Şehirler Antalya

Evliya Çelebi

Yeni Üye

Antalya
Plaka No 07
Bölge Akdeniz Bölgesi
Yüzölçümü 20.177 km²
Nüfus 2.328.555
Nüfus Yoğunluğu 115 kişi/km²
Telefon kodu +242
Rakım 62 m
İlçe 19
Mahalle 910
Antalya, Türkiye'nin en kalabalık beşinci, yüzölçümü bakımından altıncı büyük ilidir. Akdeniz Bölgesi'nin batısında yer alır ve Antalya Körfezi'yle Batı Torosların arasında kurulmuştur. Güneyinde Akdeniz, batısında Muğla, kuzeyinde Burdur ve Isparta, kuzeydoğusunda Konya, doğusunda ise Karaman ve Mersin illeri vardır.

Antalya şehri, 1980 yılından sonra uygun iklim koşulları ve turizm etkinlikleri nedeniyle hızla gelişmiş ve buna paralel olarak il de günümüzde Türkiye'nin en kalabalık beşinci ili olmuştur. Antalya'da ekonomik hayat büyük oranda ticaret, tarım ve turizme dayalıdır.

Antalya ilinin kapsadığı bölge tarih öncesinden günümüze dek pek çok medeniyeti barındırmıştır ve Türkiye'de en çok antik kent bulunan ildir. Sırasıyla Likyalılar, Lidyalılar, Pamfilyalılar, Bergamalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Osmanlılar ve son olarak da Türkiye Cumhuriyeti hakimiyetinde bulunan Antalya bu medeniyetlerin hiçbirine başkentlik yapmamıştır.

İlin tamamı Akdeniz Bölgesi'nin Antalya Bölümü'nde yer alır ve Akdeniz ikliminin etki sahasındadır. Yerleşim yerleri haricindeki il topraklarının büyük kısmı tahıl tarlalarıyla kaplı platolardan oluşur.

Türk Silahlı Kuvvetleri Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı 3. Piyade Eğitim Tugayı Komutanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı Hava Meydan Komutanlığı Antalya'da bulunmaktadır.
İçindekiler

Antalya adı


Helenistik dönemde Bergama Kralı II. Attalos (MÖ 159-138), askerlerine "Gidin ve bana yeryüzündeki cenneti bulun." der. Askerlerinin gösterdiği yeri (bugünkü Antalya) beğenen II. Attalos, bölgenin stratejik dönemini dikkate alarak buraya bir liman şehri kurdurur ve kent, kurucusu Attalos'un adına binaen "Ataleia" olarak adlandırılır. Şehrin adı eski Arap kaynaklarında "Antaliye", Türk kaynaklarında ise "Adalya" olarak geçer. Yerleşme, 20. yüzyılın ilk çeyreğinden başlayarak "Antalya" olarak adlandırılmıştır.

Ayrıca Antalya adı biyolojide takson epiteti olarak antalyaensis, antalyensis, antalyanus, antalyana biçimlerinde geçer

Antalya tarihi


Antalya'ya adını veren II. Attalos'un şehir merkezindeki heykeli
"Attalos Yurdu" anlamına gelen Antalya, II. Attalos tarafından kurulmuştur. Bergama Krallığı’nın sona ermesiyle (M.Ö. 133) bir süre bağımsız kalan kent, daha sonra korsanların eline geçmiştir. M.Ö. 77’de Komutan Servilius Isauricus tarafından Roma topraklarına katılmıştır. M.Ö. 67’de Pompeius’un donanmasına üs olmuştur. M.S. 130’da Hadrianus’un Attaleia’yı ziyaret etmesi şehrin gelişmesini sağlamıştır. Bizans egemenliği sırasında piskoposluk merkezi olan ismi görülen Attaleia, Türklerin eline geçtikten sonra büyük bir gelişme göstermiştir. Modern şehir, antik yerleşmenin üzerine kurulduğundan, Antalya’da antik çağ kalıntılarına çok az rastlanmaktadır. Görülebilen kalıntıların ilki, eski liman olarak nitelenen liman mendireğinin bir kısmı ve limanı çevreleyen surdur. Surların park dışındaki kısmında restorasyonu yapılan Hadrian Kapısı Antalya’nın en güzel antik eserlerinden biridir.

Antalya şehri ve çevresine antik çağda, “çok verimli” anlamına gelen Pamphylia, Batı kesimine ise Lykia denirdi. Milattan önce VIII. yüzyıldan itibaren buraya Ege denizinin Batı kıyılarından göçenler; Aspendos ve Side gibi şehirleri kurmuşlardır. II. yüzyıl ortalarında hüküm süren Bergama Kralı II. Attalos, Side’yi kuşatmıştı. Antalya’nın yaklaşık 75 km. doğusundaki Side’yi alamayan kral, şimdiki il merkezinin olduğu yere gelerek bir şehir kurdu. Buraya onun adı verilerek Attaleia dendi. Zaman içinde Atalia, Adalya diyenler oldu. Antalya, onun adından gelmektedir.

Yapılan arkeolojik kazılarda Antalya ve bölgesinde, günümüzden 40 bin yıl önce insanların yaşadığı ispat edilmiştir. Milattan önce 2000 yılından bu yana bölge, sırasıyla; Hitit, Pamphylia, Lykia, Kilikya gibi kent devletlerinin ve Pers, Büyük İskender ile onun devamı sayılan Antigonos, Ptolemais, Selevkos, Bergama Krallığı’nın idaresine girmiştir. Daha sonra Roma Devleti, hüküm sürmüştür. Antalya’nın antik çağdaki adı Pamphylia idi ve burada kurulan şehirler bilhassa II. ve III. yüzyılda altın çağını yaşadı. V. yüzyıla doğru da eski ihtişamını kaybetti.

Yöre Doğu Roma ya da Türkiye’de tanınan adıyla Bizanslıların hâkimiyeti altındayken, 1207’de Selçuklular tarafından Türk topraklarına katıldı. Anadolu Beylikleri devrinde ise Teke Aşiretinin bir kolu olan Hamitoğulları’nın egemenliğine girdi. Teke Türkmenleri, Türklerin eski yurdu bugünkü Türkmenistan’da da nüfus olarak en büyük boylardan biridir. XI. yüzyılda bir kısmı buraya gelmiştir. Bugün Antalya’nın kuzeyi ile Isparta ve Burdur’un bir kısmı olan Göller Bölgesinin, bir adı da Teke yöresidir. Osmanlılar zamanında Anadolu eyaletine bağlı Teke sancağının merkezi, şimdiki Antalya il merkeziydi. O yıllarda buraya Teke sancağı denirdi. İlin şimdiki adı ise aslında antik çağdaki adının biraz değişmiş şeklidir ve Cumhuriyet döneminde verilmiştir.

XVII. yüzyılın ikinci yarısında Antalya’ya gelen ünlü Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi, kale içinde dört mahalle ve üç bin ev, kale dışında 24 mahallesi olduğunu belirtir. Şehrin çarşısı ise kale dışındaymış. Evliya Çelebi’ye göre limanı, 200 parçalık gemi alacak büyüklüktedir. İdarî bakımdan Konya’ya bağlı Teke Sancağı’nın merkezi olan Antalya, Osmanlı imparatorluğunun son yıllarında bağımsız sancak haline getirildi.

Coğrafya


Antalya konum
Antalya ili Türkiye’nin güneybatısında 29° 20’-32°35’ doğu boylamları ile 36° 07’-37° 29’ kuzey enlemleri arasındadır. Güneyinde Akdeniz ve kuzeyinde denize paralel uzanan Toroslar ile çevrili olup, doğusunda Mersin, Konya ve Karaman, kuzeyinde Isparta ve Burdur, batısında Muğla illeri ile komşudur. İlin yüz ölçümü 20.177 km2 kadardır. Bu Türkiye yüz ölçümünün % 2.6’sı kadarına karşılık gelir. Akdeniz Bölgesi’nin batısında bulunan Antalya ili, bölge yüzölçümünün ise % 17.6’sını oluşturur.

İl arazisinin ortalama olarak %77.8'i dağlık, %10.2'si ova, %12'si ise engebeli bir yapıya sahiptir. İl alanının 3/4'ünü kaplayan Torosların birçok tepesi 2500-3000 metreyi aşar. Batıdaki Teke yöresinde geniş platolar ve havzalar yer alır. Çoğunlukla kireçtaşlarından oluşmuş bu dağlar ve platolar alanında, kireçtaşlarının erimesiyle oluşmuş mağaralar, düdenler, su çıkaranlar, dolinler, uvalalar ve daha geniş çukurluklar olan polyeler gibi büyüklü, küçüklü karst şekilleri çok yaygındır. İlin topoğrafik yönden gösterdiği değişkenlik gerek iklim, gerek tarımsal gerekse demografi ve yerleşme yönünden farklı ortamlar yaratmaktadır. Ayrı özellik gösteren bu alanlar sahil ve yayla bölgesi olarak tanımlanır.

Antalya, Türkiye Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprem Araştırma Dairesi'nin hazırladığı Deprem Riski Haritası'nda Antalya ikinci dereceden deprem bölgesidir. Antalya'nın batısındaki Elmalı ilçesinden geçen Helen Yayı'nın uzantısı bulunmaktadır. Bu hat Burdur-Isparta hattında çeşitli kırıklar oluşturmuştur. Buradaki deprem riski olan yerler Antalya çevresinde olduğu için Antalya ikinci dereceden deprem bölgesi sayılmaktadır. Ama Antalya merkezli bilinen çok büyük bir deprem yoktur. Sadece 11 Nisan 1977'de yerin 93 km derinde meydana gelen 4.6'lık deprem ve Antalya'da 28 Aralık 2013 günü saat 17.21'de 6.0 büyüklüğünde deprem olmuştur.



İklim


Antalya ili iklimi genel olarak Akdeniz iklimine girmektedir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı olarak ifade edilen iklim tipi diğer bir deyişle “Mutedil Deniz ve Sıcak Deniz İklim Sınıfı”na girer, daha iç kesimlerde ise “Soğuk Yarı-Kara İklim” tipi görülmektedir. Yazın ortalama sıcaklık 28-36 ° derece arasındadır. Öğle saatlerinde termometrenin 40 ° derecenin üzerine kadar çıktığı görülür. Ocak ayında ise sıcaklık ortalama 10-20 ° derece arasında değişir. İle kar düşmez. Don hemen hemen hiç olmaz. Yağış olmadığı günler hava açık ve güneşlidir. İlde yıllık ortalama nispi nem %64 civarındadır.

Antalya’nın kıyı bölgesinde yazlar hem uzun hem de sıcaktır. Kışlar bile ılığa yakın serinlikte geçer. Yazın hiç görülmeyen yağmur, Aralık, Ocak ayları ile çok nadir olarak ilk ve sonbahar aylarında sağanak halinde yağar. Yılın ancak 40-50 günü kapalı ve yağışlıdır. Antalya, yılda ortalama 300 güneşli günü, 18.7 derece yıllık sıcaklık ortalaması ile yılın 12 ayı turizm hareketlerine açık, ender bölgelerden birisidir. Yılın dokuz ayı denize girilebilir.

Antalya'da ölçülmüş günlük en yüksek yağış miktarı: 232.8 kg/m2; günlük en hızlı rüzgar: 155.5 km/sa ve en yüksek kar kalınlığı 5.0 cm'dir.

Bitki örtüsü ve yaban hayatı


Zeytin, tüm Akdeniz havzasında olduğu gibi Antalya'nın da en çok yetiştirilen bitki türlerindendir.
Kıyıdan 500–600 m. yüksekliğe kadar olan yerlerde aşırı yaz kuraklığına uyan, kışın da yeşil kalan makiler egemendir.

Boyları 3–5 m.yi geçmeyen bu bitkiler arasında delice, kocayemiş, sandal, yabani çilek ve zakkum en yaygın olanlarıdır. 600-1.200 metre arasında, kızılçam ve meşelerin egemen olduğu, karışık ormanlar ya da yamaç ormanları ortaya çıkar. Kızılçamların aralarında yer yer meşelikler, daha yükseklere doğru halep çamı ile karaçamlar görülür. 1.200-2.100 metre arasında ise yüksek ormanlar diye adlandırılan ve sedir, köknar, sarıçam, kayın ve çeşitli ardıç türlerinden oluşan orman kuşağı yer alır. Özellikle Batı Toroslar’da saf sedir ormanları vardır. 2.000 metrenin üstünde iğne yapraklı ağaçlar seyrekleşir ve bodurlaşır. Bu alan 2.100-2.300 metrede sona erer ve alp çayırları denen, renkli çiçeklerle bezenmiş, yazları kurumayan yüksek otluklara geçilir. Teke Yaylası’ndaki yüksek ovalarda meşe ormanlarının tahribi sonucu oluşmuş bozkır bitkileri yetişir. Genişliği 946.466 hektarı bulan Antalya ormanlarında köknar, meşe, dişbudak, karaağaç, kocayemiş, çınar, ahlat, ıhlamur, yabani ve aşılı zeytin, kermes meşesi, mazı meşesi, sandal, sakız ağacı, mersin, tespih ağacı, defne, akça kesme, hayıt, zakkum, Keçiboynuzu, kayacık, funda, ladin, çılbırdı, cehri, katırtırnağı, kekik, patlangaç, sütleğen, dikenli mersin, deve dikeni, ballı baba, alev doda, adaçayı, safran, kanada şifa otu, tokuz otu, çakır dikeni, çiriş otu, kuşkonmaz, krizantem gibi ağaç ve ot cinsleri bulunur.

Antalya bölgesinin ılıman iklim özelliklerine sahip olması ve bitki örtüsü çeşitliliği, yaban hayatının zenginliğini de beraberinde getirir. Geyik, tilki, sansar, sincap, alageyik, yaban keçisi, çakal, sırtlan, kurt, ayı, keklik, bıldırcın, üveyik, yaban güvercini, çulluk, turaç, karatavuk, sarıasma ve turna Antalya ilinin yaban hayatını oluşturan canlıların bir kısmıdır.

Nüfus


Antalya ilçeleri
Antalya ili, Antalya güneyinin şehrinin turizm alanı ilan edilmesinden sonra hızla kalabalıklaşmıştır. Özel ve kamu sektörü yatırımları kent merkezi ve çevresinde yoğunlaşmış, bunun sonucu ortaya çıkan çalışma olanakları büyük bir nüfus akımına yol açmıştır. Turizm olanaklarının çeşitliliği buna göre tesisleşmenin gelişmişliği, her mevsim tarıma uygun toprakları, ulaşım sistemlerinin kullanışlılığı, denize kıyısı olması gibi nedenlerin göçü teşvik ediyor olması muhtemeldir. 1927 sayımında nüfusu 206.270 olan il nüfusu zamanla doğum oranı ve göçlerle katlanarak artmış ve bugün 2 milyonu geçmiştir. Göçe rağmen, 2008'de Antalya'da işsizlik oranı (%10,7) Türkiye genel işsizlik oranının (%11,9) altındaydı. İşe katılım bazındada (%57) TÜİK tarafından belirlenen 26 bölge içinde 2. konumundaydı. İstihdam edilenlerin %45'i hizmetler, %5'i sanayi, %50'si tarımda çalışır (bu oranlar Türkiye için sırasıyla %49, %27 ve %24'tür).

2013'ten önce nüfusun 1.000.081'i merkez il sınırları içinde 919.648'i ilçe sınırları içindeydi. Bu durumda il nüfusunun %52'si il ve ilçe merkezlerinde, %48'i ise köy ve beldelerde yaşamaktaydı. Antalya 2016 yılı itibarıyla nüfus bakımından 81 il arasında 5. sıradadır. 2.328.555 kişilik Antalya nüfusu bir önceki yıla göre 40.099 kişi artmış ve Türkiye nüfusunda Antalya payı 2,64'ten 2,92'ye yükselmiştir.

Antalya il nüfusu Türkiye geneline göre daha yüksek bir eğitim düzeyine sahiptir. 2008 verilerine göre, 15 yaş üstü okuma yazma oranı toplam il nüfusunun %97'sini (erkeklerde %91, kadınlarda %86'sını) oluşturur, bu oran Türkiye için %83'tür (erkeklerde %88, kadınlarda %79). Bu farklılık özellikle nüfusun üniversite eğitimli kesiminde belirginleşir: üniversite ve yüksekokul mezunlarının toplam nüfusa oranı Antalya'da %7 dolaylarındadır Türkiye genelinde ise %5,4'tür

Ekonomi


Antalya şehrinin ekonomisinde turizm, ticaret ve tarım ön planda olup sanayi faaliyetleri de son dönemde gelişme gösteren faaliyetlerdendir. Bunun dışında Antalya'da hayvancılık, madencilik gibi diğerlerine göre daha az yönelinen kollarda iş faaliyetleri de sürdürülmektedir.

Ticaret


Antalya'da 1970'li yıllara kadar belirli bir seviyede kalmış olan ticaret sektöründe bu tarihten sonra çeşitli hareketlenmeler olmuştur. 1980'lerde gelişen turizm hareketi ile birlikte de konaklama ve dinlenme tesisleriyle değişik türde lüks mağazalar açılmıştır. Teknolojinin de kullanımını yaygınlaşmasıyla tarım ve sanayide üretimi artırmış, ticari piyasa oldukça hareketlenmiştir.

Antalya'da ticaretteki en etkili kuruluş Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'dır (ATSO). Üye sayısı 10.000'i geçen ATSO kadar önemli olan diğer kuruluşlar: Antalya Ticaret Borsası ve Antalya İhracatçılar Birliği'dir.

Antalya'daki ticaret sektörü, toplam gelirlerin %34'ünü oluşturan önemli bir ağırlığa sahiptir. Antalya'da ihracatın %67'si ve ithalâtın %60'ı Avrupa Birliği üye ülkeleri ile gerçekleşmektedir.

Antalya Serbest Ticaret Bölgesi, Türkiye'de serbest ticaret bölgesine olanak veren yasanın 1985 yılında çıkmasından bu yana Türkiye'de 21 serbest ticaret bölgesinden ikincisidir ve 14 Kasım 1987 tarihinde faaliyetlerine başladı. Şu an 607.130 m2'lik bir alanda etkinlik gösteren Antalya Serbest Ticaret Bölgesi, Antalya'nın Konyaaltı belediyesi sınırları içinde bulunmaktadır.

Antalya Serbest Ticaret Bölgesi, Bakanlar Kurulu kararınca işletmesi özel sektöre verilmiştir. Bu amaçla %36'sı kamuya geri kalan %64'lük kısmı ise ASBAŞ'a (Antalya Serbest Bölge İşleticisi A.Ş.) verilmiştir.

Sanayi


Antalya, Türkiye'nin gelişmişlik düzeyine göre 4. ili olmasına rağmen sanayi alanında Türkiye ortalamasının altında kalmaktadır. Bunun temel nedeni olarak Antalya'da turizmin ve tarımın ön planda olmasıdır. Ayrıca Antalya bu iki ekonomik faaliyetle sanayileşmenin yarattığı hava kirliliği gibi durumların yaşanmadığı bölgelerdendir.

1950'li yıllarda Sümerbank ve Antbirlik tesisleriyle başlayan sanayileşme girişimleri sonucunda Antalya'da yaklaşık 880 sanayi siciline sahip firma bulunmakta olup bunlardan yaklaşık 280'i Antalya Organize Sanayi Bölgesi'nin kontrolündedir. 1961 yılında kurulup Antalya'nın ilk sanayi kuruluşlarından olan ve kurulduğu bölgeye Dokuma ismini veren Antalya Pamuklu Dokuma Fabrikası ise 17 Kasım 2004 tarihinde faaliyetlerini durdurmuştur. Döşemealtı'ndaki Organize Sanayi Bölgesi ve Konyaaltı'nda bulunan Serbest Bölge dışında, Antalya şehir merkezinde üç sanayi sitesi bulunmaktadır. Bunlar: Akdeniz Sanayi Sitesi, Yeşil Antalya Sanayi Sitesi ve Antalya'daki en eski sanayi sitesi olan Sanayi Çarşısı'dır.

Sanayi sektörünün gayrisafi hasıla içindeki payı Türkiye genelinde %28 iken, Antalya'da %7 düzeyindedir. Antalya ili ulusal geliri içerisindeki sanayi payı sadece %4,3 gibi bir oranda kalmaktadır.

Antalya Organize Sanayi Bölgesi (AOSB), 1976 yılında Bakanlar Kurulu'nun verdiği onayla yapımına başlanan ve Antalya'da turizm sektörünü destekleyecek sanayi yatırımlarının da bulunması gerekliliğinden kuruldu. Tarıma ve turizme uygun olmayan arazilerde sanayi oluşumu için, gerekli her türlü altyapının hazırlanması ve bakımı, çalışanlar için gerekli sosyal etkinlik alan ve tesislerinin düzenlenmesi, tüm dönemlerde, hizmette kalite ve devamlılığın sağlanması amacı taşır.

Antalya Organize Sanayi Bölgesi, bir yıl iki aylık bir sürenin ardından tamamlanıp 370 hektarlık bir alanda etkinlik göstermeye başlamıştır. Kurulduktan 6 yıl sonra kurulduğu arsa üzerinde bir hata tespit edilmiş ve etkinlik alanı 310 hektar daraltılarak 60 hektara indirilmiş, ama 1998 yılında bu sorun aşılmış ve yeniden 370 hektarlık bir alanda etkinliklerine devam etmiştir. 2005 yılında çevresindeki 294 hektarı da bünyesine katarak 664 hektarlık bir alan yayılmıştır.

Antalya - Burdur kara yolunun 26. kilometresinde bulunan Organize Sanayi Bölgesi 2 batıda ve 1 doğuda olmak üzere toplam üç giriş kapısına sahiptir. %84.86'lık bir doluluk oranına sahip Antalya Organize Sanayi Bölgesi'nde 179 firmaya ait 208 adet alan tahsis edilmiştir.

Tarım


Elma, Antalya yöresinde en çok yetiştirilen meyvedir.
Antalya ili sahip olduğu Antalya Ovası ile tarımsal potansiyel ve ekolojik uygunluk açısından Türkiye tarımında önemli bir yere sahiptir. Antalya topraklarının beşte birinde tarım yapılan bir bölgedir.

Antalya'da tarım yapılan yerleri kıyı kesimi ve kıyıdan uzak kesimler olarak ayırırsak kıyı kesiminde portakal, muz, avakado gibi tropikal bitkilerin yetiştirilebilmesinin yanında sera tarımına da uygundur. Ama kıyıdan uzak kesimlerde ise elma, armut, ayva gibi soğuğa dayanıklı meyve türleri yetiştirilebilir. En çok yetiştirilen tarım ürünlerinin başında domates, hıyar ve portakal gelir.

Antalya ili yıllık 3.368.357 ton sebze üretimiyle Türkiye'deki üretimin %13,4'ünü; 1.011.917 ton meyve üretimiyle Türkiye'deki üretimin %6,06' sını karşılar. Diğer bitkisel kalemler göz önüne alındığında Antalya, Türkiye'nin yıllık tarım ihtiyacının %4,41'ini karşılar.

Kentin hızlı gelişmesine paralel bir süreç yaşayan tarım sektörü kendi yapısında da derin değişimlere uğramıştır. 1970 yılında nüfusun dörtte üçü tarımsal sektörlerden geçiniyorken 2000 yılında bu oran % 49' a düşmüştür.

Hayvancılık


Antalya şehrinde hayvancılık çok yaygın olmayan bir ekonomik faaliyettir. Merkeze bağlı köylerde daha çok küçükbaş hayvancılık yaygındır, çünkü arazi yapısı küçükbaş hayvancılığı için uygundur. Antalya'daki 509.335 küçükbaş hayvan ülkedeki hayvanların %1.7'sidir. Büyükbaş hayvancılık daha çok şehir merkezi dışındaki yüksek bölgelerde yapılmaktadır. Antalya'daki 120.016 büyükbaş hayvan Türkiye'deki hayvanların yüzde %1,1'dir. Antalya'daki kümes hayvancılığı hayvan sayısı olarak küçükbaş ve büyükbaş hayvancılıktan fazla olsa da Türkiye'deki kümes hayvancılığının %0,24'üne denk gelir.

Antalya'da arıcılık, gezginci arıcılık şeklinde yapılmaktadır. İldeki kovan sayısı Türkiye'nin %2,4'üne denk gelir. İpek böcekçiliği ise Antalya'nın ülke ekonomisine en çok katkıda bulunduğu hayvancılık kalemidir. Buna göre yıllık açılan 905 kutu, Türkiye üretiminin %16'sıdır.

Balıkçılık etkinlikleri Antalya'nın kıyı kenti olmasına rağmen Türkiye ortalamasının altındadır. Yıllık alabalık, çipura ve levrek üretiminin toplamı ülke üretiminin %1.36'sıdır. Bunun yanında 2005 yılındaki bir genelgeyle uygulanan Türkiye İç sularını Balıklandırma Projesi kapsamında kent merkezinin kuzeyindeki Kepez Su Ürünleri Üretme İstasyonu'nda ise balık çeşitlerinin artırılması yönünde çalışmalar yapılmaktadır.

Müzeler


Antalya ilindeki müzelerin büyük çoğunluğu Antalya şehir merkezi ve Alanya sınırları içerisinde kalır. İlde çeşitli kurumlarca işletilen 11 müze bulunmaktadır.

Özellikle ilk çağdan olmak üzere ve Türkiye'de cumhuriyetin kuruluş yıllarına kadarki döneme ait önemli eşyaları Antalya'daki müzelerde bulmak mümkündür. Tarihsel süreçten bakılırsa Antalya Müzesi'nden başlayarak Alanya Atatürk Evi Müzesi'ne kadar süregelen müzeler Antalya'nın tarihini aydınlatacak eserleri barındırır. Bunların yanı sıra Kaleiçi Müzesi ve Alanya Kızılkule Etnografya Müzesi de birer etnografya müzesi olarak hizmet vermektedir.

İldeki Antalya Müzesi, Alanya Arkeoloji Müzesi ve Side Müzesi ilk çağ eserlerini, Alanya'daki İçkale Müzesi Selçuklu dönemi eserlerini, Antalya Atatürk Müzesi ve Alanya Atatürk Evi Müzesi de Türkiye Cumhuriyeti dönemi eserlerini ziyaretçilerine sunar.

İldeki bu müzeler dışında tematik bir müze olan Antalya Oyuncak Müzesi aynı zamanda Türkiye'deki ikinci büyük oyuncak müzesidir.

Türkiye'de yakın zamanda yagınlaşmaya başlayan kent müzesi kurma planları da Antalya'da uygulanmaya başlanmıştır. Antalya Kent Müzesi şu an büyükşehir belediyesi binasında ve bir kısmı açıkhava müzesi olarak hizmet vermektedir.

Arkeolojik alanlar ve tarihi kalıntılar


Antalya'nın Serik ilçesindeki Aspendos antik kentinin tiyatrosu Roma mimarisinin en iyi örneklerinden birdir.
İlde sayısız arkeolojik alan vardır. Buralarda bazı keşfedilmiş kıymetli eserlerin bir kısmı Antalya Müzesi'nde sergilenmekte, yapılar da ziyarete açık tutulmaktadır.

Antalya'nın 30 km kuzeyindeki Karain Mağarası paleolitik, neololitik, kalkolitik, eski tunç gibi protohistorik çağlarda ve klasik çağda insanlar tarafından sürekli bir biçimde iskan edilmiştir. Karain Mağarası insanlık tarihinin en eski yerleşim yerlerinin başında gelir.

Antalya Kalesi'nin, (şimdiki adıyla Kaleiçi) kapısı Romalılar zamanında Kral Hadrianus'un şehri ziyaretine hitaben inşa edilmiş ve sonraki yüzyıllar boyunca çeşitli medeniyetlerce kullanılmıştır.

Kuruluş tarihi tam olarak bilinmeyen Termessos kentinin tarih sahnesine çıkışı Büyük İskender'in MÖ 333'te kenti kuşatması ve Termesosluların güçlü bir savunma yaparak kenti teslim etmemesiyle olmuştur.

Antalya'da MÖ 12. yüzyılda Yunan göçleriyle kurulan Pamfilya'nın antik kentlerinden Perge'nin kalıntıları günümüze ulaşmıştır. MÖ 10. yüzyıldan kalan antik kent Aspendos ve bu kentte MS 2. yüzyılda kurulan Aspendos tiyatrosu ilin Serik ilçesindedir.

Demre ilçesindeki Simena, Türkiye'nin sadece denizden ulaşılabilen nadir yerleşimlerinden biridir. Kekova Adası ve çevresindeki kıyılarda doğal, kültürel ve coğrafi değerlerin korunması amacıyla oluşturulmuştur, 260 km2 alanı kaplayan Kekova Özel Çevre Koruma Alanı'nın içerisinde yer alan Simena Antik Kenti, 1. Derece arkeolojik sit alanı olarak tescillidir.

Demre'deki Myra, kaya mezarları, Likçe yazıtları ve sikkeler, kentin en azından MÖ 5. yüzyıldan itibaren varlığını sürdürdüğünü gösterirler.

Antalya şehrinin ilk kurulduğu yer olan Kaleiçi çok dar sokakların ve kalıcı yerleşimin seyrek olduğu bir alandır. Kaleiçi turizm amaçlı kullanılmaktadır.
Side Antik kenti, MS 2. yüzyıla tarihlenen tiyatroda MS 3. yüzyılda orkestranın etrafı yüksek bir duvarla çevrilerek arena şekline dönüştürülmüş olmalıdır. Duvar üzerindeki su geçirmez sıva kalıntılarından havuz şekline de dönüştürülmüş olabileceğini düşünülse de bu teknik olarak mümkün görünmemektedir. MS 5. yüzyılda tiyatro içerisine Şapeller yapılarak Erken Hıristiyanlık Dönemi'nde de kutsal bir mekan (açık hava kilisesi) olarak kullanıldığı bilinmektedir.

MÖ 13. yüzyıla ait Hitit metinlerinde şehrin adı Patar olarak geçen Patara, Tepecik Akropolü'nde ele geçen seramik parçaları, Orta Tunç Çağı özelikleri içerirken, yine Tepecik'in doğu yamacı eteklerinde ortaya çıkarılan, Demir Çağı öncesine ait taş balta Patara'nın tarihinin ne kadar eskilere gittiğini göstermektedir.

13 Antik kentten biri olan Olympos, kesin kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte MÖ 167-168 yılarında basılan Likya Birlik sikkelerinde adı geçer. Likya Birliği'nde üç oy hakkına sahip 6 şehirden biridir.

Alanya Kalesi ise denizden ve karadan zor ulaşılabilirliği ve doğal korunaklı oluşu nedeniyle tarih boyunca kesintisiz yerleşim görmüş olan Alanya Kalesi, Anadolu'yu süsleyen yüzlerce kaleden bugün ayakta kalabilmiş, en iyi korunmuş ortaçağ kalelerinden birisidir.

Müzik


Antalya yöresinin geleneksel halk müziğinin başlıca telli çalgısı bağlama ve cümbüş, başlıca nefesli çalgıları sipsi, zurna ve kaval tipleri, başlıca vurmalı çalgıları da davul ve defdir. Antalya yöresi halk dansları, Antalya’nın komşu illeri Burdur, Isparta, Muğla ve Mersin yörelerinde oynanan halk dansları ile “Teke Folkloru” diye adlandırılan bölgesel bir özelliğe sahiptir. Bölgede müzik alanında olduğu gibi halk oyunlarında da yörüklerin etkisi ağır basar.

Antalya’nın doğusundaki ilçelerde ise Konya kaşık havası, Boğaz havaları, Serenler Zeybeği, Anamur Yolları, Silifke’nin Yoğurdu, Cezayir havaları çalınır. Bu oyunlar tek tek veya toplu olarak da oynanır.

Teke Zortlatması, oynayanlara ve adı geçen bölgede yaşayanlara göre, bu ad, teke adı verilen erkek keçinin hareketlerini yansıtmasından dolayı verilmiştir. Zortlatma; sıçrama, hoplama anlamına gelir. Oyunun sekme, arkaya hızla dönerek yürüyüp kaçma, direnme ve korku dolu ani sıçramalar gibi figürleri tekenin hareketleri ile büyük bir benzerlik gösterir. 9/8'lik usulün sanat müziğindeki aksak ve raks aksağı olarak bilinen şeklinin 9/16'lık türevi Teke Zortlatmasının en belirgin unsurudur.

Yörede zeybek de yaygın bir oyundur. Kıvrağıyla da ağırıyla da oynanan zeybeğin Antalya civarında 9 farklı türü çalınır, oynanır.

Mutfak


Son sekiz yüzyıllık tarihsel süreçte Antalya mutfağı farklı kültürlerden etkilenerek kimi noktalarda süreklilik, kimi noktalarda ise değişiklik göstermiş. Antalya mutfağı hem yörük kültüründen hem de Akdenizin yemek kültüründen etkilenmiş.

Antalya'nın yöresel yemek kültürüne özgü olan yemeklere aşağıdakiler dahildir:
  • Kuşkonmaz çorbası
  • Çitlembik ve kulaklı hamur çorbaları
  • Çağla cacığı
  • Toros salatası
  • Radika salatası
  • Pastırmalı hibeş
  • Kuru patlıcan düzmesi
  • Tahinli patlıcan közlemesi
  • Kabak çintmesi
  • Bal kabağı dolması
  • Ebegümeci kavurması
  • Çökelekli biber dolması
  • Cevizli biber dolması
  • Lor peynirli biber dolması
  • Saç boreği
  • Patlıcan civesi
  • Domates civesi
  • Şakşuka
  • Domatesli tas kebabı
  • Balık pilaki
  • Testi kebabı
  • Tahinli Antalya piyazı
  • Yoğurt soslu Beydağ kebabı
  • Kuzu etli keşkek
  • Dereotlu balık
  • Yerli balıklara hazırlanan yemekler
  • Yörük kebabı
  • Şevketi bostan
Kadayıf tatlısı, kabak tatlısı, tarhana ve mercimek dondurmasi, karpuz kabuğu reçeli, bergamot reçeli gibi tatlılar da sayılabilir. Bu yöredeki tarhana, kekikli, göce, yarpızlı, yarma tarhana çorbaları; aside, alafaşı, boranı (yöredeki adıyla borana), softalar aşı, labada aşı, palize, öküz helvası, kıvrım, fıtır, kirkitle, bestel tatlıları; kapama ve bastarya börekleri ile hilbeş, tarator ve kölle mezeleri çokça tüketilen çoğunluğu yöreye özgü olan yemeklerdir

Şenlikler ve festivaller


Antalya'da çeşitli dönemlerde festivaller ve şenlikler düzenlenmektedir. Bu festivaller genelde Antalya'nın yüksek kesimlerinde yaylalardaki yaz şenlikleridir (Feslikan Yaylası Festivali, Söbüce Yaylası Şenliği, Alanya Şenlikleri gibi). Bunun yanında Korkuteli yöresinde Alevi-Bektaşi-Türkmen kültürü yaşayan halk da şenlikler düzenlerler (Abdal Musa Şenlikleri gibi).

Antalya'da yerel ölçekte olduğu gibi ulusal ve uluslararası ölçekte fetivaller de düzenlenmektedir. Ulusal ölçekte en büyük festival 2010 yılında düzenlenmeye başlanan Antalya Televizyon Ödülleri'dir. Uluslararası ölçekte her yıl ekim ayında Antalya Altın Portakal Film Festivali düzenlenir.. Ayrıca Uluslararası Antalya Kum Heykel Festivali, gelenekselleşmiş Türkiye'nin tek, dünyanın ise en büyük kum heykel etkinlikleri arasında yer almaktadır.

Antalya Film Festivali


Altın Portakal Festivali düzenlenmeye günler kala Antalya'nın pek çok yerine festival ödülü olan Venüs Heykelinin büyük bir modeli yerleştirilir.
Temelleri 1953 yılında düzenlenen Belkıs Festivali'yle atılan ve o günden bugüne çok büyük değişim gösteren ayrıca 2005'ten bu yana uluslararası olarak düzenlenen Altın Portakal Film Festivali 1964 yılında dönemin Antalya Belediye başkanı Avni Tolunay'ın girişimleriyle ve Türk sinema sektörünü maddi manevi desteklemek, Türk film yapımcısını nitelikli yapıtlar üretmeye teşvik ederek; Türk sinemasının uluslararası platforma açılmasına zemin hazırlamak amacı taşıyarak başlatılmıştır. Antalya Film Şenliği adı altında başlayan festival ikinci yılında Antalya Tiyatro, Müzik ve Film Şenliği adında düzenlendi.

Festival daha sonra Antalya Kültür Sanat Vakfı'nın düzenlemesiyle sürmüş ve 2005 yılına kadar Antalya Altın Portakal Film Festivali adıyla düzenlendi. 2004'te festivale uluslararası kategoriler eklenince festival, Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali adıyla düzenlendi ve festivalde uluslararası dallarda da ödül verilmeye başlandı.

Antalya Büyükşehir Belediyesi, 2015 yılında aldığı kararla Antalya adının daha çok öne çıkarılması amacıyla festivalin adında değişikliğe gitti ve isimden Altın Portakal kısmı çıkarıldı. 52. festival, Uluslararası Antalya Film Festivali adıyla ilk kez yapıldı.

Antalya Televizyon Ödülleri


2010 yılında İsmail Cem Televizyon Ödülleri adı altında Antalya Kültür ve Sanat Vakfı tarafından Altın Portakal Film Festivali'yle sinemada Türkiye'nin önde gelen kentlerinden Antalya'yı televizyonda da ilk akla gelen kentlerden biri yapmak ve Türkiye´de televizyon endüstrisinin gelişimine katkıda bulunmayı hedefleyen ve Türk yapımlarının uluslararası pazardaki temsil gücünü arttırma amacıyla düzenlenen bu organizasyon ilk yılında dönemin televizyon dizilerinin oyuncu ve yapımcılarını Antalya'da toplamayı başardı.

İlk senesinde eski gazeteci ve eski TRT Genel Müdürü İsmail Cem'in adıyla düzenlenen organizsyonun adı, ilk yılındaki ödül töreni sırasındaki tartışmalar dolayısıyla İsmail Cem'in ailesinin isteği doğrultusunda İsmail Cem ismi çıkartılarak Antalya Televizyon Ödülleri adını aldı.

Uluslararası Antalya Kum Heykel Festivali


İlk kez 2006'da düzenlenen Uluslararası Antalya Kum Heykel Festivali, her yıl farklı bir tema ile sanatseverlere Sanatın en doğal, en muhteşem ve en eğlenceli hali sloganıyla ulaşmaktadır. 2013 teması İmparatorluklar (Empires) olarak belirlenen etkinlik Mayıs-Kasım ayları arasında düzenlenmektedir. Uluslararası kum heykeltıraşların katıldığı festival, katılan sanatçı sayısı, kullanılan kum miktarı ve alan genişliği gibi özellikleriyle Dünyanın en büyük kum heykel organizasyonları arasında yer alır.

Turizm


Plaj
Türk turizminde İstanbul ile birlikte en çok turist çeken Antalya'da yılın her döneminde turizm olanaklarının ve tesisler olsa da turizm bölgeleri yaz aylarında daha yoğundur.

Antalya'da kültür turizmi başta olmak üzere deniz, spor, sağlık, kış, kongre, yayla, mağara, kamp ve inanç turizmi yapılabilmekte bu turizm seçenekleri için tesisler bulunmaktadır. 2017 yılı turizm istatistiklerine göre Antalya, dünyada en çok ziyaret edilen yirmidokuzuncu şehir durumundadır . Antalya iline 2017 yılında 10.486.191 turist gelmiştir. 2015 yılının son aylarında Türkiye ile Rusya arasında yaşanan uçak krizi sonrası Rusya'nın Türkiye'ye karşı yaptırımlar uygulaması, tatil için Türkiye'yi tercih eden Rusya vatandaşlarının sayısında büyük bir düşüşe neden olmuş ve Türkiye'deki turizm etkinliklerini daraltmıştır.

Türkiye'nin turizm başkenti olarak nitelendirilen Antalya birbirinden farklı kategorilerde birçok otele ev sahipliği yapmaktadır. Şehirde özellikle 5 yıldızlı otellerin fazlalığı dikkat çekmektedir. 2017 verilerine göre, Antalya'da 405 adet 5 yıldızlı otel ve bu otellerde yaklaşık 352.000 adet yatak bulunuyor.

Antalya'da kültür turizminin ağırlıklı olarak yapılacağı yerler Antalya'nın batıdaki Kaş'tan doğudaki Gazipaşa'ya kadar uzayan kıyı şeridinin çeşitli yerleridir. Bu bölgede onlarca antik kent, tarihi yapı, tarihi cami ve kiliseler bulunmaktadır. Antalya'da deniz turizmi de yine kıyı şeridi boyunca yapılmaktadır. Bu bölgede kıyı turizmiyle beraber deniz turları da yapılabilmektedir. Deniz turizminin en bilinen noktaları Kleopatra, Konyaaltı ve Lara plajlarıdır.

Spor turizmi bakımından Antalya popüler sporlara ev sahipliği yapan bir ildir. Başta futbol, tenis, ve golf olmak üzere her yıl yüzlerce sporcu ve takım Antalya'yı tercih etmektedir. Antalya, bu sporların tesislerine sahip olduğu gibi sporculara ve yetkililerine verilen seminerlere de ev sahipliği yapmaktadır. Antalya, 2009-2010 döneminde judo, halter, eskrim, voleybol, badminton ve benzeri pek çok alanda 39'u uluslararası, 66'sı ulusal, 27'si millî takım kampı ve 45’i kurs ve seminer olmak üzere toplam 177 etkinliğe ev sahipliği yapmıştır. Ayrıca Antalya 2003-2008 yılları arasında Dünya Ralli Şampiyonası'na ev sahipliği yapmıştır.

Antalya yaz turizmiyle öne çıksa da kış turizminde de ülkenin önde gelen illerindendir. Antalya'daki Saklıkent Kayak Merkezi ve Alanya'daki Akdağ Kış Sporları Turizm Merkezi Antalya'yı kış turizminde önde tutan tesislerdir.

Kongre turizmi bakımından Antalya ulaşımın kolaylığı ve ulaşım imkânlarının çeşitliliği pek çok turizm ve dinlenme imkânı sunması ve toplamda 106.000 koltuğu aşan bir kapasitesi ile dünyanın her tarafından gelecek konuklar için önemli toplantıların yapılabileceği olanağa da sahiptir.

2016 yılında Antalya'da düzenlenen olan Çiçek ve Çocuk temalı Expo 2016 Antalya organizasyonuyla kent, fuar turizmiyle de tanışmıştır.

Dar bir alanda hem denize hem de büyük yükseklikteki dağlara sahip olan Antalya'da yayla turizmi de Finike'den başlayarak Alanya'ya kadar uzanan coğrafyanın yüksek yerlerinde yapılabilmektedir. Ayrıca Torosların eteğinde kurulan Antalya'nın dağları ana iskelet bakımından genellikle kireç taşlarından (kalkerlerden) oluşmuştur. İldeki mağaraların büyük çoğunluğu da bu kireç taşı formasyonları içinde gelişmiştir. Antalya’da yaklaşık 500 kadar mağara tespit edilmiştir. Antalya da mağara turizmi de yapılabilmektedir. Antalya'da turizme açılan 3, turizme açılmayı bekleyen ya da yerel olanaklarla açılmış olan 28 tane mağara vardır.

Antalya'da inanç turizmi gelişme gösteren bir turizm koludur. Antalya'da özellikle Selçuklu döneminden pek çok cami vardır. Bunlardan Murat Paşa Camii ve Yivli Minare Camii en çok bilinen camilerdir. Antalya'nın batısındaki Demre'de Noel Baba Kilisesi; doğudaki Alanya'daysa 1400 yıllık Aya Yorgi Kilisesi bulunmaktadır. Bunun dışında Serik'e bağlı turizm merkezi Belek, Serik'te 2004'te özel bir girişimle Dinler Bahçesi isimli ibadethane açılmıştır. Kudüs'ten sonra üç dinin buluştuğu ikinci nokta olan bu bahçede üç semavi dinin (Hristiyanlık, İslam ve Musevilik) ibadethaneleri yan yana mevcuttur.

Eğitim


Eğitim ve öğretim açısından Türkiye'nin önemli merkezlerinden biri olan Antalya'da 595 tane okul öncesi eğitim kurumu (21.921 öğrenci), 681 tane ilk (249.662 öğrenci), 190 tane orta dereceli (84.525 öğrenci) eğitim veren okul vardır. Ayrıca Antalya'da bir devlet üniversitesi Akdeniz Üniversitesi ve bir özel üniversite Antalya Bilim Üniversitesi mevcuttur. Bu üniversitelerde il genelinden öğrencilere eğitim verildiği gibi, il dışından ve öğrenci değişim programları ile yurtdışından gelen öğrencilere de eğitim verilmektedir.

2011 yılı üniversiteye yerleşme basamaları olan Yükseköğrenime Geçiş Sınavı (YGS) ile Lisans Yerleştirme Sınavı'na (LYS) başvuran 38618 kişiden 19803'si ya da diğer bir deyişle %51,27'si sınavda başarılı oldu. Bu kişilerden 9616'sı lisans programına, 4063'ü açık öğretim fakültelerine, 3549'u YGS'yle yerleşilebilen bölümlere, 2575 kişi de sınıvsız programalara gitme hakkı elde etti.

Ayrıca Antalya'nın 15 yaş ve üzeri nüfusunun %6,73'ü üniversite mezunu, %2,8'si yüksek lisans mezunu, %0,06'sı ise doktora mezunudur.

İldeki okullaşma oranı; okul öncesinde %23, ilköğretimde %99,8, ortaöğretimde %80, genel lisede %62, mesleki ve teknik lisede %38'dir.

Üniversiteler


Antalya'da yer alan üniversiteler şunlardır:
  • Akdeniz Üniversitesi
  • Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi
  • Antalya Bilim Üniversitesi
  • Alanya Hamdullah Emin Paşa Üniversitesi
  • Antalya AKEV Üniversitesi

Teknoloji ve bilim


Antalya, 2000'li yıllarla birlikte teknoloji alanında gelişme göstermiştir. Akdeniz Üniversitesi'ndeki, bilim parkı, TÜBİTAK'ın gözlemevi, çeşitli kurumların Ar-Ge birimleri ve pek çok konuda araştırma yapmaktadır. Antalya ili, 2011'de yapılan 54 patent başvurusu ile, bu alanda Türkiye'de 11. durumdadır.

Antalya'da Akdeniz Üniversitesi'ne bağlı 1 tane bilim parkı vardır. 2008 yılında açılan bilim parkı kısa zamanda yaptığı anlaşmalarla uluslararası alanda pek çok ortak kazandı. Ayrıca 2011'de Akdeniz Üniversitesi Rektörü yönetim kuruluyla gerçekleştirilen toplantıda, çatı bir şirket olarak kurulan Antalya Sanayi Teknolojileri Yazılım Ar-Ge Danışmanlık Çevre ve Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin kurulduktan kısa bir süre sonra yurt dışındaki irtibat ofisini Silikon Vadisi'nde açtı ve dünyanın en büyük teknoloji bölgesinin bir parçası oldu.

Antalya'dan yapılan bilimsel yayın sayısı (1981-2006 dönemi için) tüm Türkiye'den yapılan yayın sayısının %1,66'sı ile (2 bin 978 yayın) Türkiye'de iller arasında onuncu sıradadır.

Ulaşım


Antalyaspor Kavşağı. Kavşaktaki altgeçit, Konyaaltı ilçesine transit ulaşımı sağlarken, dönel kavşak ise Konyaaltı Plajı ve Akdeniz Üniversitesi'ne bağlantı sağlamaktadır.
İl içinde karayolu, denizyolu ve havayolu ile ulaşım yapılmaktadır. Ayrıca Antalya'daki toplu taşımacılık sistemi şehir nüfusunun ulaşım ihtiyacını karşılar. Ayrıca, nüfus başına motorlu taşıt sayısında 100 kişiye 11,5 otomobil ile Türkiye'nin altıncı ilidir.

İl merkezinin doğusunda yer alan Antalya Havalimanı havayolu ile giriş çıkışı sağlayan en önemli noktadır. Antalya Havalimanı'ndan Türkiye'nin hemen her iline, ayrıca Avrupa ve Orta Doğu'nun çeşitli şehirlerine uçmak mümkündür. Antalya'da askeri amaçlı kullanılan 1 tane havalimanı vardır.

Karayolu ulaşımı


Antalya'da otoyol yoktur. İl sınırları içinden merkeze gelen yollar tamamen devlet yollarıdır ve toplam uzunlukları 974 km'yi bulmaktadır. Bunlardan D 350 (Avrupa E-yolları sistemine göre E 87), Antalya'yı İzmir, Ege Bölgesi ve Trakya'ya bağlar, D 400 ise Antalya'nın güneyindeki Akdeniz'le paralel olarak ilerler Muğla ili sınırından Mersin ili sınırına kadar sürer.

İl içindeki diğer devlet yollarının hemen hepsi Antalya şehrine bağlıdır. Ankara şehrini diğer şehirlere bağlayan karayolları arasında D 650 yolu Karadeniz kıyısındaki Sakarya ilinin Karasu ilçesinden başlayarak Bursa ve Eskişehir sınırlarından geçerek Kütahya'ya oradan Afyonkarahisar'a, daha sonra da Burdur ilinden geçerek Antalya şehri'ne bağlanır. D 685 Antalya - Isparta bağlantısını sağlar. D 687 Antalya - Konya arası ulaşımın Beyşehir'e kadar olan kısmını oluşturur. İl sınırı içindeki başka bir devlet yolu olan D 635'te Kuzeyde Burdur ilinin beldesi Kızılkaya, Bucak'tan başlayıp Korkuteli ve Elmalı'dan geçerek Finike'de D 400 ile bağlanarak son bulur.

İl içinde ilçeler arası ulaşımı sağlayan birçok otobüs firması hizmet vermektedir. İl merkezinde bulunan Antalya Otobüs Terminali şehir merkeziyle il içinde ve dışındaki bağlantıların sağlandığı merkezdir. Otobüs Terminali'nin şehrin hafif raylı sistemi Antray'ın Otogar durağı ile bağlantısı vardır.

Kentlerde toplu taşımacılık


Nostaljik Tramvay
İl merkezinde kent içi toplu ulaşımda yolcu bazında en çok karayolu tercih edilir. İlde bu hizmeti Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin ulaşım birimi kırmızı otobüsler, halk otobüsleri ve minibüslerle sağlar.

Antalya merkezinde 1999'da Müze-Zerdalilik hattında hizmet veren Nostaljik Tramvay'la, 2009'da Fatih-Meydan hattında çalışmaya başlayan Antray şehir içindeki hafif bir raylı sistemlerdir. Aksu'da yapılan Expo 2016 nedeniyle Fatih-Meydan hattı, Antalya Havalimanı'nı da içine alacak şekilde uzatılarak Fatih-EXPO ve Fatih-Havalimanı hatları oluşturulmuş, toplam 16 olan durak sayısı 31'e yükselmiştir.

Antalya'da 2012 yılında hizmete başlayan Antalya Deniz Otobüsü sistemiyle, Antalya Yat Limanı-Kemer Yat Limanı arasında haftasonları karşılıklı üçer seferle yolcu taşınır.

Antalya'ya ilin ilçe ve beldelerinden, ayrıca Burdur ve Isparta merkez ve ilçelerinden karşılıklı günlük otobüs seferleri düzenlenir.

Demiryolu


Antalya, Bursa'dan sonra demiryolu hattı olmayan, nüfusu en yüksek ikinci büyükşehir'dir. Bu durumun temel sebebi, Antalya'nın iç kesimlerle bağlantısındaki coğrafi engellerdir. Antalya'nın kuzey ve batısını saran Toros dağları, hem karayolu hem de demiryolu çalışmalarını kısıtlamakla beraber, yapılan yatırımlar için gerekli maliyeti arttırmaktadır.

Antalya için düşünülen ilk demiryolu projesi Antalya - Afyon Demiryolu Projesi'dir. İlk olarak 1919 yılında bölgeyi işgal eden İtalyanların düşündüğü ve yapımı için Osmanlı Devleti'nden ayrıcalık edinmeye çalıştıkları Burdur-Antalya demiryolu projesini İngilizler de Afyonkarahisar-Antalya hattında gerçekleştirme planlarını yapıyorlardı. Ama bu girişimler sonuçsuz kaldı.

Afyon-Antalya Demiryolu hattı projesinin yeniden ele alınması ulusal mücadele hareketinin başarıya ulaşması ve Ankara’da kurulan TBMM Hükümeti'nin yönetimi ele almasından sonra 1923 yılında gündeme geldi. Ağustos 1923'te hazırlanan Türkiye Devleti Nafia Vekaleti, Umur-ı Nafia Programında öncelik demiryollarına verildi.

Bu programda 3. grupta 13 yola yer verildi. Bu yollardan biri Antalya-Aziziye-Bahadır-Karakuyu-Afyon hattının inşası ihtiyaç duyulan demiryolu hatları olarak belirlendi. Aynı zamanda limanlar demiryolu programının bir uzantısı olarak ele alındı ve programın ikinci aşamasında Antalya Limanı’nın yapılması planlandı. Ancak bu planlar yapıldığında Türkiye'de cumhuriyet henüz ilan edilmemişti ve yönetimin yasal gücü sınırlıydı. Bu yüzden konuyla ilgili çalışmalar 1927'ye kadar ertelendi. Bu dönemde işi üstlenmesi planlanan Aydın Demiryolu Şirketi projeyi kendi yararına bulmayınca Afyon-Antalya demiryolu projesinin çalışmaları 1933'e kaldı.

Proje, TBMM’de 4 Mart 1933 tarihinde “Afyon Karahisar-Antalya demiryolunun inşası” konusu İcra Vekilleri Heyeti’nin toplantısında görüşülerek meclise sunulması kararlaştırıldı ve Başbakan İsmet İnönü tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na arz sunuldu. Bu kanunla ilgili milletvekilleri de görüşlerini genel kurula sundular. 1 Nisan 1933 tarihinde TBMM Meclis Genel Kurulu’ndaki oylamaya katılan 195 vekilin oy birliğiyle kabul edildi ve kanun tasarısı yasalaştı.

Kanun 4 Nisan 1933 tarihinde resmi gazetede yayınlandı. Kanunda Afyonkarahisar’dan başlayarak Antalya'ya ve en çok 4 senede tamamlanması istenilen demiryolu inşası için 25 milyon TL'nin harcanmasına ve gelecek seneler içinde resmi sözleşme yapılması için gerekli izin bu kanun tarafından verildi.

Bu demiryolu hattının temel atma töreni 28 Ağustos 1934 günü Afyon, Burdur, Isparta ve Antalya halkı ve yetkililerinin kutlamalarıya yapıldı. Bayındırlık Müsteşarı Arif Bey'in başkanlık ettiği bu törene Antalya milletvekilleri Rasih, Numan ve Haydar Bey'ler de katıldılar.

Çalışmaları başlanan hat çeşitli zorluklara ve bu zorlukları aşmak için çıkan kararnamelere birlikte Ekim 1936'da Burdur istasyonuna ulaştı ve böylece hattın 136 km'lik kısmı tamamlandı. Hattın Burdur'dan Korkuteli'ye doğru yapılacak olan 108 km'lik bölümü için 4 yıl süre ve 8 milyon TL kadar değer biçildi. Maliye Bakanlığı, Burdur-Korkuteli hattının inşası için yeni bir ödenek ayıramayacağını bildirdi ve kanun tasarısının TBMM’ne sevkinin ertelenmesinin zorunlu olduğunu açıkladı.

Maliye Bakanlığı'nın bu yazısına karşılık Başbakanlık ve Genelkurmay Başkanlığı hattın Burdur-Korkuteli kısmının tamamlanmasını istediler. Yeniden bu konuda çalışmalar yapan Maliye Bakanlığı bir süre sonra yazdığı cevapta gerekli kaynağın bulunamadığını ve projenin ertelendiğini açıkladı.

1930'lı yılların sonundan, 2010'lu yıllara kadar Antalya'ya bir demir yolu hattının getirilmesi konusunda çalışma yapılmadı. İlk olarak 2011 yılında gündeme gelen konuyla ilgili 2012 yılında TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, Antalya'nın Yüksek Hızlı Tren sistemiyle demiryolu ulaşımına bağlanacağını açıkladı. 2012'de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da Ulusa Sesleniş konuşmasında 10 yıl içinde Antalya, Kars, Diyarbakır ve Edirne'ye de hızlı tren hattının yapılacağını açıkladı.

Antalya için düşünülen demiryolu projelerinin ilki Antalya - Eskişehir arasında yapılarak kentin İstanbul'la bağlantısının sağlanması amacını taşıyor. İkinci proje ise Antalya'nın Nevşehir'le olan bağlantısının yapılacak olan Manavgat-Konya hattı üzerinden sağlanmasını ve böylece bir turizm hattının oluşturulmasını hedefliyor.

Havayolu


1960 yılında hizmete açılmış olan Antalya Havalimanı, Türkiye'nin Akdeniz kıyısındaki başlıca turizm ve tatil merkezi olan Antalya'nın şehir merkezinin 10 km. doğusunda yer almaktadır. Büyük ve modern havalimanı, özellikle yaz aylarında Türkiye'nin güney sahillerine gelen milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlamaktadır. Yolcu trafiğine göre Avrupa'nın en kalabalık havalimanları listesine göre Avrupa'nın 14. en yoğun havalimanıdır. 1 adet iç hatlar 2 adet dış hatlar terminaline sahip olan havalimanı, Türkiye'deki Havaalanları İstatistiklerine göre, toplam yolcu trafiği bakımından ikinci havalimanıdır. Şu anda yaklaşık 13.000.000 m2 araziye sahiptir.

Enerji


Antalya'nın nüfusu itibarıyla enerji tüketimindeki payı fazladır. Elektrikte günlük tüketim miktarı normal şartlarda 12 milyon kilowatt/saattir. Ancak yaz aylarında klima kullanımının da artmasıyla birlikte bu ihtiyaç 18 milyon kilowatt/saate yükselmektedir. Günlük üretim miktarı da 3-3,5 milyon kilowatt/saat civarındadır. 2009 yılı itibarıyla, toplam elektrik 198,4 milyar kwh üretiminin olan Antalya'nın bu üretimin %48.6’sı doğalgazdan, %21.7’si yerli kömürden, %18.5’i hidrolik kaynaklardan, %6.6’sı ithal kömürden, %3.4’ü sıvı yakıtlardan, %0.76’sı rüzgârdan ve %0.34’ü jeotermal ve biyogazdan sağlanmıştır. Bu enerjinin üretimi için ihtiyaç olan su Antalya'ya yağışlardan karşılanır. Antalya yıllık 1224,2 kg/m2 yağış düşmektedir. Bu yağıştan gelen su şehir şebeke suyunda kullanılır. Ancak Antalya'daki su kaynaklarının çoğu, karstik yapısından dolayı yer altı sularıdır.

Antalya'ya ilk doğalgaz hattı 2010 yılında Antalya Organize Sanayi Bölgesi'ne çekilmiş ve burada kullanılmıştır. 2011 yılında bu hat şehir merkezine ulaşmış ve ana hatlar şehre yerleştirilmiş ve bazı mahallelere hatlar çekilmiştir. Antalya'daki doğagazın kullanımı ev, sanayi ve sera olarak üç kolda kullanılması planlanmakta ve yıllık bazda tüketimin 2020 yılında 1 milyar metreküpü bulması düşünülmektedir.

Antalya yılda 300 gün güneş gören bir kenttir. 2010 yılında il merkezinde kurulan Güneşev'le birlikte Antalya'da güneş ve rüzgâr enerjisinden de yararlanılmaktadır. Halka açık bir şekilde tasarlanan Güneşev'de enerjiyi sağlayan güneş ve rüzgâr panelleri dışında sera, AR-GE birimi, seminer salonu yürüyüş alanları gibi bölümler de vardır.

Sağlık


Antalya ilinde devlet, üniversite ve özel hastaneler tarafından sağlık hizmetleri verilir. İlde 2009 itibarıyla 37 tane Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı'na bağlı, 1 üniversitelere bağlı, 16'sı özel hastane olmak üzere toplam 67 hastane ve 1 ağız ve diş sağlığı merkezi bulunmaktadır. En büyük hastaneler arasında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Antalya Atatürk Devlet Hastanesi, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'dir. (950 yataklı).

İlde sıcak su kaynakları sınırlıdır. Sağlık turizmine elverişli değildir.

Günümüzde sağlık turizmi tanımı yer altı sıcak su kaynakları ile sınırlı olarak değerlendirilmemektedir. Bir ülkeden bir başka ülkeye tanı ve tedavi için seyahat etmeye verilen isim de sağlık turizmidir. Mevcut özel hastanelerin kalitesi ve devlete bağlı hastanelerin son yıllarda gerçekleştirdiği önemli operasyonlar sayesinde Antalya popüler sağlık turizm noktalarından biri haline gelmiş olup bu kapsam da turlar düzenlenmektedir

Yeşil alanlar, eğlence ve dinlenme alanları, mesire yerleri


Karain Mağarası girişi
İlde kişilerin eğlenmeleri, dinlenmeleri ve doğaya yakınlaşabilmelerine olanak sağlayan kent parkları ve şehirlerin dışında bulunan, korunmaya alınmış doğal bölgeler bulunmaktadır. Bunların bir bölümü göl, gölet ve baraj gölleri etrafındaki yeşil alanlardır, bir bölümü ise yayla ve ormanlık bölgelerdir.

Önemli kentsel yeşil alanlar arasında Antalya Kent Orman, Atatürk Parkı, Kepez Kent Orman sayılabilir.

Eğlence parkı olarak Antalya'daki en büyük park özel bir işletmeyle yönetilen Aktur Park'tır. Diğer modern eğlence alanları arasında şehirdeki 3 adet aquapark, Konyaaltı, Lara sahilleri, Beachpark özellikle yaz tatili için kullanılırken bunun yanında Saklıkent de kış aylarında kayak yapma olanağı sağlayan tesislere sahiptir.

Korunmuş tabiat alanları arasında Antalya-Korkuteli karayolundaki Güllük Dağı Millî Parkı, Kemer'deki Olimpos Dağı Millî Parkı ve Düden ve Kurşunlu Şelalesi bulunmaktadır. Diğer korunan alanlar arasında Damlataş ve Karain Mağarası ile Güver Uçurumu vardır.

İlin çeşitli yerlerindeki mesire alanları, piknik ve dinlenme olanakları sunar. Manavgat'taki Köprülü Kanyon'da piknik alanları, rafting olanakları, Antalya'nın batısında Korkuteli-Antalya sınırının olduğu kısımdan güneydeki Kumluca'ya kadar olan kısım büyük ölçüde ormanlarla kaplıdır. Bu alanalarda da piknik alanları, çocuk parkı, restoran ve benzeri olanaklar temin edilmiştir. Kent merkezi'nin batısındaki Feslikan Yaylası'ndaki mesire yerinde göl ve orman manzaraları bulunur ve ziyaretçilerin doğa sporları, doğa yürüyüşleri yapması mümkündür. Yaz aylarında düzenlenen festivallerde yağlı güreş karşılaşmaları yapılmakta konserler verilmekte eğlenceler düzenlenmektedir. Yine kentin batısındaki Doyran beldesinin göleti kenarı mesire için, gölet de balıkçılık için uygundur.

Bugün, şehiriçi rekreasyon alanları parklar, korular ve sahillerden oluşmaktadır. Ancak bu ögeler de çarpık ve kaçak kentleşme nedeniyle Antalya'nın her yanına dengeli bir biçimde dağılım gösterememiş, daha çok sahil kenarında ya da sahile yakın yerlerde toplanmıştır.

Açıkhava alanları dışında son yıllarda sayıları hızla artan alışveriş merkezleri de, sundukları olanaklarla dinlence alanı olarak sınıflandırılabilmektedirler. İldeki alışveriş merkezi olarak adlandırılacak yapılar şehir merkezinde toplanmıştır. İlin önde gelen alışveriş merkezleri arasında Antalya 5M Migros, Antalya Kipa, Laura, Shemall, Deepo, Özdilekpark Terracity MarkAntalya ve Erasta gibi mekânlar yer almaktadır.
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst