Haiti Cumhuriyeti

GEZGİN

Üye
Haiti
Başkent Port-au-Prince
Resmî diller Fransızca, Haiti Kreyolu
Yönetim Şekli Yarı Başkanlık sistemi
Yüzölçümü 27.750 km²
Nüfus 10.847.334
Nüfus Yoğunluğu 390 kişi/km²
Para birimi Gourde (HTG)
Zaman dilimi (UTC-5:00)
Telefon kodu +509
İnternet TLD .ht
Haiti, asıl adıyla Haiti Cumhuriyeti, Amerika'da Karayip Denizi'nde bir ada ülkesidir. Küba'nın doğusunda yer alan Hispaniola adasını Dominik Cumhuriyeti ile paylaşır ve adanın batı kısımdadır. Yüzölçümü 27.750 km² olan ülkenin nüfusu 10 milyon (2009), başkenti Port-au-Prince'tir.

Eski bir Fransız sömürgesi olan Haiti, Kuzey ve Güney Amerika'da, Amerika Birleşik Devletleri'nden sonra bağımsızlığını ilân eden ikinci ülkedir. Buna karşılık, bugün Batı Yarımkürenin en fakir ülkesidir ve yönetiminde bir anarşi durumu halen devam etmektedir.

Bayrak

Haiti bayrağı günümüzde kullanılan hali ile 25 Şubat 1986 tarihinde göndere çekilmiştir.

Ülkede milli ve resmi bayrak olmak üzere iki adet bayrak kullanımda olup, bayrak ülke tarihinde birçok kez değişime uğramıştır.

Her iki bayrakta yatay olarak bayrağı ikiye bölen kırmızı ve mavi şeritten oluşmaktadır. Milli bayrak bu hali ile kullanımda iken, resmi bayrakta ülkenin arması da gözükmektedir. Bayrağın tam ortasına yerleştirilen arma iki bayrak arasıdanki farklı oluştrumaktadır. Bayrağın oluşumunda Fransa'ya karşı verilen bağımsızlık savaşında Fransa'nın dikey üç renkli bayrağından etkilenilmesi başrol oynamıştır. Burada sadece beyaz renk bayrağa dahil edilmezken kırmızı ve mavi renkler ise yatay olarak bayrakta konumlandırılmıştır. Ülkenin armasında ise bir palmiye ağacının arkasında sağında ve solunda üçer adet olmak üzere toplamda altı adet dökümlü bayrak gözükmektedir. Palmiye ağacının önünde ise top arabası bulunmaktadır. Yeşil bir çimenliğin üzerinde resmedilen armada yeşillikler üzerinde top mermisi, kırık zincirler, davul, tüfek ve çapa gibi cisimler bulunmaktadır. Palmiye ağacının en tepesinde ise bir sopanın ucuna takılmış kırmızı ve mavi renklerde, özgürlüğün sembolü olarak Frigya başlığı gözükmektedir. Armanın en önünde bulunan afişte ise Fransızca olarak Haiti'nin ulusal sloganı olan Birlikten güç doğar yer almaktadır.

Ülkenin 1964 ile 1986 yılları arasında diktatör bir rejim ile yönetildiği dönemlerde bayrakta değişikliğe gidilmiş ve dikey olarak bayrağı ikiye bölen siyah ve kırmızı renkler kullanılmıştı. Bu değişiklik armada da kendini göstermiş dökümlü bayraklarda bu yeni bayrak resmedilmiştir.

Arma

Haiti Arması
Haiti arması, Karayipler'de yer alan Kuzey Amerika ülkesi Haiti'nin resmi devlet armasıdır.

Arma ilk olarak bugünkü haline benzer bir şekilde 1807 yılında kullanılmaya başlanmış, günümüzdeki hali ile de 1986 yılında bu yana kullanılmaktadır.

Armada bir palmiye ağacının arkasında sağında ve solunda üçer adet olmak üzere toplamda altı adet dökümlü bayrak gözükmektedir. Palmiye ağacının önünde ise top arabası bulunmaktadır. Yeşil bir çimenliğin üzerinde resmedilen armada yeşillikler üzerinde top mermisi, kırık zincirler, davul, tüfek ve çapa gibi cisimler bulunmaktadır. Palmiye ağacının en tepesinde ise bir sopanın ucuna takılmış kırmızı ve mavi renklerde, özgürlüğün sembolü olarak Frigya başlığı gözükmektedir. Armanın en önünde bulunan afişte ise Fransızca olarak Haiti'nin ulusal sloganı olan L'Union Fait La Force (Türkçe:Birlikten güç doğar) yer almaktadır.

Ülkenin 1964 ile 1986 yılları arasında diktatör bir rejim ile yönetildiği dönemlerde bayrakta değişikliğe gidilmiş ve dikey olarak bayrağı ikiye bölen siyah ve kırmızı renkler kullanılmıştı. Bu değişiklik armada da kendini göstermiş dökümlü bayraklarda bu yeni bayrak resmedilmiştir.

Türkiye ile İlişkiler

Haiti
Haiti
Türkiye ile Haiti arasındaki ilişkiler, iki ülkenin tarihî, coğrafî, kültürel uzaklıklarına rağmen son yıllarda artan bir ivme ile olumlu yönde gelişme kaydetmektedir. Haiti’de 2010 yılında gerçekleşen ve 300 bine yakın insanın yaşamını yitirdiği deprem felaketi ve ardından 2016 yılında gerçekleşen ve ülke için çok ağır sonuçları olan Matthew Kasırgası sonrasında Türkiye’nin Haiti’ye yardım elini uzatması, iki ülke ilişkilerinin güçlenmesinde itici bir güç teşkil etmiştir. Yine aynı şekilde TİKA, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi kamu kurumları ve bağımsız STK’lar tarafından gerçekleştirilen yardım kampanyaları ve kalkınma projelerine Türk halkı büyük teveccüh göstermiş ve Haiti’ye dostluk elini uzatmıştır.

İki ülkenin halihazırda bir diğerinde büyükelçiliği bulunmamakla birlikte, güçlenen ilişkilerle önümüzdeki süreçte bu noktada gerekli adımların atılacağı öngörülmektedir. Haiti ile Türkiye arasında bugüne kadar devlet başkanlığı düzeyinde bir ziyaret gerçekleşmemiş olup, bakanlık düzeyindeki tek ziyaret 2014 yılında dönemin Haiti Dışişleri Bakanı Duly Brutus’un, cumhurbaşkanlığı devir teslim töreni sebebiyle gerçekleşmiştir.

İki ülke arasındaki ticarî ilişkiler, Haiti’nin ekonomik büyüklüğüne oranlar güçlü sayılabilecek düzeydedir. Özellikle 2017 yılında ihracatımızda görülen büyük artışla birlikte Türkiye, Haiti’nin en önemli ticaret ortaklarından biri konumuna yükselmiştir. 2000’li yılların ortalarına kadar yıllık 5 milyon dolar civarında olan ticaret hacmi, 2010-2016 yılları arasında 20-25 milyon bandında seyretmiş, 2017 yılında ise neredeyse tamamı Türkiye’den Haiti’ye ihracat olmak üzere 86 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’nin Haiti’ye ihraç ettiği başlıca ürünlerin başında demir-çelik ve çimento gibi inşaat malzemeleri gelir. Bunun dışında buğday, makarna, bulgur ve maya gibi temel gıda maddeleri de başlıca ihracat ürünleri arasında yer almaktadır. Türkiye’nin Haiti’den ithalatı yıllık 1 milyon doları bulmayan sembolik düzeydedir ve başlıca ithalat kalemi yağlardır.

Müslümanların Durumu

İslamiyet’in Haiti topraklarındaki tarihi 16. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Bu tarihlerde İspanyol sömürgeciler tarafından çalıştırılmak üzere Haiti’ye zorla getirilen Afrikalı Müslüman köleler, bu toprakların ilk Müslümanları olmuştur. Ancak geride kalan yaklaşık beş asırlık süre içerisinde İslamiyet Haiti’de kitlesel olarak yayılma imkanı bulamamıştır.

Günümüzde Haiti’de 3 bin ila 5 bin civarında Müslümanın yaşadığı tahmin edilmektedir ve bunların büyük bir bölümünü Haitili yerliler oluşturmaktadır. Ülkedeki Müslümanlar da tıpkı diğer ülke vatandaşları gibi yoksulluk başta olmak üzere çeşitli sorunlarla karşı karşıyadır. Özellikle 2010 yılındaki deprem ve 2016 yılında yaşanan kasırga afeti sebebiyle yoksul halkın yaşam şartları daha da zorlaşmıştır.

Ülkede Müslümanlara hizmet vermekte olan birkaç ibadet mekanı ve Müslümanlar tarafından kurulmuş vakıf ve dernekler bulunmaktadır. Bunlar, Cap Haiti’deki Bilal Camii ve İslam Merkezi, başkent Port au Prince’deki Haiti İslam Vakfı, El Nur Camii ve Allahuekber Manevi Merkezi ve Miragoane’deki Nuru’l İslam Camii’dir. Haiti İslam Vakfı, Müslümanlara olduğu kadar ülkedeki diğer vatandaşlara da hizmet vermekte, özellikle Cuma namazlarından sonra halka gıda yardımı yapılmaktadır. Öte yandan Türkiye Diyanet Vakfı tarafından Türkiye halkının yardımları ile Cap Haiti şehrinde yaptırılan ve 2016 yılında hizmete açılan Boukman Buhara Camii, ülkenin ilk minareli camisi olma özelliğine sahiptir.

İslam Tarihi ve Müslümanların Bugün ki Durumu

Hispaniola adasının İslam tarihi adaya köle olarak getirilen Müslümanlarla başlar. Haiti'de tahmini olarak 3250
(%0.04) Müslüman bulunmaktadır. Ancak yerel Müslümanlar gerçek sayının 5000 olduğunu belirtmektedirler. Müslümanların çoğunluğu yerli Haiti'lilerden oluşur. Cap Haiti'de Bilal Mescidi ve İslam Merkezi bulunmakta, başkent Port au Princ'de ise El Nurr camii bulunmaktadır. Bu kuruluşlarda günlük namazlarla birlikte islami çalışmalarda yürütülmektedir. Haiti'ye 1920 yılında gelmiş çok az Filistinli de bulunmaktadır. Ekonomik olarak sınırlı kaynaklara sahip olan Haiti'li Müslümanlar bir evi restore ederek ilk cami ve okulu 1985 yılında açmışlardır.
tb

Tarih

Haiti'nin asıl yerli halkı Arawak (ya da Taíno)'lardır. Kristof Kolomb'un 1492'de yeni dünyanın keşfinden sonra adaya Hispaniola adı verilmişti. Hispaniola Adası, Avrupa'dan gelip "yeni dünyayı fethedenler"in üslerinden biri haline geldi. O zamanda yaşamış İspanyol Katolik rahip Bartolome de Las Casas, Türkçede de Kızılderili Katliamı adıyla yayınlanmış kitabında ada hakkında şunları yazmaktadır:
"Bu ada üzerinde (ben 1508'de vardığım zaman) 6 milyon insan yaşıyordu, Kızılderililer de dahil olmak üzere. Ne var ki 1494'ten 1508'e kadar 3 milyonun üzerinde insan savaştan, kölelikten ve madenlerden dolayı yok olmuştu. Gelecek nesillerde buna kim inanacaktır?"
Bazı tarihçiler Las Casas'ın bu rakamı abarttığını ve nüfusun 1 milyon kadar olduğunu düşünmekteyse de bazıları 8 milyona kadar vardığını savunmaktadır. Bununla birlikte Las Casas'ın bu kitabında Kuzey Amerika'nın kıyılarından güneye doğru tüm Orta Amerika, Güney Amerika'nın kuzeyi ve Karayibler'deki adalarda yapılan Kızılderili/yerli katliamlarını anlattığı gibi, yeni dünyanın keşfinden sonra bölgede büyük kıyımlar yaşandığı şüphesizdir.

Haiti Tarihi
17. ve 18. yüzyıllarda adanın bugünkü Haiti olan 3'te 1'lik batı kısmı Fransız deniz korsanlarının eline geçti. Fransızlar burayı İspanyol ve İngiliz gemilerini taciz etmek için kullandılar. Daha sonra, Saint-Domingue adını verdikleri adanın bu kısmında şeker ve kahve üretimine başladılar.

Fransız İmparatorluğunun 18.yüzyıldaki en zengin sömürgelerinden biri haline gelen Saint-Domingue, 1780'lerde Avrupa'da tüketilen şekerin %40, kahvenin ise %60 kadarını üretmişti. Bu dönemde, şekerkamışı ve kahve ekim alanlarında çalıştırılmak üzere 790.000 kadar Afrikalı köle getirildiği tahmin edilmektedir.

12 Ocak 2010 günü yerel saatle 16:53'te 7.0 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşmiştir ve 200 bin kişinin bu depremde hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir.

Haiti Devrimi ve Bağımsızlık

Haiti Devrimi (1791–1804) Batı yarıküredeki en başarılı Afrikalı köle ayaklanmasıdır. Devrim sonucunda Haiti siyahlar tarafından yönetilen tarihteki ilk cumhuriyet olmuştur. Devrim sırasında Haiti’nin adı Saint-Domingue idi ve bir Fransız kolonisiydi. Devrim sürecinde Afrika kökenli halk kendisini Fransız egemenliğinden ve köleliğin boyunduruğundan kurtarmıştır. Kölelik dönemi sırasında yüzlerce köle isyanı olmuş olmasına rağmen bulunduğu ülkeyi tamamen özgürleştiren tek başarılı isyan Haiti Devrimidir.

Haiti modern tarihte Afrika kökenli insanlar tarafından yönetilen ilk cumhuriyettir. Fransız kolonisiyken doğrudan kendi kendi yöneten bir cumhuriyet olmuştur. Koloni yönetiminin uyguladığı, eğitimsiz çoğunluğu şiddet ve tehditlerle azınlık diktasının yönetmesi anlayışının etkileri kalıcı olmuştur. Artık beyaz-siyah ayrımı aşılmış, yeni bir yönetici sınıf oluşmuştur. Bu sınıf Afrika kökenlidir, hatta bazılarının ataları Avrupa’dan göçen çiftçilerdir. Bazıları eğitim görmüş, orduda askerlik yapmış, para biriktirmiş ve arazi almıştır. Doğrudan Afrika’dan köle olarak getirilen çoğunluk siyah Haitililerden daha açık tenli olan bu melez sınıf, siyaset ve ekonomiyi egemenlikleri altına alacaklardır. Tarihte önemli yeri olan Haiti Devriminin oluşmasını çok karmaşık etkenler tetiklemiştir.

Tarihsel arka plan

1700’lü yılların ortasından başlayarak Avrupa’da özellikle şekere talep artar. Artan şeker ihtiyacı ağırlıklı olarak Karayiplerdeki tarım çiftliklerindeki köle emeğine dayanan üretimle sağlanmaktadır. 1730 yılından başlayarak Karayiplerde çok sayıda kolonisi bulunan Fransa, bölgedeki şeker kamışı hasadını artırmak amacıyla karmaşık ekim tarzlarını başarıyla uygular. Bunun sonucunda Haiti ve Jamaika dünyanın şeker ihtiyacının ana karşılayıcısı olurlar. Şeker kamışı tarımı yoğun insan emeği gerektiren bir faaliyet olup, gerekli olan insan gücü Afrika’dan getirilen kölelerden sağlanmaktaydı. Şeker kamışı hasadı yapılan çiftliklerin beyaz sahipleri ve işletmecileri servetlerinin kendilerinden sayıca onlarca kat fazla nüfusa sahip olan siyahlara dayandığını bilerek sürekli bir ayaklanma korkusuyla yaşamaktaydılar. 1758 yılında kolonilerdeki sınıfsal ayrımın yasalarla tanımlı bir hiyerarşik yapıya dönüştürülmesi çalışması başlar. Tarihçiler o sırada bölgedeki sınıfsal ayrımı şu şekilde yaparlar: Birinci grup beyaz toprak sahipleridir. İkinci grup özgür siyahlardır. Bunlar daha çok melez olarak çağrılmaktadırlar. Bazıları eğitim görmüş, meslek sahibi, orduda veya çiftlik yönetiminde yer almış kişilerdir. Çoğunlukla beyaz çiftlik sahiplerinin köle kadınlardan doğan çocuklarıdır. Erkekler çoğunlukla eğitim görmüş, bazıları babalarının servetlerini miras olarak kazanmış ve özgür hale gelmiştir. Üçüncü grup ise tüm diğer grupların sayısından kat kat fazla olan Afrika doğumlu köleler bulunmaktadır.köleler arasındaki yüksek ölüm yüzdesi, sürekli yeni kölelerin bölgeye getirilmesi anlamına gelmekteydi. Köleler Fransızca ve Batı Afrika dillerinin karışımı olan ve Creole diye bilinen bir dil konuşmaktaydılar. Beyazlarla köleler arasında sık sık şiddetli çatışmalar çıkardı. Çiftliklerinden kaçmış köle çeteleri ormanlarda kaçak bir şekilde yaşarlardı. Adaların şeker ve kahve çiftliklerine sık sık saldırılar düzenlerlerdi. Haiti’de bu saldırılar özellikle siyasi arenada şiddetin bir araç olarak kullanılması geleneğini oluşturmuştur. Çetelerin sayısı bazen binli rakamlara yükselse de büyük saldırılar düzenleyebilecek çapta önderliğe ve stratejiye sahip değillerdi. Çeteler içinde yükselen en önemli lider François Mackandal olur. Vudu rahibi olan Mackandal siyahların direnişini birleştirmeyi başarır ve özellikle Afrika gelenek ve dinlerine vurgu yapar. Farklı çeteler arasında koordinasyon sağlayarak 1751-1757 yılları arasında ayaklanma çıkartır. 1758 yılında yakalanıp diri diri yakılmasına rağmen silahlı çetelerin adada varlığı ve saldırıları sürer.

1789 yılında durum

Haiti Katliamı
1789 yılında Haiti dünyanın şeker ihtiyacının %40’ını tek başına sağlamakta ve böylece zamanın en değerli kolonisi konumundaydı. Adadaki köle sayısı 500.000 idi ve bu sayı tüm Karayiplerdeki köle sayısının yarısıydı. Kölelerin çoğunluğu Afrika doğumluydu ve kölelerin ölüm hızı doğum hızından yüksek olduğu için Afrika’dan köle ticareti sürmekteydi. Köle nüfus aşırı çalıştırılmaktan, yetersiz beslenmeden, barınaksızlıktan, giysisizlikten ve tıbbi bakım olmamasından dolayı kırılmaktaydı. Bazı köleler şehir hayatında kendilerine daha rahat ortamlar bulmuş, evlerde aşçı, kişisel hizmetçi veya zanatkar olmuşlardı. Bu görece ayrıcalıklı sınıf Amerika’da doğmuştu, koşulları Afrika doğumlu ve ağır işlerde çalışan kölelerden çok farklıydı. Haiti’nin kuzey sahillerindeki Plaine du Nord adlı bölge özellikle şeker hasadı için çok verimli bir bölgeydi. Ekonomik olarak önemi çok büyüktü. Bu bölge anakaradan geçit vermez bir dağ sırasıyla ayrıldığı için bölgedeki çiftlikler ve köleler adanın diğer kısımlarından görece yalıtılmış durumdaydılar. Burada özellikle güçlü beyaz işletmeciler bulunmakta ve adanın ekonomik olarak Fransa’dan özerk olmasını savunmaktaydılar. Haiti’deki 40.000 beyaz kolonici arasından sadece Fransa doğumlular yönetim işlerine bakmaktaydı. Şeker üreticileri ve çiftlik sahipleri asiller sınıfının alt tabakasından gelmekteydi. Çoğunun amacı adada olabildiğince çabuk zengin olup tropik iklimin öldürücü hastalığı olan sarıhummaya yakalanmadan Fransa’ya dönmekti. Alt tabakadaki beyazlar ise meslek olarak zanaatçılık, dükkân sahipliği, köle ticareti ve işçilik gibi işlerde çalışmaktaydılar. Haiti’deki özgür siyahların sayısı ise 28.000 civarındaydı. Bunlardan çoğu zanaatçı ve büyük malikanelerde hizmetçiydi. Sınıflar arasındaki çatışmaların yanı sıra ülke kuzey, güney ve batı bölgeleri arsındaki rekabetten de muzdaripti. Ayrıca farklı siyasi görüşler de bulunmaktaydı; adaya bağımsızlık isteyenler, Fransa’ya bağlı olanlar, İspanya’ya bağlı olanlar ve İngiltere yandaşları bir aradaydı.

1789 Fransız Devriminin Etkileri

Fransız Devriminin gerçekleşmesiyle beraber ilan edilen İnsan Hakları Beyannamesi metni tüm insanları eşit ve özgür ilan etmekteydi. Devrim adada ilk başta iyi karşılandı. Fransa’daki ve adadaki siyasi durum o kadar değişkendi ki, Haiti’deki taraflar çok sık taraf ve müttefik değiştirecektir. Adadaki Afrika kökenli köleler önce Fransa’ya yüksek ticaret vergileri vermek istemeyen zengin Avrupalı beyaz çiftlik sahiplerinin dile getirdiği bağımsızlık isteğini duyacaktır. Bu zengin sınıfın Fransa monarşisi ve İngilizlerle müttefik olduğunu bilen köleler, köle sahiplerinin hakimiyetinde ilan edilecek bağımsızlığın kendilerinin daha fazla çalıştırılacaklarını ve zaten varolmayan haklarının daha da geriletileceğini anlarlar. Adadaki özgür siyahlar ve özellikle Julien Raimond 1780 yılından beri Fransa nezdinde sürekli olarak tüm ada halkına eşit statü verilmesi için uğraşmaktadır. Fransız Devriminin gerçekleşmesinden sonra Raimond Yeni Kurucu Meclise bu önerisini sunmak ister. Ekim 1790’da zengin ve özgür bir siyah olan Vincent Oge Paris’den adaya döndüğünde Devrim yasalarının yürürlükte olduğundan hareketle oy verme hakkını kullanmayı talep eder. Koloni valisi tarafından reddedilince Cap Français bölgesinde kısa süreli bir ayaklanma başlatır. 1791 yılında ele geçirilir ve işkenceyle öldürülür. Oge köleliğe karşı savaşmamasına rağmen sonraki köle ayaklanmalarında hep örnek gösterilecektir. Sürmekte olan kavga beyazlarla melezler arasındadır, köleler şimdilik sadece gelişmeleri izlemektedir. Ünlü Fransız yazar Mirabeau, Haiti’deki beyazlar hakkında, “Vezüv Yanardağının eteklerinde uyuyorlar” benzetmesini yaparak yaklaşan köle ayaklanmaları karşısında beyazları bekleyen tehlikeyi önceden görmüştür.

1791 Köle Ayaklanması

Kölelik  İsyanı
Kimse kölelerin isyanda yer alacaklarını öngörmemişti. Ancak 22 Ağustos 1791 günü başlayan büyük köle ayaklanması ülkeyi muhteşem bir iç savaşa sürükledi. Binlerce köle yılların verdiği acının intikamını almak ve özgürlüklerini kazanmak için çiftlik sahiplerine saldırdı. İzleyen 10 gün içinde köleler tüm kuzey sahilinde denetimi elegeçirecektir. Beyazlar bu ölçekte bir ayaklanmayla karşı karşıya kalmadıkları için birbirinden yalıtılmış korunaklı kamplarda kalmışlardır. İlk iki ay içinde şiddet artacak ve 2000 beyaz öldürülecek, 280 şeker çiftliği yakılmıştır. Bir yıl içinde ada devrimci bir kaos içindedir. Köleler zorla çalıştırıldıkları çiftlikleri yakmış, köle sahiplerini ve diğer beyazları öldürmüşlerdir. Fransız yetkilileri ilk başlarda daha önceki isyanlarda olduğu gibi bu isyanı da kesinlikle bastıracaklarından emindirler. Ayaklanmaya Jean François ve Georges Biassou’nun önderlik etmesi isyanın Santo Domingo’da bulunan İspanya kralın bağlı yönetimle ittifak yapmasına yol açar. Sadece kuzeyde başlayan isyan bütün adaya yayılır. 4 Nisan 1792’de Fransa’da alınan bir kararla koloniler dahil olmak üzere tüm insanların deri renklerinden bağımsız olarak eşit ve özgür olduğu bildirilir. Ancak bu karar köleliği sona erdirmemektedir. Léger-Félicité Sonthonax başkanlığında bir heyet kolonilere gönderilir ve kararın uygulandığını denetler. Kararı önceden de uygulamayan vali Fransa’ya götürülür ve giyotinle idam edilir.

Toussaint’in liderliği

Siyah komutanlardan en başarılısı Toussaint L'Ouverture’dür. Kendi kendisini yetiştirmiş olan bir ev hizmetkarı olan L'Ouverture, François ve Biassou gibi önce İspanya için savaşmıştır. İngiltere Haiti’yi işgal edince, eğer Fransa köleleri özgürleştireceğini taahhüt ederse onlar için savaşacağını bildirir. Sonthonax 29 Ağustos 1793 itibarıyla tüm köleleri özgürleştirir. L'Ouverture, Fransız general Étienne Laveaux ile beraber tüm kölelerin özgürleştirildiğinden emin olur. Mayıs 1794'te L'Ouverture kuvvetleri Fransa saflarına geçer ve Fransa Cumhuriyeti için savaşmaya başlar. Birçok Afrikalı köle Louverture saflarındadır ve L'Ouverture sıkı disiplinden yana ve ayrımsız katliama karşıdır. Sonunda İngiliz ve İspanyol kuvvetleri yenilerek Fransa lehine denetim sağlanır. Ancak iktidarı ele almış olan Toussaint, iktidarı Fransızlara vermek istemez. Özerk olarak ülkeyi yönetmeye başlar. L'Ouverture, bölgesel kuvvetler arasındaki çelişkilerden faydalanarak hakimiyetini genişletir. 1798’de adaya çıkartma yapan İngiliz kuvvetlerini yenilgiye uğratır ve hatta komşu ada olan Santo Domingo’yu 1801’de işgal ederek buradaki köleleri de özgürleştirir. 1801 yılında Louverture Haiti için bir Anayasa ilan eder, böylelikle ada özerkliğe sahip olmaktadır, ayrıca kendisini de ömür boyu yönetici ilan eder. Buna karşılık olarak Napolyon Bonapart büyük bir savaş filosu eşliğinde Charles Leclerc komutasında bir orduyu adaya gönderir. Seferin amacı tekrar Fransız egemenliğini tesis etmek ve köleliği tekrar uygulamaya koymaktır. Birliğin adaya çıkmasıyla beraber Toussaint’in müttefiklerinden Jean-Jacques Dessalines, Leclerc saflarına geçer. Yenilen L'Ouverture’a yapılan teklifte eğer birliklerini Fransız Ordusuna katılmaya ikna ederse hayatının bağışlanacağı bildirilir. Ancak L'Ouverture Mayıs 1802’de teslim olmasına rağmen kandırılacak ve Fransa’ya mahkeme edilmek için gönderilecektir. Fransa’ya vardığında ise hapishanede ölecektir.

Köleliğe başkaldırı

Napolyon egemenliğinde birkaç ay sükunet sağlanır. Ancak Fransızların tekrar köleliği kurmak istediği anlaşılınca Dessalines ve diğer komutanlar tekrar saf değiştirerek Ekim 1802’de Fransızlara saldırmaya başlarlar. Kasım 1802’de Fransız komutan Leclerc sarıhummadan ölecek, ordusu da hastalıklardan kırılmaya başlayacaktır. Leclerc’in yerine geçen Rochambeau halka karşı acımasız bir saldırı başlatınca Fransa saflarından kaçışlar başlar. Ayrıca adaya yapılan İngiliz ablukası da Fransa ordusunu zayıflatacak, çare olarak bakılan Napolyon’dan da yardım gelmeyeceği belli olur. Ayrıca ABD’ye Lousiana’yı 1803’de satan Napolyon’un Batı sömürgeleriyle ilgilenmediği artık resmen ortaya çıkmıştır. 1803 yılında Dessalines komutasındaki isyancı ordu Fransızları tamamen yenecektir. Son muharebe 18 Kasım 1803 günü olacaktır. 1 Ocak 1804'te Dessalines adanın bağımsızlığını ilan edecek ve yerel Arawak dilinde adanın ismi olan Haiti adını verecektir. Bu yenilgi Fransa koloni imparatorluğuna çok büyük bir darbe indirmiştir.

Bağımsız cumhuriyet

Haiti Batı yarıkürede ABD’den sonra bağımsız olan ikinci ülkedir. Tarihteki başarıya ulaşan tek köle ayaklanmasının sonucudur. Ülke yıllar süren savaşlardan dolayı harap haldedir, tarım sektörü çökmüştür, ticaret hayatı sona ermiş ve haklı da çoğunlukla eğitimsiz ve yönetim tecrübesinden yoksun durumdadır. Haiti 1825 yılında Fransız köle sahiplerine 150 milyon frank tazminat ödemeyi kabul edecek, bu miktar Fransa’nın saldırmama taahhüdü vermesiyle birlikte 1838 yılında 60 milyona indirilecektir. Borç, Haiti bütçesini mahvetmiş ve ülke zenginliğini Fransa bankalarına bağlı bırakarak zenginleşmesini engelleyen faktör olmuştur. 1804 yılında Haiti Devriminin sonu, Haiti’de sömürgeciliğin sonunu müjdeler. Devrimden sonra başa gelenler Fransız eğitimi almış olan ve orduya hakim gruptur. Fransa ise Martinique ve Guadeloupe’de köleliği tekrar tesis etmiştir. İngiltere ise 1807’de köle ticaretini sona erdirmiş, 1833’de de sömürgelerdeki köleliği kaldırmıştır. Fransa 1834 yılında Haiti’nin bağımsızlığını tanıyacak onu 1862 yılında ABD izleyecektir.

Etkileri

Haiti Devrimi Amerika ve İngiliz kolonilerindeki köle isyanları için örnek oluşturmuştur. Adayı ve değerli gelir kaynağını kaybeden Napolyon, Amerika’daki toprakları elinden çıkartacak ve Lousiana’yı ABD’ye satacaktır. Adadan kaçan beyaz ve melezler New Orleans’a yerleşecek ve burasının nüfusuna Fransızca konuşan bir topluluk olarak dahil olarak kültürel katkıda bulunacaktır. Haiti Devriminin ardından İngiltere 1807 yılında köle ticaretini yasa dışı ilan etmiş olsa da köle ticareti daha uzun yıllar sürecektir. (Amistad gemisi) ABD içindeki köleler de Haiti örneğini izleyerek çeşitli ayaklanmalara kalkışacaklarsa da başarısız olacaklardır. Toussaint Louverture hala bölgede bir kahraman olarak anılmaktadır. 2004 yılında Haiti, Fransa’dan bağımsızlığını kazanmasının 200.yılını kutlamıştır.

Sanat alanında etkileri

  • İngiliz şair William Wordsworth “Toussaint Louverture’e” isimli şiirini Ocak 1803’de kaleme almıştır.
  • Kübalı yazar Alejo Carpentier’in The Kingdom of this Worldadlı eseri Haiti Devrimini derinlemesine anlatır.
  • Danny Glover, 2009 yılında Toussaint Louverture ile ilgili bir film çekmeyi planlamaktadır.
2010 Büyük Deprem

Haiti Depremi
Haiti Depremi
2010 Haiti Depremi merkez üssü başkent Port-au-Prince'e 25 km uzaklıkta olan ve 7,0 Richter büyüklüğünde olan ve zaman olarak 21:53:09, 12 Ocak 2010 (Yerel Saate Göre)da gerçekleşen deprem . Deprem yerin 13 km altında meydana geldi. Birleşik Devletler Jeolijik Araştırma kurumu 5,0 ve 5,9 şiddetindeki bir seri on dört artçı depremi kaydetti . Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi, depremden yaklaşık üç milyon kişinin etkilendiğini ve ölü sayısının da 50.000-100.000 arasında olduğunu tahmin ediyor. Port-au-Prince'de büyük hasar var.Görülebilen yerlerin büyük çoğunluğu önemli derecede hasarlı veya tahrip olmuş. Bu yerler arasında Haiti Ulusal Sarayı (Cumhurbaşkanlık Sarayı), Haiti Ulusal Meclisi binası, Port-au-Prince Katedrali ve ana genel hapishane yer almakta.

Bütün hastaneler tahrip olmuş veya kötü bir şekilde hasarlı ve terkedilmiş durumda.

Birleşmiş Milletler, başşehirde yer alan Birleşmiş Milletler İstikrar Misyonu (Haiti) merkez bürosunun çöktüğünü ve çok sayıdaki UN personelinin hesabının verilmediğini rapor etti . Misyon şefi Hédi Annabi'nin 13 Ocak günü öldüğü Başkan René Préval tarafından teyit edildi . UN'li Elisabeth Byrs, Birleşmiş Milletler'in Haiti'deki organizasyon yapıları ve Haiti hükümetinin yıkılması nedeniyle bu depremi onlar için en kötü tecrübe olarak adlandırdı . Felaketten kısa süre sonra yardım malzemelerinin yerel hava limanına gelmesine rağmen, yavaş dağıtım ve çok sayıdaki insanın etkilenmesi sivil dağınıklık kaygısını yarattı. Hispaniola adası, Haiti ve Dominik Cumhuriyeti ile ortaklaşa kullanılır ve geçmişte önemli derecede yıkıcı sarsıntı geçirmiştir. Ada Fransız kontrolü altında iken 1751 yılında bir deprem ve 1770 yılında da diğer bir deprem vurdu. Fransız tarihçisi Moreau de Saint-Méry (1750–1819) ye göre, Port-au-Prince'de 18 Ekim 1751 depremini takiben "sadece bir taş yapı çökmedi" fakat 3 Haziran 1770 depreminde "tüm şehir çöktü". Diğer bir deprem Cap-Haïtien şehrini ve Haiti'nin kuzey kısmındaki kasabaları ve Dominik Cumhuriyetini 7 Mayıs 1842 tarihinde tahrip etti. 1946 yılında, Dominik Cumhuriyeti'ni 8,0 şiddetinde bir deprem vurdu ve ayrıca bu deprem Haiti'yi salladı, bir tsunami yaratarak 1.790 kişinin ölümüne ve pek çok kişinin yaralanmasına sebeb oldu.

Haiti, Batı Yarımküre'de en fakir ülke olup, İnsani Gelişme Endeksi'ne göre 182 ülke içinde 149ncu dur. Avustralya hükümetinin seyahat danışman sitesine göre Haiti Acil Servis'i bir büyük felaketle başaçıkacak yetenekte değildir. Ülke Gıda ve Tarım Örgütü tarafından "ekonomik olarak zayıf" kabul edilir. Ülke artık tabii felaketlere yabancı değildir: ülke 2008 yılı içinde tropikal fırtınalardan Gustav, Hanna ve Ike tarafından vuruldu, sellere ve geniş çaplı zarara uğradı ve 800 kişi bu nedenle öldü. Pek çok ülke insani yardım, para verme teminatı sözü ve acil kurtarma ve tıbbi ekipmanlar, mühendisler ve destek personeli verme için karşılık verdi. Haberleşme sistemleri, hava , kara ve deniz vasıtaları, hastaneler ve elektriksel bağlantı şebekeleri depremden tahrip olmuştu ve kurtarma ve yardım çalışmalarını engelliyordu. Görevliler üzerindeki şaşkınlık ve uçak giriş izdihamı ilk yardım çalışmaları için daha sonraki problemlere sebep oluyordu. Port-au-Prince'in morgu çabuk bir şekilde bunaldı ve Haiti hükümeti 21 Ocak günü 80.000 üzerinde cesedin toplu mezarlara gömüldüğünü anons etti.

Kayıplar

Deprem ülkenin yoğun nüfuslu alanını vurdu. Uluslararası Kızıl Haç, depremden 3 milyon kişinin etkilendiğini duyurdu. 24 Ocak günü Haiti hükümeti sadece başşehirde toplam ölü sayısının 150.000 üzerinde olduğu, binlerden fazla yapı döküntüsünde ve şehir dışında ölü teyidini verdi. Bu sayı aileleri ile gömülenleri içermemektedir. Haiti Hükumeti tarafından, 15.01.2011 tarihinde, resmi olarak yapılan açıklamada, toplam ölü sayısının 316.000 olduğu belirtilmiştir.

Haitili yetkililer ayrıca 250.000 yaralı olduğunu tahmin ediyorlar ve bir milyon Haitili evsiz kaldı. Uzmanlar bu sayıların geçerliliğini sorguluyorlar, Antony Penna, Northeastern üniversitesi' nde çevre tarihi profesörü, kayıp tahminlerinin sadece bir tahmin olduğunu uyardı. Belçika'lı felaket uzmanı Claude fe Ville de Goyet, "yuvarlak sayılar kimsenin bilmediğinin kesin bir işaretidir" diye not etti. Edmond Mulet, BM Genel sekreter yardımcısı, "Bu depremden şimdiye kadar toplam ne kadar ölü olduğunu bileceğimizi zannetmiyorum" dedi. Haiti Kızıl Haç müdürü Guiteau Jean-Pierre, organizasyonlarının yaralıların tedavisine odaklanmasından dolayı cesetleri sayacak zamanlarının olmadığını söyledi.

Ölenlerin içinde, Port-au-Prince Başpiskoposu Monsenyör Joseph Serge Miot, yardım işçisi Zilda Arns, Haiti hükümetinden memurlar, Adalet Bakanı Paul Denis ve muhalefet lideri Michel Gaillard vardı. Ayrıca çok iyi tanınan Haiti'li birkaç müzisyen Sporcu kişiler, Fédération Haïtienne de Football kulübünün otuz üyesi. MINUSTAH ile çalışan en az 70 Birleşmiş Milletler personeli öldüler . Bunların içinde Misyon şefi Hédi Annabi ve onun yardımcısı Luiz Carlos da Costa vardı. Yabancı turistler, yardım işçileri ve ayrıca elçilik elemenları da öldüler.

Haiti Türk Büyükelçiliği

 

Benzer konular

Üst