federal cumhuriyet ile yönetilmektedir. 23 tane eyalet ve 1 tane federal bölgeden oluşmaktadır. Buenos Aires, Arjantin’in başkentidir. Ülkenin resmi bir devlet dini yoktu ve ülke anayasasına göre her bireyin din özgürlüğü vardır. Ateist, Musevi, Evanjelist Protestan, Yahova Şahidi ve Müslümanlık gibi farklı dinlere mensup azınlıklar olsa da ülke nüfusunun büyük bir çoğunluğu Katoliktir. Roma Katoliklerinden olmak da ülkede farklı bir statü göstergesi olarak sayılmaktadır. İspanyollar Arjantin’e 1536 yılında gelmişlerdir ve ilk kolonilerini de başkent Buenos Aires’e kurmuşlardır. Ülke 1816 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir.

Ülke nüfusunun yüzde 76,5’si kendisini Katolik, yüzde 11,3'ü Agnostik ve Ateist, yüzde 9'u Evanjelik Protestan, yüzde 1,2'si Yahova Şahidi, yüzde 0,9'u Mormon ve geriye kalan yüzdelik kesim Musevi, Müslüman olarak tanımlamaktadır.

İklimi

Arjantin, coğrafi büyüklüğünden dolayı farklı iklim çeşitliliğine sahiptir. Buenos Aires’de genellikle yaz ayları son derece nemli, kış ayları soğuk-ılıman bir iklim tipi görülmektedir. Cuyo‘da ise hem yazları hem de kışları kurak bir çöl iklimi hakimdir ve sıcaklıklar yazın 50 – 55 derecelere varabilmektedir.

Kültür

Arjantin kültürü, büyük ölçüde Avrupalı göçmen nüfusu tarafından şekillendirilmiştir. Avrupa etkisi müzik, mimarlık, yazı, sosyal gelenekler ve yaşam tarzlarına yansıyor. Güney Amerika etkisi de belirgindir. Güney Amerika etkisinin Avrupa kozmopolit yaşam tarzlarıyla Arjantin’de birleşmiştir.

Arjantin adı Latince gümüş kelimeden türetilmiştir, İspanyollar bu ülkeye çıkarken gümüş gibi değerli metaller bulmayı umuyorlardı. Onaltıncı yüzyılın sonlarında, Martín del Barco Centenera’nın şiiri “Arjantin y Conquista del Desierto” da ülke ismi olarak kullanıldığı görülüyor.

Arjantin kültürü oluşum süreci itibariyle tartışmalıdır. Bazı milliyetçi kesimler belirleyici unsurun gaucho geleneği olduğunu söylüyor. Gaucho, 18’inci orta ile 19. yüzyılın ortalarından itibaren gelişen Arjantin ve Uruguay çayırlarının göçebe ve atlı koruyucularıydıç Gaucholar genellikle mestizo yani Avrupalı-yerli meleziydirler. Ülkede bir Gaucho edebiyatı gelişti ve Arjantin kültürü’nün önemli bir parçası oldu .

Milliyetçi versiyonlar sıklıkla yerli halkların ulusal kültüre olan katkılarını da kabul ederler. Muhafazakar seçkin kesimlere göre ise tarihsel olarak ulusal kültürün kökenleri Roma Katolik ve İspanyol geleneğine kadar uzanır.

Bazı seçkin toprak sahibi kesimler de gaucho’yu kültürel bir sembol olarak benimsemişlerdir. Kırsal kesimle genellikle daha laik, kentsel ve modern ulusal kimliği benimseyen kesim bazen çatışır. Kültür karmaşası ülkede belirgindir. Zamanın politik iklimine ve ideolojik yönelimlere bağlı olarak kültürel vurgular değişir. Arjantin sakinleri diğer Güney-Amerika uluslarıyla ortaklıklarını öne çıkartır. Aynı zamanda dört yüz yıllık İspanyol yönetiminin etkisi ve güney Amerika ortak tarihi vardır.

İspanyol kültürü ile birlikte Almanya, İrlanda, İtalya gibi dünyanın dört bir yanından gelen yerleşimcilerin etkileri Arjantin’de baskındır. Ne yazık ki, Avrupa kültürü ve sömürgeciliğinin etkisi, yerli yaşam biçimlerinin erozyona uğrmasına de sebep olmuştur.

Bazı bölgesel kültürler oldukça farklıdır. Kuzeybatı’da, Kolomb-öncesi kültürün ve yerli geleneklerin etkisi çok güçlüdür, kuzeydoğuda Guaraní yerli nüfuzu fazladır ve aksan, müzik, yemek, yerel gelenekler ve inançlarda etkisi hisssedilir.

Arjantin’de ağırlıklı İspanyolca olarak konuşulmaktadır Bunun yanında Birçok göçmen ve yerli halk ana dilini konuşmaya da devam eder. İki yerli dili, Quechua ve Guaraní, ortak dil haline gelmiştir. Arjantin yerlileri ve yerleşimciler tarafından bu diller öğrenildi. Quechua, çoğunlukla kuzeybatı ve orta bölgelerde kullanılırken, Guarani ise çoğunlukla kuzeydoğuda konuşulmaktaydı. Bugün, Santiago del Estero ve Corrientes gibi illerdeki bazı sakinler tarafından konuşulmaktadır.

On dokuzuncu yüzyılın sonlarındaki büyük göç sırasında ya da Güney Amerika, Doğu Avrupa, Afrika ve Asya göçmen nüfuslarının yirminci yüzyıl sonlarında akınıyla dil ve kültürel çeşitlilik artmıştır. İspanyol ve yerli dillerin bölgesel çeşitliliğinin yanı sıra, Arjantinliler genellikle konuşma dilinde dilbilgisel terimleri ve dilbilimsel yapıları kullanırlar.İspanyolca, Portekizce, İtalyanca, Fransızca ve Quechua gibi yerli dilleri de birbirini etkilemiştir.

Arjantin Mutfağı

Dünyanın en çok sığır eti tüketilen ülkesi olan Arjantin’in en ünlü yemeği sığır etinden yapılan Criolla’dır. “Éparillas” ya da “Asados” olarak adlandırılan büyük barbekülerde pişirilen bir tür ızgara çeşididir. Bir diğer ünlü yemekleri olan Humitas mısırdan yapılmış bir çeşit köftedir. Mısır mamullerini sıklıkla kullanan Arjantinlilerin Tamales adı verilen ve mısır unundan yapılmış bir ekmek türünün içine et doldurulmasıyla hazırlanan yemeği meşhur Arjantin mutfağın bir parçasıdır. Unlu mamulleri sıklıkla kullanan Arjantin Mutfağında sevilen yiyeceklerden biri olan Empanadas, türlü iç harçlarla hazırlanabilen bir börektir. Dulce de leche diğer Latin Amerika mutfaklarında da tanıdığımız süt ve şekerle yapılan bir tatlıdır. Mate çayı ve özellikle And dağları bölgesinde çok meşhur olan Mendoza şarapları da en çok tüketilen içeceklerdir.

Cumbia Dansı

Cumbia Dansı
Samba dediğimiz zaman hemen herkesin aklına Brezilya gelmektedir. Bulunduğumuz coğrafyalarda samba kadar duyulmamış olsa da “Cumbia dansı“da Arjantin’in en ünlü dansıdır. Tam bir parti ülkesi olan Arjantin’de gece kulüplerinde duyabileceğiniz tek müzik Cumbia müziğidir. Hatta öyle ki Arjantinliler özel kıyafetlerini giyerek özel bir özen ile gecenin 3’ünde soluğu gece kulüplerinde alırlar. Sabaha kadar süren dans geceleri sabah 9:00 a kadar sürmektedir. Dansa ve gösterilere meraklı iseniz ve Arjantin’e gitmeyi düşünüyorsanız karnaval zamanı olan Ocak ve Mart ayları aralığını tavsiye ederiz. Süslü ve ışıltılı elbiseler, müzik, eğlence , sabahlara kadar süren gösteriler ve şovlarıyla keyifli vakit geçirirsiniz.

Festivaller

Arjantin tam bir parti ülkesidir ve birçok festivale ev sahipliği yapan ülkenin kültürünü daha iyi tanıyabilmek için bu festivallere katılmak mükemmel bir yoldur.

Cosquín'de yer alan "Fiesta Nacional del Folcloro" Arjantin'in yeni yıl kutlaması olan "Ulusal Festival'idir. Müziklerin, geleneksel yiyecek ve içeceklerin, Arjantin'in folklorik geleneklerinin sergilendiği canlı ve eşsiz bir deneyimdir.

Ocak ve Mart ayları arasında ülkeyi ziyaret edecekseniz ülkenin her yerinde kutlanan karnaval sizi bekliyor demektir. İnsanlar ülkenin her yerinden gelmektedir ve alaylar, ışıltılı kostümler, süslü elbiseler, içkiler, danslar, müzik ve eğlence içeren festivallerin hepsi bir arada buluşmaktadır.

Sinema tutkunları için bir hazine niteliğinde ki "Buenos Aires Internacional de Cine Independiente" festivali Nisan ayında hem ulusal hem de uluslararası bağımsız film yapımcılarının filmlerinden ilginç seçkilerle düzenlenmektedir.

11 ve 18 Mayıs arasında, çağdaş sanatseverler muazzam bir sanat festivali olan "Arte BA"yı Buenos Aires'te mutlaka ziyaret etmelidir.

Ülkede daha birçok festival, farklı dönemlerde yer almaktadır.

Arjantin Tarihi ve Falkland Savaşı

Arjantinlilerin Malvinas adaları olarak kabul ettiği Falkland adaları, 1982 yılında Arjantin ve İngiltere 6 hafta süren bir savaşa neden olmuştur. Ne zaman bir Arjantinli ile bu adalardan konuşmaya başlasanız bu konuda ne kadar hassas olduklarını hissedebilirsiniz. Peki bu adalar neden bu kadar önemliydi? Ada üzerinde egemenlik kuran devlet, hem adalara hem de adanın kıta sahanlığına egemen olacaktı. Egemen olan devlet, kara sularından çıkarılacak petrolünde sahibi olabileceği gibi ada turizmini yaygınlaştırabilecek ve balıkçılıkla ilgilenebilecekti. İngiltere’ye göre adalarda yaşayan halk kendini İngiliz olarak tanımladığı için adalar Britanya’nındı. Fakat Arjantin ise hem kendi topraklarına olan yakınlığı hem de Arjantin’in İspanyanın halefi olması dolayısıyla Arjantin’in olduğunu savunmaktadır. Fakat savaş bile bu problemi çözmeye yeterli olmamıştır. Arjantin bir yandan adalara çıkartma yaparken, İngiltere’de arkasına aldığı Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletlerle birlikte son teknolojik cihazlarla savaşmıştır. Öyle ki İngiltere savaşla alakası olmayan Arjantin bandıralı kuru yük gemisini bile bombalamıştır. Soğuk hava şartlarından dolayı ortalama 600 Arjantinlinin ve 250 kadar da İngiliz vatandaşının öldüğü söylenmektedir. Arjantin günümüzde de adalar üzerinde hak iddia etmektedir.

Arjantinliler bu savaşı anlatırlarken Dünya kupası çeyrek finaline bağlarlar. Savaştan 4 yıl sonra gerçekleştirilen Dünya kupasında İngiltere ve Arjantin tekrar karşı karşıya gelmiş. Bu karşılaşmada Maradona bu savaşın intikamını almış. Maçın 51. dakikasında Maradona eliyle gol atmış ve bu gol geçerli sayılmış Bu gole Arjantinliler Tanrı’nın eli demektedirler. Bu golden 4 dk sonra ise yine Maradona kendi yarı sahasında 6 tane İngiliz futbolcuyu geçerek ikinci golünü yani FiFa’ya göre “Yüzyılın golü”nü atmış. Böylece hem İngiltere’den savaşın intikamını almış hem de Dünya kupasının şampiyonu olmuşlardır. “Ama siz siz olun bir Arjantinliyle konuşurken bu adalara Falkland adası değil, Malvinas adası deyin ve ayrıca Arjantinlilerin yanında İngilizce yazan, İngiliz sembolleri bulunan kıyafetlerden, İngiliz bayraklarından ve milli formalarından uzak durun!”

Arjantin millî futbol takımı

Arjantin millî futbol takımı, Dünya'nın önde gelen millî futbol takımlarından biridir. 2 kere FIFA Dünya Kupası'nı kazanmış olan Arjantin millî takımı, Dünya Gençler Şampiyonluğunu ve Olimpiyat Şampiyonluğu'nu kazanan en son takımdır.

1930 yılında düzenlenen ilk FIFA Dünya Kupası'nı finalde kaybetmesinin ardından, 1978 ve 1986'da oynadığı iki final karşılaşmasında da sahadan galibiyetle ayrılan taraf oldu ve 2 kez şampiyonluk sevinci yaşadı. 1990 FIFA Dünya Kupası'nda tekrar finale yükselen ancak Batı Almanya'ya kaybedip ikincilikle yetinmek zorunda kalan Arjantin, daha sonraki kupalarda çeyrek finalden öteye gidemedi.

2006 FIFA Dünya Kupası'ndki çeyrek final eşleşmesinde ev sahibi Almanya'ya penaltı atışları sonucunda elenen Arjantin, 2010 FIFA Dünya Kupası elemelerinde istenen başarılı sonuçları alamayan, hatta Bolivya'ya bile 6-1'lik bir sonuçla boyun eğse de, son karşılaşmasında Uruguay'ı deplasmanda 1-0 mağlup ederek grubu 4. sırada tamamladı ve baraj maçı oynamadan kupaya katılma hakkı elde etti.

Ekim 2008'de Şili deplasmanında alınan 1-0'lık yenilginin ardından Arjantin millî takımı teknik direktörlüğüne Alfio Basile'nin yerine Diego Maradona getirildi. Basile yönetimindeki Arjantin, elemelerdeki ilk 10 maçında 16 puan toplarken, Maradona ile de daha istikrarlı bir grafik çizemeyerek kalan 8 maçta 12 puan toplayabildi.

Arjantin, 2010 FIFA Dünya Kupası'nda Diego Maradona yönetiminde, çeyrek finalde Almanya'ya 4-0 yenilerek elendi.

Arjantin,2014 FIFA Dünya Kupası'nda Alejandro Sabella yönetiminde, finale çıkmış finalde ise 28 yıllık hayali gerçekleştirememiş Almanya'ya 1-0 yenilerek turnuvadan 2. olarak ayrıldı.

Kaptan Lionel Messi ise turnuvanın en iyi oyuncu ödülünü aldı.

Maradona

Maradona
Diego Armando Maradona (İspanyolca söyleyişi: [ˈdjeɣo maɾaˈðona], d. 30 Ekim 1960, Buenos Aires) Arjantinli teknik direktör ve eski futbolcudur. Birçok uzman, futbol eleştirmenleri, eski futbolcular, şimdiki futbolcular ve futbol taraftarlarınca tüm zamanların en iyi futbolcularından biri olarak görülmektedir. Ayrıca Pelé ile beraber FIFA 20. Yüzyılın Oyuncusu ödülü almıştır.

Transferde iki kez en yüksek ücret rekoru kıran tek futbolcudur. Barcelona'ya 5 milyon £ karşılığında transfer olup rekor kırdıktan sonra Napoli'ye 6,9 milyon £'a transfer olarak yeni rekor kırmıştır. Maradona profesyonel futbol kariyeri boyunca Argentinos Juniors, Boca Juniors, Barcelona, Napoli, Sevilla ve Newell's Old Boys takımlarında oynamıştır. Kulüp seviyesinde en ünlü olduğu Napoli takımında çok sayıda övgü almıştır. Arjantin adına 91 millî maça çıkmış ve 34 gol atmıştır.

Dört FIFA Dünya Kupası turnuvasında oynamıştır ve Arjantin adına kaptanlık yaptığı 1986 Dünya Kupası'nda, Batı Almanya'yı finalde 3-2 yenip kupaya uzanmışlardır. O maçtan sonra Altın Top ödülü almıştır. Aynı turnuvada çeyrek finalde İngiltere'ye iki gol atarak 2-1'lik galibiyeti sağlamıştır ve iki gol de tarihe geçmiştir. İlk golü eliyle atmıştır ve ceza verilmemiştir, o gole "Tanrı'nın eli" denmiştir. İkinci golü ise topu 60 metre sürerken beş oyuncuyu geçerek atmıştır. Bu gol 2002 yılında FIFA.com tarafından "Yüzyılın Golü" seçilmiştir.

Maradona, sporun en tartışmalı ve haber değeri taşıyan figürlerinden biri olarak kabul edilir. İtalya'da 1991 yılında başarısız geçen bir kokain testinden sonra 15 ay boyunca futboldan uzaklaştırılmıştır. ABD'de efedrin testinin pozitif çıkması sonucu 1994 FIFA Dünya Kupası'nı evinde izlemek zorunda kalmıştır. 2005 yılında önemli miktarda kilo vermiş ve kokain bağımlılığının üstesinden gelmiştir. Açık sözlülüğüyle, basın ve spor yöneticileriyle anlaşmazlıklarıyla çokça gündeme gelmiştir. Teknik direktörlük tecrübesinin çok az olmasına rağmen Kasım 2008 tarihinde Arjantin teknik direktörlüğüne getirilmiş ve 15 ay sonra 2010 FIFA Dünya Kupası'nda istifa etmiştir.

Arjantin'deki Türkiye Büyük Elçiliği

Adres: 11 de Septiembre 1382, C1426BKN- La Ciudad de Buenos Aires/ Argentina
Telefon: +54 11 4785-7203 / 4788-3239 / 4788-5106
Faks: +54 11 4784-9179
E-posta: embajada.buenosaires@mfa.gov.tr
 
  • Beğen
Tepkiler: Ugur

Benzer konular

Üst