Şehirler Elazığ

Evliya Çelebi

Yeni Üye

Elazığ
Plaka No 23
Bölge Doğu Anadolu
Yüzölçümü 9.383 km²
Nüfus 578.789
Nüfus Yoğunluğu 62 kişi/km²
Telefon kodu +424
Rakım 1041 m
İlçe sayısı 11
Elâzığ, eski adları ile: Harput, Mamüret'ül Aziz, El-Aziz, El-Azık), Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde Yukarı Fırat Havzasında bulunan, on bir ilçeden oluşan il. Konumu itibarıyla; ili doğudan Bingöl, kuzeyden Keban Baraj Gölü aracılığıyla Tunceli, batı ve güneybatıdan Karakaya Baraj Gölü vasıtasıyla Malatya illerinin arazileri çevrelemektedir. İlin sınırları 8.327 km²'si kara, 826 km²'si baraj ve doğal göl olmak üzere toplam 9153 km² 'lik alanı kapsamaktadır.
İçindekiler

2016 yılında TÜİK verilerine göre merkez ilçeyle beraber 11 İlçe, 20 belediye, bu belediyelerde 148 mahalle ve ayrıca 552 köyü vardır.

Nüfus bakımından Doğu Anadolu Bölgesi'nin Van, Erzurum ve Malatya illerinden sonra en büyük 4. ilidir. Halk arasında Elâzığlı olanlara, Elâzığ ağzında kardeş ve ağabey anlamlarına gelen gakgoş hitabı kullanılır. İlin tarihi MÖ 20. yüzyıla dayanır. Tarihte Anadolu'yu Mezopotamya'ya bağlayan kervan yollarının geçiş güzergahı içinde önemli yerleşim yeri olmuş, birçok kültüre ev sahipliği yapmıştır. Müslüman, Rum, Ermeni ve Süryani halklarının uzun yıllar birlikte yaşadığı bu bölgede günümüzde halâ farklı kültür ve medeniyetlerin kalıntıları görülmektedir. İlin ismi 1937 yılında Atatürk'ün şehre yaptığı ziyaretinde sunduğu teklif ile Azık ili manasına gelen El-Azık olarak değiştirilmiş, Türkçe uyumu ve söyleyiş kolaylığı nedeniyle Elâzığ halini almıştır.

Etimoloji


Elâzığ ili, M.Ö. 3000'li yıllarda kurulduğu sanılan, Harput kentinin ovadaki devamıdır. Bu nedenle yıllarca Harput denmiştir. Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun hakimiyetinin Anadolu'ya kayması ile Harput'un Türk yurdu olmasında en önemli savaşın Malazgirt Meydan Muharebesi olduğunda şüphe yoktur. Nitekim Harput ve çevresi, Malazgirt muharebesinden sonra Türkler'in eline geçmiş olup yörede Büyük Selçuklu İmparatorluğu'na bağlı olarak Çubukoğulları Beyliği kurulmuştur (1085). Harput'un Türkler tarafından alınmasına kadar sadece müstahkem bir kale hüviyetinde kalan bu yer, Türkler'le beraber büyüyen bir şehir haline gelmiştir. Çubukoğulları Beyliği'nin ömrü uzun sürmeiş ve ardından 1110 yılında Artukoğulları dönemi başladı. Bir müddet sonra Harput Artukluları diye bilinen bağımsız bir beylik kuruldu. Harput, 1230 yılında Moğollar'ın eline geçmiş, 1234 yılından itibaren de Anadolu Selçuklu İmparatorluğu'nun hakimiyeti altına girdi. 1507 yılında Safevîler'in eline geçen Harput, 1516 yılında ise Çaldıran Savaşı ile Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Mezra denilen bugünkü yerleşim yerine 1834'te taşınan Elâzığ'a 1862 yılında Sultan Abdulaziz'in tahta çıkışının beşinci yılında Kütahyalı Ahmet İzzet Paşa devrinde buraya tayin edilen vâli İsmail Paşa'nın teklifi ile Mamuret-ül Aziz Vilâyeti ismi verilmiştir. Fakat telaffuzu güç olduğundan halk arasında kısaca El'aziz olarak söylenegelmiştir. Zaman içinde bölgeye eyalet merkezliği yapan şehre 1937 yılında Atatürk tarafından tahıl ambarı, bolluk ve bereket anlamına gelen El'azık adı verilmiş olup, zamanla Türkçe ses uyumuna uygunluğu ve söyleniş kolaylığı nedeniyle Elâzığ olarak kullanılır olmuştur.

Elazığ Tarihi


Elâzığ, eski Harput 'un devamı niteliğindedir. Bu nedenle Elâzığ tarihi Harput tarihi ile birlikte ele alınmaktadır. Harput, Anadolu'yu Mezopotamya'ya bağlayan kervan yollarının geçiş güzergahı içinde yer almış, birçok kültüre ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Harput'un, bilinen en eski sakinleri MÖ 2000'li yıllarda Doğu Anadolu'ya yerleşmiş Hurriler'dir. Hurriler'in ardından Hitit hakimiyetine girmiş, çok sürmeden MÖ 9. yüzyıl itibarıyla Doğu Anadolu'da devlet kuran Urartular hüküm sürmüştür. Harput, 1085 yılında Türklerin eline geçmiş, daha sonra İlhanlılar, Dulkadiroğulları, Akkoyunlular ve Safeviler hükmetmiştir. 1516 yılında gerçekleşmiş olan Çaldıran Muharabesi sonrasında Osmanlı Ordusu tarafından fethedilmiştir. Sonralarında Harput'taki yaşamın, şimdiki Elâzığ Merkez İlçesi'nin bulunduğu ovaya 19. yüzyıl ortalarında taşınması ve çevre ilçelerin bağlanması ile birlikte bugünkü Merkez İlçe ve 9 ilçeyi kapsayan Elazığ ili sınırları oluşmuştur. Esas gelişimini Cumhuriyet yıllarının başında göstermeye başlamıştır. Sultan Abdulaziz'in tahta çıkmasıyla, Ahmed İzzet Paşa devrinde tayin edilen vali teklifiyle 1867 yılında şehre Mamurat'ül-Aziz adı verilmiş, Halk arasında telaffuz zorluğu nedeniyle kısaca Elaziz olarak söylenmiştir. 1937 yılında Atatürk'ün ziyaretinde teklifi ile azık ili manasına gelen El-azık adı verilmiş daha sonra Elazığ halini almıştır.

İlk Çağ dönemi


Elâzığ bölgesinin ilk yazılı tarihi Hitit tabletlerindeki bilgilerle aydınlatılmıştır. Yazılı bilgilerde elde edilen bulgulara göre yöre İşuva adıyla anılmaktaydı. Arkeolojik kazılarla birlikte bölgedeki Hitit varlığı teyit edilmiştir. MÖ 12. ve MÖ 7. yüzyıllar arasında bölgeye kökenleri Hurriler'e dayanan Urartu Devleti hakim olmuştur.

Yazılı belgeler haricinde Harput Kalesi, Altınova Norşuntepe’de ortaya çıkarılan Urartu yerleşkesi, Palu Kalesi ve İzoli çivi yazılı kitabelerine ait bulgular ile Urartu hakimiyetindeki dönemi aydınlatılmıştır. MÖ 7. yüzyıl ile birlikte Asur ve İskit Akınları ile Urartu Devleti zayıflamış, Harput ve bölgesi Med egemenliği altına girmiştir. Kısa süren Med hakimiyeti ardından Pers hakimiyetine girmiş, MÖ 4. yüzyıl döneminde Pers İmparatorluğunun tarihe karışmasının ardından Elâzığ yöresi Sofen Krallığı olarak adlandırılmıştır. Sonrasında Romalılar hakimiyetinde kalan Elâzığ bölgesi, MS 6. yüzyıla kadar sık sık Bizans ile Sasani hakimiyetinde el değiştirmiştir.

Bizans dönemi ve Türk hakimiyetine geçiş


Elâzığ bölgesi 7. yüzyıldan itibaren ikinci Bizans hakimiyetine kadar Bizans - Arap mücadelelerine sahne olmuş ve 10. yüzyıl itibarıyla tam anlamıyla Bizans hakimiyetine girmiştir. 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi ile birlikte Elâzığ bölgesi de Türklerin hakimiyeti altına girmiş; 1085 yılında Çubuk Bey önderliğinde Çubukoğulları Beyliği kurulmuştur. Yine Beylik'in hakimiyeti uzun sürmeyerek, bölge 1110 yılında Belek Gazi önderliğinde Artuklular'ın eline geçmiştir. Belek Gazi'nin ardından hükümdarlık önce Davud, sonra Davud'un kardeşi İmadeddin Ebu Bekir'in eline geçerek burada Harput Artukluları diye adlandırılan bağımsız bir beylik kurmuştur. 1234 yılında bu beyliğe son veren Anadolu Selçukluları'nın hakimiyetini sonraki dönemlerde sırasıyla Dulkadiroğulları, Kadı Burhaneddin, Timur ve Akkoyunlu egemenlikleri izledi. 16. yüzyıl başlarında bir süre Safevi hakimiyetinde kalan topraklar 1514 yılında Osmanlı egemenliğine girdi.

Cumhuriyet Dönemi ve Yakın Tarih


Elâzığ, gelişme ve büyümeye Cumhuriyet yıllarının başında başlamıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında Harput'tan şimdiki Elâzığ ilçesi ve şehir merkezi olan Uluova'ya yeni yerleşkeler kurulmuş, çeşitli bölgelerinde düz arazide tarım yapılmaya başlanmıştır. Cumhuriyetin ilanı ile birlikte yaşanan olaylar ve 1925 yılındaki Şeyh Said tarafından Ergani ilçesine bağlı Eğil bucağında başlayan isyan, Elâzığ'a da sıçramış; bölgede 1 ay süreyle sıkıyönetim ilan edilmiştir. Atatürk 1937 yılında şehre bir ziyarette bulunmuş ve sunduğu teklif ile şehre azık (bolluk) ili manasına gelen El-Azık adı verilmiş daha sonralarında günümüzdeki haliyle Elazığ ismini almıştır. Cumhuriyet tarihinde çeşitli dönemlerde şehirde şeker ve çimento fabrikaları açılmış; bunların yanı sıra çeşitli maden ve mermer fabrikaları ile halkın bir bölümüne istihdam ve ekonomisine katkı sağlamıştır. Şehirde Cumhuriyet döneminin en önemli olaylarından biri de 2010 yılında yaşanan büyük Elâzığ depremidir. Depremde 41 kişi ölmüş , yüzlerce kişi yaralanmıştır. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün verilerine göre; saat 04.32'deki ilk depremin ardından bölgede büyüklükleri 5.5 ile 3.0 arasında değişen 84 sarsıntı, büyüklü küçüklü toplamda 796 artçı deprem kaydedilmiştir.

Coğrafya


Elâzığ Doğu Anadolu Bölgesi'nin güneybatısında, Yukarı Fırat Bölümü'nde yer almaktadır. Toplam alanı 9153 km²'yi bulan ve bu alanı ile Türkiye topraklarının %1,2'sini kaplayan il sahası, 40º 21 ile 38º 30 doğu boylamları, 38º 17 ile 39º 11 kuzey enlemleri arasında kalmaktadır. Şekil olarak kabaca bir dikdörtgene benzeyen ve etrafını çevreleyen sular nedeniyle Türkiye karasını andıran Elâzığ topraklarının doğu-batı doğrultusundaki uzunluğu yaklaşık 150 km, kuzey-güney yönündeki genişliği ise yaklaşık 65 km civarındadır. İlin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği (rakımı) 1067'dir. İli, doğudan Bingöl, kuzeyden Tunceli, batı ve güneybatıdan Malatya, güneyden ise Diyarbakır ilinin arazileri çevrelemektedir. Aynı zamanda Elâzığ ili; doğu, batı ve güneyinden, Güneydoğu Toroslar'ın batı uzantıları ile çevrilidir. Elâzığ ilinin sınırlarının 8.327 km²'si kara, 826 km²'si baraj ve doğal göldür. İl Sınırları içindeki en önemli akarsu Fırat ve kollarıdır. 86 km² yüzölçümü olan Hazar Gölü, il merkezine 30 km mesafededir. Ayrıca Elâzığ Keban, Karakaya, Kralkızı ve Özlüce gibi önemli baraj gölleri ile çevrilidir.

Dağlar : İlin önemli dağları, Akdağlar (2450 m), Hazarbaba (2347 m), Mastar dağı (2148 m), Haşto dağı (2069 m), Asker dağı (1768 m), Hasan dağı (2118 m), Yaylım dağı (2097 m), Taşkele dağı (1430 m), Meryem dağı (1490 m.) olarak sıralanabilir. Elâzığ ili doğu, batı ve güney bölgelerinden Güneydoğu Toroslar'ın batı uzantıları ile çevrilidir. İlin batısı, Hasan Dağları (2118 m.), Bulutlu Dağı (2004 m.), Karga Dağı (1925 m.) ve Kamışlık Dağı (2016 m.) yer alır. Güneyinde Meryem Dağı (1490 m.) bulunmaktadır.

Keban Barajı
Palu Kalesi
Akarsular : Elazığ ilinde, Palu İlçesi'nde Keban Baraj Gölü’ne karıştığı noktaya kadar 500 km. uzunluğunda 42000 km²’lik akaçlama havzasıyla Murat Nehri bulunur. Bunun yanı sıra Karasu ile Murat Nehri kollarının Keban İlçesinin kuzeyinde birleşimiyle güneybatı yönünde akan 2800 km uzunluğu ile bilinen Fırat Nehri bulunmaktadır.

Ovalar : Elâzığ ilinde; ilçe merkezinin kurulu olduğu Elazığ Ovası (Uluova) ile birlikte, Yarımca Ovası, Behremaz (Sivrice) Ovası ve Kuzova olmak üzere 4 ova bulunmaktadır. Bunlardan Elâzığ ve Palu ovası, Elbistan-Malatya-Uluova-Palu-Muş çöküntü alan dizisi içinde yer almaktadır. Özellikle Cumhuriyet dönemi başlarında Uluova'ya (Elazığ Ovası) Harput'tan yoğun göç yaşanarak şimdiki Elâzığ yerleşkesi kurulmuştur.

Göller : Elâzığ ilinde Gölcük ya da Sivrice adıyla da bilinen uzunluğu yaklaşık 22 km, genişliği 5–6 km uzunluğunda il merkezine 25 km uzaklıkta Hazar Gölü bulunmaktadır. Aynı zamanda Keban ilçesinde bulunan Keban Baraj Gölü ve Cip Baraj Gölü olmak üzere iki adet baraj gölü bulunmaktadır.

İklim


Geçmişte karasal iklimin hüküm sürdüğü Elâzığ, yapılan ve yapılmakta olan barajların etkisi ile ılıman bir iklime geçiş yapmıştır. Bu sürecin sonucunda özellikle önceleri çok soğuk ve yoğun kar yağışlı geçen kışlar nispeten daha ılıman geçmektedir. Elâzığ, toprağı verimli bir ovaya kurulmuştur.~Elâzığ'ın dağlarında Karadenizdeki gibi geniş ağaçlıklar yoktur. Bunun nedeni Elâzığ'ın karasal iklimi yaşamasıdır. Elâzığ belirtildiği gibi ılıman bir iklime geçiş yapmıştır. Normalde Doğu Anadolu Bölgesi'nde yazlar çok sıcak, kışlar ise çok soğuk geçer. Son 10 yılda sert iklimin yumuşaması ve kar yağışında azalmasının nedeni barajlardır.

Ekonomi


Ekonomisi sanayi, tarım ve ticarete dayanır. Keban Barajı'nın yapılmasından sonra tarıma elverişli toprakların bir kısmı su altında kaldığından, tarım alanlarının azalması paralelinde sanayi canlanmıştır. Gayrî sâfî gelirinin % 30’u sanayi, % 10’u ticaret ve % 25’i tarım sektöründen elde edilir. Toprak altı ve üstü çok zengindir.

Tarım: Ovaları az, fakat çok verimlidir. Bol suları bulunan büyük akarsuların suladığı bu ovalarda, buğday, arpa, pirinç, şekerpancarı, tütün, fasulye, nohut, mercimek, fiğ, burçak, soğan, sarımsak, pamuk, üzüm, elma, armut, kayısı, ceviz, badem ve dut yetişir. Yetiştirilen ürünler arasında lahana, kavun ve çilek önemli gelir kaynağı haline gelmiştir.

Madencilik: Elâzığ madenciliğin tarımla yarıştığı ve hatta tarımı geçtiği bir yerdir. Toprakları madenle doludur. Bakır, krom, simli kurşun ve betonit başlıcalarıdır. Ergani Bakır İşletmesi’nde blister bakır, sülfürik asit ve prit tüvenan cevher istihsal edilir. Diğer maden işletmeleri Guleman Krom İşletmesi, Ferro Krom Tesisleri ve Elâzığ Betonit Fabrikası'dır. Alacakaya ve Arıcak ilçelerinde çıkarılan mermer dünyaca meşhurdur. Kendine has özelliği bulunan Elâzığ mermerini işlemek üzere son senelerde birçok mermer işleme fabrikası kurulmuştur.

Sanayi: Elâzığ’ın maden bakımından zengin ve Türkiye’nin en büyük hidroelektrik santrallerinden birinin bu ilde oluşu ile sanayi gelişmiştir. İrili ufaklı 1200 sanayi iş kolu vardır. Elâzığ sanayi alanında Doğu Anadolu Bölgesi'nde önemli bir yere sahiptir. Özellikle Organize Sanayi Bölgesi'nin kurulması ile fabrika sayısı hızla artmıştır. 49 fabrikalık sanayi bölgesinde 20 fabrika inşaatı tamamlanarak üretime geçmiştir. Diğerlerinin inşaatı devam etmektedir. Un, deri, şeker, çimento, pamukyağı, pamuk ipliği, kiremit, yün, süt, yem, azot, süper fosfat, kireç, plastik boru, tüpgaz imalatı ve dolum, kâğıt, tekstil, meşrubat, matbaacılık, mermer, ayçiçek yağı, ayakkabı, mobilya, sabun, tıbbi malzeme fabrikaları başlıca büyük sanayi kuruluşlardır.

Demografi


Elâzığ'da 11. yüzyıldan günümüze kadar Selçuklular, Memlükler, Çubukoğulları, Artuklular, Dulkadiroğulları, Akkoyunlular, Eretna (Kadı Burhaneddin Ahmet) Devleti, Osmanlı İmparatorluğu, Türkiye Cumhuriyeti gibi Türk Devlet ve Beylikleri hüküm sürmüştür. Müslümanlar, Rumlar, Ermeniler ve Süryaniler uzun yıllar birlikte bu bölgede yaşamışlardır.

Nüfus


Kentteki nüfus çoğunluğunu şehrin yerli halkı oluşturmakla beraber, nüfusun geri kalanını komşu şehirlerden ve ilde bulunan üniversite dolayısıyla farklı şehir ve ülkelerden gelenler oluşmaktadır. Son zamanlarda doğum oranındaki artışın yanı sıra; batı illeri çoğunu oluşturmakla beraber, il dışına kısmi göç vermektedir. Aynı zamanda son dönemlerde yaşam ve imkan şartları dolayısıyla, kırsal bölgelerden çoğunluğu il merkezine olmak üzere ilçelere yaşanmaktadır.

İl Nüfusu: 578.789'dur. Bu nüfusun %83,4'ü şehirlerde yaşamaktadır (2016). İlin yüzölçümü 9.383 m²'dir. İlde km²'ye 62 kişi düşmektedir. (Bu sayı merkez ilçede 192'dir.) İlde yıllık nüfus artış oranı % 0,78 olmuştur.

Sağlık


Elâzığ’da her 100.000 kişiye 608 hastane yatağı düşmektedir, bu oran 262 olan Türkiye ortalamasının 2 katından fazladır. Elazığ’da 2002-2006 yılları arasında toplam hekim sayısı % 15,4 artarken, diş hekimi sayısı % 26,15, diğer sağlık personelinin mevcudu ise % 13,64 artmıştır. Elâzığ, Devlet Planlama Teşkilatı tarafından 2003 yılında yapılan sağlık sektörü gelişmişlik sıralamasında sağlık sektöründe en gelişmiş il olarak 12. sıradır. Fırat Üniversitesi'nin tıp fakültesi bünyesinde bulunan araştırma hastanesi, TRB1 bölgesi ve bölge dışına hizmet veren önemli hastanelerden biridir.

Elâzığ sağlık sektöründe oldukça gelişmiş bir il olup, CNBC-e Business dergisinin yaptığı araştırmalara göre Türkiye'nin en iyi sağlık altyapısına sahip ikinci şehridir.

Eğitim


Elazığ’da yükseköğretim, 1967 yılında açılan Yüksek Teknik Okul ile başlamıştır. Aynı yıl içerisinde Ankara Üniversitesi senatosunun Elazığ’da veterinerlik fakültesinin kurulmasını öngören kararı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanmıştır. Yüksek Teknik Okul,1969 yılında Elazığ Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi (EDMMA)’ne dönüştürülmüş, Veterinerlik Fakültesi de 1970 yılında Ankara Üniversitesi'ne bağlı olarak eğitim-öğretime başlamıştır.

Elazığ’daki yükseköğretim kurumları, 11 Nisan 1975'te “Fırat Üniversitesi” adıyla tek bir çatı altında toplanmış ve veterinerlik fakültesi, fen fakültesi ve edebiyat fakültelerinden oluşan bir yapı çerçevesinde faaliyete başlamıştır. EDMMA ise mühendislik fakültesine dönüştürülerek, 1982 yılında kurulan tıp fakültesi ile birlikte üniversite bünyesine alınmıştır

Fırat Üniversitesi, 12 fakülte, 3 yüksekokul, 9 meslek yüksekokulu, 4 enstitü ve 1 konservatuvara sahiptir.

Kültür ve Sanat


Kültür ve sanat : Geçmişte Müslümanlar, Rumlar, Ermeniler ve Süryaniler'in uzun yıllar birlikte yaşadığı bu bölgede günümüzde hala farklı kültür ve medeniyetlerin izleri görülmektedir. Çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan bölgede tarihin çeşitli dönemlerinde çok kültürlü bir yaşayış biçimi görülmüştür. Kültürler; şehrin yemeklerine konuşma diline ve müziğine yansımış uzun tarihler boyunca canlılığını yitirmeden günümüze ulaşmıştır. Günlük hayatta duyduğumuz birçok türkü ve ağıtların doğduğu Harput Musikisi ve bununla süregelen Kürsübaşı Geleneği, şehrin önemli kültürel ve sanalsal birikimlerindendir.

Müzik : Harput müziği, Elâzığ mahalli müzik konusunda da Osmanlı sarayının hemen arkasında yer almıştır ve bugün hala müzik geleneği kürsübaşı denilen geleneksel etkinliklerle de icra edilmektedir. Mamoş, Necibem, Kar Mı Yağmış, Hüseynik'ten Çıktım Şeher Yoluna, Ahçik Türküleri Harput musikisinin sayısız eserlerinden bazılarıdır.

Kürsübaşı geleneği : Eski Harput evlerinde soba biçimli bir masa etrafında bireylerin sohbet etmek, eğlenmek ve bağları güçlendirmek amacıyla bir araya geldiği gelenektir. Bu toplantılarda güncel olaylar konuşulmuş ve Harput Musikisi'nden eserlere yer verilmiştir. 2010 yılı itibarıyla bu gelenek, UNESCO Dünya Kültür Mirası Temsili Listesi'ne kabul edilmiştir.

Eğlence ve dinlenme tesisleri



- Osmanlı döneminden kalan tarihi Ermeni Protestan Kilisesi bugün boşdur ve otopark olarak kullanılmaktadır.

- Hazarbaba Kayak Merkezi:

Hazarbaba kayak tesisleri kış turizmi açısından önemli bir merkezdir. Sivrice ilçesinin güneyinde bulunan 2347 metre yüksekliğindeki Hazarbaba dağında yapılan Hazarbaba Kayak Merkezi 1997 yılında etkinliğe geçmiş olup, kayak sporlarına elverişli pisti, 1700 metre uzunluğundaki teleksi ve yeme içme tesislerine sahiptir. Ulaşım şehir merkezi ve ilçe merkezinden kalkan otobüs seferleri ile sağlanmaktadır.
- Harput:

Elâzığ'da bulunan bir antik kenttir. MÖ 20. yüzyıldan kalıntılar bulunmaktadır. Antik Harput yerleşim alanı, bir açık hava müzesi gibidir. Müzesi, kalesi, camileri, kilisesi ve Buzluk Mağarası'yla Elâzığ'ın bir turizm merkezidir.

Elâzığ ağzı


Elâzığ Ağzı (veya Harput Ağzı), Türkiye Türkçesi ağızlarının doğu grubunda yer almaktadır. Kullanılan kelime ve telaffuzlar temelini, şu anki Elâzığ ili sınırları içerisinde bulunan tarihi Harput'tan alır.

Elâzığ ağzı telaffuzlarına genellikle -yor eki atılır.
  • 1. tekilde (ben) kelimenin sonuna -im eki getirilir. Örneğin: Gid -(i)yor -um kelimesinde -yor eki atılarak 'Gidim' şeklinde telafuz edilir.
  • 2. tekilde (sen) kelimenin sonuna -isin eki getirilir. Örneğin: Gid -(i)yor -sun kelimesinde -yor eki atılarak 'Gidisin' şeklinde telafuz edilir.
  • 3. tekilde (o) kelimenin sonuna -i eki getirilir. Örneğin: Gid -(i)yor kelimesinde -yor eki atılarak 'Gidi' şeklinde telafuz edilir.
  • 1. çoğulda (biz) kelimenin sonuna -ik eki getirilir. Örneğin: Gid -(i)yor -uz kelimesinde -yor eki atılarak 'Gidik' şeklinde telafuz edilir.
  • 2. çoğulda (siz) kelimenin sonuna -isiz eki getirilir. Örneğin: Gid -(i)yor -sun -uz kelimesinde -yor eki atılarak 'Gidisiz' şeklinde telafuz edilir.
  • 3. çoğulda (onlar) kelimenin sonuna -iler eki getirilir. Örneğin: Gid -(i)yor -lar kelimesinde -yor eki atılarak 'Gidiler' şeklinde telafuz edilir.
Kelimelerin çoğunda 'k' harfi değiştirilerek 'g' şeklinde telaffuz edilir. Kapı = Gapı , Kaldır= Galdır...

Günlük hayatta kullandığımız bazı kelimelerin Elâzığ Ağzı karşılığı şöyledir:

Söylenen KelimeKelimelerin Karşılığı
AyancahMerdiven
AyınmahUyanmak, kendine gelmek. Fark etmek, sezmek. Bir zarara uğrayacağını anlayıp önlemek
BaboşYiğit, delikanlı,çocuk ve gençlere sevgi ifade eden hitap.
BasduhPestil, Üzüm ya da Dut şırasından yapılır. Erik ezmesindende yapıldığı olur. Bağ-nişe-erük basduğu gibi isimlere ayrılır.
BıldırGeçen Yıl.
BibiHala
CısdıbıldahÇırıl çıplak.
CıncıhTemiz, çok temiz.
ÇağaÇocuk
ÇağamYavrum, çocuğum.
ÇütÇift, iki kişi beraber.
DensüzAkınsız, izansız, münasebetsiz.
DevresüErtesi.
DiyesinAcaba.
Diyeze/EzeTeyze
DönbekDarbuka
DutunuDut'un çukur taş içinde dövülüp un haline getirilmiş hali.
EnselemekKovalamak.
ErçelYaramaz, huysuz çocuk.
ErişteMakarna gibi kesilip, çorbası yapılan kurutulmuş hamur.
EşgereAşikar, açık.
EvermekEvlendirmek.
Eyretiİyreti, emanet.
FarşımalamatGizli yapılan bir işin açığa çıkması. Rezil olmak.
GakgoAğabey, büyük kardeş.
GakgoşAbi, kardeş anlamında hitap.
GarnağıssiKarın ağrısı (Beddua)
GarışBeddu'a. Garış vermek: Beddu'a etmek.
GaynataKayın baba, kayın peder.
GıggılikTepe, zirve, en uç yükseklik.
GırnataKılarnet
GişiKoca, eş.
GurabiyeBisküvi, kuru pasta. Gurabiye çocuğu: Kibar, nazik.
GurutSuyu süzülmüş yoğurtun kurutulmasıyla yapılan bir yemek malzemesi.
GüvegiDamat
GövüllenmekSevdalanmak.
HımikBurnundan, genizden konuşan.
HıllikeGiyimine özen göstermeyen.
HorataLaf söz..
Horata etmekLaflamak.
İsotBiber
İtürmüşümUnutmuşum.
Kırtik1- Pek az, azıcık. 2- Kullanılmakla az bir parça kalmış sabun. (Bir kırtik kalmış)
KortikÇukur.
GumbikKüçük tümsek.
KüvreSünnet olan çocuğu kucalayan.
LoğDam toprağını şıkıştırmakta kullanılan taş silindir.
Makaraları koyvermekTopluca gülmek.
MahnaBahane.
Mezre/MezireMezra, Şehir Harput'ta iken şimdiki Elazığ'ın yerinin adı. Yakın zamana kadar, Harputlular ve çevre köylüler Elazığ'a mezre veya Mezzire derlerdi.
Mıkayyet olmakSahip çıkmak, sahip olmak.
Mıhaşer/MıkaşerKabuğu çıkarılmış ve iki parçaya ayrılmış kara nohut. Erişte çorbasına konulur.
MozikTopaç
OrcikCevzili sucuk. Üzüm şırasından yapılan bulamaca, ipe dizilmiş ceviz badem içi dizisi birkaç defa batırılıp kurutularak yapılır.
ÖrkenKalın ip halat.
ÖsgemekÖzlemek.
PırçikliHavuç
Pirpirim1- Semizotu. 2- Çok yaşlı ya da düşkün kişi.
SufatSurat, sima.
SitilBakraç, kova.
ŞeveCamdan yapılmış bilezik.
Şeve gırmahHareketli, edalı ve işveli bir şekilde oyun oynamak.
Şılombu patlatmakGaz yapmak, osurmak, yellenmek.
TakaDuvarda yapılmış kapaksız küçük dolap.
TavlanmahŞişmanlamak.
TavluŞişman.
TevekkeliAkılsız, saf, sehlük.
Tumpİki tarla arasındaki sınır belirleyen toprak yükseklik
TosbağaKamlunbağa.
UsulcanahYavaşca, sessizce.
UtmahOyunda ya da kumarda kazanmak.
UtuzmahOyunda ya da kumarda kaybetmek.
Ürkütmek1-Hayvanı korkutup kaçırmak. 2-Çalmak aşırmak.
ÜsgüreDerin çorba kasesi.
Yatsı MehliYatsı namazı vakti.
YalavuzYalnız
YarennikŞaka.
Yarennik etmekŞakalaşmak.
Zokah/ZuvahSokak.
ZurbaKuş sürüsü. Sürü. Kalabalık..

Halk Oyunları



Elazığ Halk Oyunları oyun bölgelerinden halay Bölgesi içinde ele alındığında, hareketlilik açısından diğer il ve bölgelere göre ağır ve estetiktir. Az miktarda, çok hareketli oyunlar da vardır. Oyunlar halay bölgesindeki diğer oyunlara nazaran müzik ve oyun figürleri açısından çeşitli farklılıklar gösterir. Altmışa yakın Elazığ oyunu vardır. Ancak, bugün yaşayan oyunların adedi yirmi-yirmi beş kadardır. Bu oyunlardan bazıları ve en çok bilinenleri Çayda Çıra Oyunu, Avreş Oyunu, Nure Oyunu, Halay Oyunu, Bıçak Oyunu, Kılıç Kalkan Oyunu, ve Delilo Oyunu'dur.

Elazığ Mutfağı


Elazığ mutfağı oldukça zengin yemek çeşitlerine sahiptir. 150'ye yakın yemek çeşidi olan Elazığ'da, üç öğün yemeğin dışında kuşluk yemeği ve özellikle yatsılık denilen pestil, ceviz, orcik, meyve gibi yiyeceklerin bulunduğu sofralar açılır. Geleneksel Elazığ (Harput) mutfak kültürü, Türk mutfak kültürünün izlerini taşır. Sofra adabından yemek çeşitlerine kadar halen geleneksel özelliklerini koruyabilen Elazığ mutfağında; tarihi Oğuzlara kadar uzanan tutmaç, umaç aşı anamaşı, kara kavurma gibi yemekler halen varlığını sürdürmektedir.

Mevsime, yörenin özelliklerine ve ürettiği ürünlere göre şekillenen yemek çeşitlerinin bir çoğu yalnızca Elazığ'a hastır. Özellikle kırsal kesimde hatta şehirde bile yöreye özgü çok güzel ekmekler yapılır. Bu ekmeklerden en ünlüsü ve en lezzetlisi güz mevsiminde yapılan ve bütün bir kış hiç bozulmadan kalabilen tandır ekmeğidir. Yemekler çoğunlukla yer sofralarında yenilir. Büyük başlamadan ve besmele çekilmeden yemeğe kaşık vurulmaz.

Eskiden aile içinde bile kadın erkek ayrı ayrı sofraya otururdu. Günümüzde yabancı biri olmadıkça sofraya kadın ve erkekler birlikte otururlar.

Eskiden bütün yemeklerde tereyağı kullanılırdı. Günümüzde ise hem köylüler hem de şehirliler çoğunlukla nebati yağ kullanmaktadırlar. Bazı özel yemeklerde mutlaka tereyağı kullanılır. Yemeklerde salça ve soğaraç çoğunlukla kullanılır ve bu karışım sos vazifesi yapar. Kış mevsimi için yapılan hazırlıkların başında taze meyve ve sebzelerin hemen hepsinin kurutulması gelir. Turşu ve salamura yapılır, şehriye ve erişte kesilir, kurut ve tarhana hazırlanır; tandır ekmeği yapılır; kavurma hazırlanır, orcik, pestil, tutunu yapılır.

Elazığ Sırın yemeği
Elazığ Sırın yemeği
Düğün ve sünnetlerde özel eğlence törenlerinde ziyafet çekilir, özel yemekler çıkartılır. Bütün bu işler komşu ve akrabaların yardımı ile topluca yapılır. Günümüzde geleneksel yemeklerimiz halen yapılmakla birlikte yeni yemek çeşitleri de Elazığ mutfağına girmiştir. Keban barajını yapılmasından sonra oluşan göl sahasında ve Hazar gölünde yetiştirilen tatlı su balıkları Elazığ mutfağına girmiş ve balık yemekleri sıkça yapılır olmuştur.

Spor


Kentin futbol takımlarından Elazığspor 2013-14 sezonunda Süper Lig'i onaltıncı olarak bitirmiş ve 1. Lig'e düşmüştür. Elazığ Belediyespor ise Bölgesel Amatör Lig'de mücadele etmektedir. Elâzığspor en büyük başarısını 2002-2004 yılında Süper Lig'de oynayarak elde etti. Kentte Elazığspor, Elazığ Belediyespor, ve birçok amatör takım bulunmaktadır. Elâzığsporun forma rengi bordo-beyazdır ve maçlarını Atatürk Stadyumunda oynamaktadır.

Kardeş şehirler


“Kardeş kent”, kentlerin yerel yönetimleri aracılığıyla yabancı ülke kentleri ile kurdukları resmi dostane ilişkiyi ifade etmektedir. Belediye Meclisi'nce alınan karar ile kurulan kardeş kent ilişkisi, içerisinde bulunduğumuz küreselleşme sürecinde uluslararası gelişmeler açısından oldukça önemli bir olguyu ifade etmektedir. Elâzığ Belediyesi; kurduğu kardeş kent ilişkileri ile sosyo-kültürel, ekonomik, eğitim, sağlık, ticaret, turizm, yerel yönetim hizmetleri ve spor gibi konularla tarafları ilgilendiren diğer alanlarda, iki kentin ilgili birimleri arasında iletişim ve koordinasyonu sağlayarak bilgi/deneyim alışverişi ve işbirliğinin geliştirilmesini amaçlamıştır. Sonuç olarak, iki şehir arasında karşılıklı anlayış, dostluk ve barışın güçlendirilmesi amacıyla; tarihi, kültürel, sosyal ve coğrafi açıdan Elâzığ ile benzerlikleri olan birçok yabancı şehir ile kardeş kent antlaşmaları imzalanmıştır.

Elâzığ'ın toplam 5 tane kardeş şehri vardır:

Ulaşım


Elâzığ doğuyu batıya bağlayan yolların kavşak noktasındadır. Karayolları Ankara-Kayseri-Malatya-Elâzığ-Bingöl-Muş karayolu, Adana-Maraş-Malatya-Elâzığ- Tunceli karayolu, Mardin-Diyarbakır-Arapkir-Keban-Elâzığ karayolu ile İran-Erzurum- Tunceli-Elâzığ uluslararası yollar (TEM) ile bağlıdır. İyi asfalt vasfında olan bu yollardan Elâzığ içinde kalan kısımlarının uzunluğu 425 kilometredir. Ankara-Kayseri-Sivas-Malatya demiryolu Elâzığ’da iki kola ayrılır. Bir kolu Diyarbakır-Batman’a diğeri Palu-Genç- Muş-Tatvan’a ulaşır. İl sınırları içinde kalan demiryolu 272 km ve 15 duraklıdır.

1981 yılında temeli atılıp, 1986 yılında hizmete giren T.C.D.D. Fırat Köprüsü, Türkiye’nin en uzun köprüsüdür. 2030 m olup, 30 adet betonarme ayak üzerine inşa edilmiştir.

1940 yılında açılan Elâzığ Havalimanı 20. Ekim 2012 tarihinde yılda 2 milyon yolcu kapasiteli yeni terminal binasına kavuştu. Havalimanından Ankara, İstanbul, Antalya, İzmir, Düsseldorf ve Frankfurt'a seferler yapılmaktadır. Ayrıca Keban Baraj Gölü üzerinde Ağın ilçesi ile Tunceli’nin ilçeleri arasında feribotla ulaşım sağlanmaktadır.

Elâzığ'da semtler arası ulaşım, minibüslerle, taksilerle ve her 8 dakikada bir kalkan belediye otobüsleriyle rahat ve hızlı bir şekilde sağlanmaktadır.
Elâzığ İli, Doğu Anadolu Bölgesi’nin geçiş merkezi konumundadır. Elâzığ Türkiye’nin dört bir yanına ana yollarıyla bağlı olup, ayrıca Demiryolu ve havayolu ulaşımına da sahiptir. Keban Barajı’nın yapımıyla Elâzığ’ın bazı ilçeleri ve komşu illere bağlı ilçeleriyle Keban Baraj Gölü’nden feribotla yapılmaktadır.

Karayolu ulaşımı : İlin en önemli karayolu bağlantısı; Ankara - Kayseri - Malatya üzerinden gelerek, Tunceli ve Erzurum’a giden devlet yoludur. Bu karayolunun 156 km'si Elâzığ İl sınırları içindedir. Yolun Elâzığ - Palu kesiminin 87. km sindeki Kovancılar yöresinden kuzeydoğuya ayrılan bir kol; Bingöl ve Muş üzerinden Van’a kadar ulaşmaktadır.

İlin ikinci önemli devlet yolu Diyarbakır ve Mardin üzerinden Suriye sınırında Nusaybin ve Cizre, Irak sınırında Habur sınır kapılarına kadar ulaşır.

Havayolu ulaşımı : Kara ve demiryollarının yanında Elâzığ’a hava yolu ile de ulaşmak mümkündür. Elâzığ’a Türkiye’nin bütün illerinden her gün Ankara ve İstanbul bağlantılı olarak ve diğer bazı illerden direkt uçuş ile ulaşım imkânı mevcuttur. Elâzığ Hava Meydanı'nın yapımına 1938 yılında başlanmış, 1940 yılında hizmete sunulmuştur. Meydanın, 1720 x 30 m ebadında, 13/31 numaralı 1 adet pisti, 120 x 18 m ebadında taksirut ve 200 x 42 m ebadında 1 adet uçak park apronu mevcuttur. Yüzeyi asfalt kaplama olan pistin özel aydınlatma sistemi 1996 yılında yapılarak hizmete sunulmasıyla meydandan gece uçuşları da gerçekleştirilebilmektedir. Meydana bağlı Harput VOR istasyonu, yurt içi ve yurt dışına sefer yapan hava araçlarına (transit uçuşlara) hizmet veren VOR / DME cihazlarıyla meydan içerisi de NDB cihazıyla donatılmıştır. 2006 yılında temeli atılan yeni pist, 15 Mart 2009 tarihinde açılmıştır. Ağustos 2010'da temeli atılan hava alanı üst yapı ve terminal binası 20 Ekim 2012'de hizmete hazır hale getirilmiştir. Meydanın şehirden uzaklığı 12 km olup, ulaşım otobüs ve taksi işletmeciliği ile sağlanmaktadır. Meydanda, otopark, kafeterya, VIP / CIP salonları da bulunmaktadır. Ayrıca yeni yapılan pistle bölgede en büyük hava alanı konumunda bulunmaktadır.

Demiryolu ulaşımı : Elâzığ İl merkezi Malatya’dan gelerek Maden ve Ergani üzerinden Diyarbakır’a giden demiryoluna 1934 yılında bağlanmıştır. Bu hat Elâzığ İli’nden geçerek Tatvan’a ulaşır. 1998 yılından beri Elâzığ - Ankara arasında Mavi Tren hizmete girmiştir.Gardan her gün karşılıklı olarak, Malatya - Gaziantep - Adana ve Mersin’e Fırat Ekspresi, haftanın 4 günü 4 Eylül Mavi Treni karşılıklı Ankara - Elâzığ, Elâzığ - Ankara, haftanın 3 günü posta yolcu treni, haftanın 2 günü Vangölü Ekspresi, haftanın 1 günü Şam Ekspresi, haftanın 1 günü Transasya Ekspresi seferleri yapılmaktadır. Malatya - Sivas - Kayseri - Ankara - Eskişehir - Bilecik - İstanbul (Haydarpaşa), Kütahya - Balıkesir - Manisa - İzmir - Konya - Afyon illerine ekspres treni ile yolcu taşımacılığı gerçekleştirilmektedir. Elâzığ - Malatya arasında günlük ortalama 3 - 4 seferin yapıldığı gardan ortalama 75 - 100 adet yolcu, 450 - 500 ton yük taşımacılığı yapılmaktadır. İl sınırları içerisindeki Demiryolu uzunluğu 272 km olup, İl sınırları dahilinde Kuşsarayı, Pınarlı, Baskil, Şefkat, Yolçatı, Uluova, Kürk, Gezin, Maden, Yurt, Çağlar, Konak, Murat bağı, Palu, Beyhan ve Suveren istasyonları mevcuttur.

Su yolu taşımacılığı : Keban Baraj Gölü üzerinde Elâzığ - Pertek, Elâzığ - Çemişgezek, Elâzığ - Ağın ve Baskil - Malatya arasında ulaşım feribotlarla sağlanmaktadır.Ayrıca Elâzığda turizm sektöründe son yıllarda gelişmeye başlamıştır.Mavi bayraklı Sivrice gölü kıyısındaki turistik tesisleri ayrıca kış turizminin bölgedeki en güzel örneği olan Hazarbaba kayak merkezi göl manzarasına sahip bir kayak merkezidir.Özellikle Harput'daki yazın serin kışın ise sıcak olma özelliğine sahip Buzluk Mağaraları, Keban Barajı, gezilip görülmesi gereken yerler arasında yer alır.

Önemli Yerler ve Yapılar


Harput Antik Kenti : Şimdiki Harput Mahallesi sınırlarında bulunan Harput Antik Kenti, Elâzığ'ın ilk yerleşim yeridir. Mevcut tarihi kaynaklara göre Harput'un en eski sakinleri MÖ 2000'li yıllarından itibaren Doğu Anadolu'ya yerleşen Hurriler'dir. Hurriler'den sonra bölge Hitit hakimiyeti altına girmiştir. Çok uzun sürmeyen Hitit hakimiyetinden sonra MÖ 9. yüzyıldan itibaren Doğu Anadolu'da devlet kuran Urartular Harput'da uzun süre hüküm sürmüştür. Günümüzde antik kentte birçok medeniyete ev sahipliği yapmış tarihi kalıntı ve doğal yapılar bulunmaktadır.

Harput Kalesi : Urartular tarafından dikdörtgen bir plan üzerine kurularak yapılmış olan mimari yapıdır. Şu anki Elâzığ il sınırları içerisindeki tarihi Harput Mahallesinde bulunmaktadır. Kale, iç ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Rivayete göre yapımında kullanılan harca su yerine süt eklenmiştir bu nedenle Süt Kalesi olarak da adlandırılır. Yine bir rivayete göre, Süt Kalesi harcında su yerine süt kullanılma sebebi dönemde yaşanan su kıtlığı olduğu söylenir. Kale, MÖ 8. yüzyılda Urartu Krallığı tarafından inşa edilmiştir. MÖ 6. yüzyıldan itibaren Pers hakimiyeti altına girmiştir. MÖ 1. yüzyıl ile MS 11. yüzyıl arasında Part, Roma, Sasani, Bizans ve Abbasiler ve 11. yüzyılın sonuna kadar Bizans hakimiyeti altında devam etmiştir. 1085 yılında Çubukoğulları, 1112 yılında Artukoğulları, 1234 yılında Selçukluların egemenliği altında kalmıştır. Kale, Artuklu Beyi Belek Gazi'nin ve Selçuklu Beyi Alaeddin Keykubad'ın hükumet merkezi olmuş, 1366 yılında Dulkadiroğulları ve Akkoyunlu Devletleri arasında mücadelelerden dolayı sık sık hakimiyet değişikliği yaşanmıştır. Kale 1465 yılında Akkoyunlu hükümdarı Hasan Bahadır Han tarafından ele geçirilerek Akkoyunlu idaresine alınmıştır. Harput Bölgesi ve Kalesi 1515 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı İmparatorluğu'nun idaresine alınmıştır. İç kale ve dış surlar olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Dörtgen planlı kalenin girişi, doğuda Harput yönündedir. Konumu itibarıyla Elazığ Ovasına hakim bir bölgede inşa edilmiştir. Günümüzde yapılan kazı çalışmalarında içinde çeşitli zindanlar, yaşam ve tedavi alanları bulunmuştur.

Hamam ve Kaplıcaları


Hoca Hasan Hamamı : İki giriş kapısı olan soyunma, ılıklık ve yıkanma bölmelerinden oluşmuş Harput'ta bulunan kubbeli tipik Osmanlı hamamlarındandır.

Cimşit Bey Hamamı : Harput'ta tarihi Sarahatun Camii yanında bulunan Yavuz Sultan Selim dönemi sipahisi Cimşit Bey tarafından 16. yüzyılda yaptırılmış kare planlı soyunma ve kubbe örtülü yıkanma bölmesi bulunan Osmanli Mimarisi'nin görüldüğü tarihi hamamlardandır.

Kolan Kaplıcası : Kolan (Golan) Kaplıcası, Elâzığ'ın Karakoçan ilçesine 18 km uzaklıktaki Kolan'da bulunmaktadır. Mide, karaciğer, kadın ve cilt hastalıklarına olumlu etkisi olduğu bilinmektedir.

Dabakhane Kaplıcası : Hatput Kalesi'nin kuzeyinde yer alan 410 mg iletkenliğe, 7.9 PH ve 50 santigrat derece sıcaklık değerlerine sahip suyu ile mide, bağırsak, karaciğer hastalıklarına ve ruh ve sinir hastalarına olumlu etkisi olduğu bilinen kaplıcadır.

Cami ve Türbeler


Ulu Camii : Harput’ta Artuklu Hükümdarı Fahrettin Karaaslan tarafından H. 551 (M. 1156-1157) yılında yaptırılan camii, Anadolu'daki en eski ve en önemli yapılardan birisidir. Cami; dikdörtgen planlı, dışa kapalı görünümlü olup, minaresinin eğri durumda oluşu ve tuğlalarının süsleme öğesi olarak kullanılması bakımından ilgi çekicidir. Harim son cemaat ve avlu olmak üzere üç bölümden yapılmıştır. Caminin iç duvarları kemerlerle birbirine bağlanmıştır. Cami halen ibadete açıktır.caminin minaresi yaptırılmasına rağmen eğri duruma geri dönmüştür.

Sarahatun (Sarayhatun) Camii : Akkoyunlu devrine ait cami, Akkoyunlu Hükümdarı Bahadır Han’ın (Uzun Hasan) annesi Sara Hatun tarafından 1465 yılında mescit olarak yaptırılmıştır. 1585 yılında tamir edilmiş, 1843 yılında da yapılan onarımla bugünkü halini almıştır. Cami, kare planlı olup orta kısmının üzeri dört kalın sütuna dayanan kubbe ile kenarları ise tonozla örtülüdür. Mihrap sade bir iniş halindedir. Minberi, taş işçiliğinin güzel örneklerindendir. Minaresi iki renk kesme taştan yapılmıştır.

Kurşunlu Camii : Harput’ta Osmanlı devri camilerinin en güzel örneklerinden biridir. 1738-1739 yıllarında yapılmıştır. Cami, kare yapılı, üzeri büyük bir kubbe ile örtülü ve kubbeye giriş trompludur. Kubbe kasnağında dört penceresi olup, mihrabı sade bir niş biçimindedir. Son cemaat mahalli üç kubbelidir. Kubbelerin üzeri kurşunla kaplıdır. Harim kapısı yonca şeklinde olup, minaresi kesme taştan yapılmıştır.

Ulu Caminin eğri minaresi.
Mansur Baba Türbesi
Alacalı Camii : Harput’ta Kitapçıgil parkının girişinde bulunan camide çeşitli yapı devirlerinin izleri görülmektedir. Küçük ebatta ve dikdörtgen planlıdır. Artukoğulları döneminde yapılmasına karşılık, 19. yüzyılda büyük bir onarım görmüştür. Tavandaki ahşap işçiliği, bu devrin onarımına aittir. Caminin kapısı batıda yer almakta olup, bir yonca yaprağı şeklindedir. Kapı üzerinde merdiven ve minare bulunmaktadır. Minare, şerefeye kadar sıra ile siyah-beyaz taşla, şerefe ise dama şeklinde, siyah-beyaz kesme taşla örülüdür.

Ağa Camii : Harput’a girişte ana yolun solunda yer alan cami’nin kubbesi çökmüş olup, yalnızca zarif minaresi ayaktadır. Minare kare kaideli ve sekizgen gövdelidir. Harput Müzesindeki kitabesine göre 967 H. (1559 M.) yılında Pervane Ağa tarafından inşa edilmiştir. Cami aslına uygun olarak restore edilerek ibadete açılmıştır.

Merkez Camii : Palu ilçesindedir. Dikdörtgen planlı ve düz damlıdır. İçten sütunlarla ve payelerle üç nefe ayrılmıştır. Mihrap taş işçiliği yönünden ilgi çekicidir. Yeşil sırlı tuğla ile örülmüştür. Palu kalesi özelliğini kaybetmeden günümüze gelmiş ender kalelerden biridir.

Arap Baba Mescidi ve Türbesi : Selçuklu hükümdarlarından IV. Kılıçarslan’ın oğlu, III. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında H. 678 yılında inşa edilmiştir. Minaresi dıştan türbe ile mescidin tam orta kısmına gelen bölümde yapılmıştır. Kapısı mescidin içindedir. Kaidesi alttan beş sıra taş üstünde alçı ve sıva izi görülen ve hemen hiçbir Selçuklu Mescidinde bulunmayan, emsalsiz sırça bordürlüdür. Mescit kare planlıdır. Selçuk üçgenleri ile kubbeye geçilir. Kubbe içinin kornişlerinin çinili olduğu bilinmektedir. Korniş ve çinilerle düzenlenen mihrabın üst kısmı, beş dişlidir. Büyük kemeri vardır. Arabesk plament ve su yolludur.

Fetih Ahmet Baba Türbesi : Harput’a 2 km uzaklıkta olup, kaya üzerine inşa edilmiş türbenin yanında mescidi bulunmaktadır. Türbe altıgen planlı, üst kısmı sonradan yapılmış, yalnız cenazelik kısmı mevcuttur. İçinde büyük bir sanduka bulunmaktadır.

Mansur Baba Türbesi : Harput’ta kaleye giden yolun solunda bulunan türbe, sekizgen planlı olup, kesme taşlardan yapılmış kaide kısmı vardır. İki katlı anıtsal bir yapı olduğu bilinen türbenin üst örtü sistemi sonradan yapılmıştır. İçerisinde Mansur Baba, zevcesi, oğlu ve kızına ait olduğu bilinen dört sanduka bulunan türbenin Artukoğulları devrine ait olduğu ihtimali kuvvetlidir.Halen yaşamakta olan torunu araştırmacı yazar M.Avnullah Özmansur İstanbul'da yaşamaktadır.
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst