Ülkeler Sırbistan Cumhuriyeti

GEZGİN

Üye

Sırbistan
Başkent Belgrad
Resmî diller Sırpça, Rumence, Rusince, Macarca, Slovakça, Hırvatça
Yönetim Şekli Parlamenter Cumhuriyet
Yüzölçümü 88.361 km²
Nüfus 7.001.444
Nüfus Yoğunluğu 79,2/km²
Para birimi Sırp dinarı (RSD)
Zaman dilimi UTC+1 (OAZD)-UTC+2 (OAYZD)
Telefon kodu +248
İnternet TLD .rs
Sırbistan (Sırpça: Србија , Srbija) ya da resmî adıyla Sırbistan Cumhuriyeti Република Србија , Republika Srbija), Balkanlar'da yer alan bir devlettir. Sırbistan-Karadağ’ın ayrılmasıyla oluşmuştur. Kuzeyinde Macaristan, batısında Hırvatistan, Bosna-Hersek ve Karadağ, güneyinde Kuzey Makedonya ve Kosova, doğusunda Romanya ve Bulgaristan bulunur.

Sırbistan tarihi

Sırbistan tarihi, bugünkü Sırbistan topraklarının tarih öncesi dönemlerden günümüze kadar uzanan tarihini kapsar.

Orta Çağ: Güney Slavlar 7. yüzyılda günümüzdeki Sırbistan topraklarına girerek Hristiyanlığı kabul ettiler. I. Mihailo tarafından Karadağ'da kurulan Duklja Sırpların kurduğu ilk büyük devlet olarak bilinmektedir. I. Mihailo 1077 yılında Papa'nın elinden taç giymiştir. Sırplar Orta Çağ boyunca çeşitli devletler kurdular. Bu devletlerden en güçlüsü 1346 yılında Stefan Duşan tarafından kurulan Sırp İmparatorluğu'dur. Üsküp'te taç giyen Stefan Duşan Teselya ve Epir'i ele geçirdi. Bizans İmparatorluğu'nun Balkanlardaki topraklarını alarak imparatorluğunun sınırlarını iki katına ulaştırdı. 1355 yılında öldükten sonra yerine oğlu V. Stefan Uroş geçti. V. Stefan Uroş güçsüz bir liderdi. Sırbistan'ın yönetimi 1371 yılında Sırbistan Prensliği'ni kurmuş olan Lazar Hrebelyanoviç'in eline geçti.

Osmanlılar ilk defa 14. yüzyılın ortalarında Sırplarla karşı karşıya geldiler. 26 Eylül 1371 tarihinde I. Murad'ın kumandanı Lala Şahin Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Sırp kralı Vukaşin Mrncavçeviç'in ordularıyla karşı karşıya geldi. Osmanlılar savaşa çok daha az sayıda askerle katılmalarına rağmen Sırp ve Bulgarlardan oluşan rakiplerini Meriç nehri kıyısında yapılan Sırpsındığı Savaşı'nda ağır bir yenilgiye uğrattılar. 1389 yılındaki I. Kosova Savaşı 'nda Sırplar bu sefer Lazar Hrebelyanoviç'in komutasında tekrar Osmanlılarla karşı karşıya geldiler. Hem Osmanlı padişahı I. Murad'ın komutasındaki Osmanlı ordusu, hem de Lazar Hrebelyanoviç'in komutasındaki Sırp ordusu ağır kayıplar verdi. Savaşın sonunda her iki hükümdar da savaşta ölenler arasındaydı.

Sırp kralı Stefan Dušan Freski
Sırp Knezi Lazar
I. Murad'ın oğlu I. Bayezid savaştan sonra kral olan Lazar'ın oğlu Stefan Lazareviç'le yakın bir ilişkiye girdi. Ayrıca Lazar'ın kızı Olivera Despina Hatun'u eş olarak aldı. Osmanlı Hanedanı'yla Sırp kraliyet hanedanı arasındaki akrabalık ilişkileri sonra da devam etti. II. Murad daha sonraları Lazar'ın torunu Mara Brankoviç'le evlendi. 1456 yılında II. Mehmed Belgrad'ı kuşattı ama alamadı. Nihayet Belgrad 8 Ağustos 1521 tarihinde I. Süleyman tarafından Osmanlı topraklarına katıldı. Böylece Sırbistan'ın tümü Osmanlıların eline geçmiş oldu.

Osmanlı dönemi: Osmanlı döneminde Belgrad gibi birçok Sırp şehirleri geliştiler ve büyüdüler. Müslümanlığa geçen Sırpların ve Osmanlı Devleti'nin diğer bölgesinden göç eden Müslümanların bu şehirlere yerleşmeleri sonucu bir Osmanlı karakteri kazandı. Hristiyan Sırplar daha ziyade köylerde tarımla uğraşmayı tercih ettiler. Belgrad gelişip büyümesine karşılık 17. yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı-Avusturya çekişmelerine sahne oldu. Osmanlıların II. Viyana Kuşatması'ndaki yenilgisini fırsat bilen Avusturyalılar Belgrad’a kadar ilerlediler ve Osmanlıların toparlanmasına fırsat vermeden şehri kuşattılar. Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşları gerçekleşen bu kuşatma sırasında Belgrad Kalesi 8 Eylül 1688’de Avusturya’nın eline geçti. Osmanlıların yoğun baskısıyla şehir 2 yıl sonra geri alındıysa da tahribatın boyutları çok büyüktü. Osmanlılar kısa sürede şehri imar ettiyse de 1717-1739 ve 1789-1791 yılları arasındaki Avusturya saldırıları ile yeniden tahrip edildi. 18. yüzyıl boyunca Belgrad dönem dönem Avusturya'ya (Pasarofça Antlaşması), dönem dönem de Osmanlı egemenliğine girdi (Ziştovi Antlaşması).

Sırpların bağımsızlığı: 19. yüzyıl başlarında Avusturya ve Rusya, Sırbistan'da halkı Osmanlı egemenliğine karşı kışkırtma siyaseti uygulamaya başladılar. Ayrıca buradaki yeniçeriler Müslüman ve Hristiyan halka karşı çok kötü davranarak halkı iyice bezdiriyorlardı. Bu ortamda Sırplar sıradan bir çoban olan Kara Yorgi'nin önderliğinde ayaklandılar. Ruslardan da aldığı destekle Kara Yorgi 13 Aralık 1806’da Belgrad’a girdi. 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Belgrad Kara Yorgi'nin önderliğindeki isyancıların elinde kaldı. Savaşın bitmesinden sonra Osmanlılar Sırbistan'daki isyancıları yenerek Belgrad'ı tekrar ellerine geçirdiler. Kara Yorgi 21 Eylül 1813'te diğer isyancılarla birlikte canını kurtarmak için Avusturya'ya kaçtı.

Bağımsızlıklarını kazanmak isteyen Sırplar Viyana Kongresi'ne bir heyet gönderdiler. Ancak bir sonuç alamayınca tekrar isyan ettiler ve hareketleri Ruslar tarafından desteklendi. Rusya ile yeni bir savaş istemeyen ve bölgeye yönelik muhtemel bir Rus müdahalesine engel olmak isteyen Osmanlı Devleti, Sırpların yeni önderi Miloş Obrenoviç'i Baş Knez olarak tanıdı ve Sırplar'a bazı imtiyazlar verilmesini kabul etti. Kara Yorgi de Sırbistan'a geri döndü ama kısa bir süre sonra Miloş Obrenoviç'in emriyle 1817 yılında öldürüldü. Sırpların kurduğu Sırp Prensliği önce Osmanlı Devleti'nin denetimi altında yaşadı. 1867 yılına kadar Osmanlılar Belgrad'da bir birlik bulundurmaya devam ettiler. 1878 yılındaki Berlin Antlaşması'yla Sırbistan tamamen bağımsız oldu ve 1882 yılında Sırbistan Krallığı ilan edildi. Bu dönem boyunca Kara Yorgi'nin ve Obrenoviç'in torunları Sırbistan yönetimine egemen olan iki hanedandır.

20. yüzyıl : 8 Ekim 1912'de Balkan Savaşları patlak verdi. Sırbistan Üsküp ve Manastır'ı Osmanlı Devleti'nden ele geçirerek bu savaşlardan karlı çıktı. 28 Haziran 1914 tarihinde de Gavrilo Princip adında bir Sırpın Avusturya-Macaristan veliahtı Arşidük Franz Ferdinand'ı bir saldırı sonucu öldürmesiyle I. Dünya Savaşı başladı. I. Dünya Savaşı'nda 1 milyonu aşkın Sırp öldü. Ancak toprak bakımından Sırbistan gene karlı çıktı. Savaşın bitiminde 1 Aralık 1918 tarihinde Yugoslavya Krallığı (Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı) kuruldu.

Yugoslavya kurulduğu tarihten başlayarak içinde barındırdığı etnik grupların çatışmalarına sahne oldu. Yugoslavya'dan ayrılmak isteyen bazı Hırvatlar faşist eğilimli Ustaşa örgütünü kurarak terör eylemlerine giriştiler. 9 Ekim 1934'te Karacorceviç Hanedanından gelen kral I. Aleksandar bir Ustaşa militanı tarafından Fransa'da suikast sonucu öldürüldü. II. Dünya Savaşı başlayınca Yugoslavya komşularının tersine Mihver Devletlerine katılmadı. 1941 yılında Nazi Almanyası tarafından işgal edildi ve kısa bir süre içinde teslim olarak birkaç parçaya bölündü. Son Yugoslavya kralı II. Petar Londra'ya kaçtı. Slovenya'nın büyük bölümü ve Banat doğrudan Almanya'ya bağlandı. İtalya daha önce hak iddia ettiği Slovenya'nın güneyi ile Dalmaçya'nın önemli bir bölümünü aldı. Karadağ'ı işgal eden İtalyan birlikleri göstermelik bir meclisle bağımsızlık ilan etti. Kosova Arnavutluk'a verildi. Vojvodina'nın büyük bölümü Macarlarca ilhak edildi. Sınırları iyice daralan Sırbistan'da kukla bir rejim başa geçirildi. Sırbistan ve Makedonya'nın geri kalan kesimi Bulgaristan'a bırakıldı. Bosna-Hersek'in bağlandığı Hırvatistan'da ise Ustaşa önderi Ante Pavelic'in yönetiminde faşist bir rejim kuruldu.

II. Dünya Savaşı boyunca Yugoslavya topraklarında acımasız bir soykırım yaşandı. Yahudi ve Çingeneler'in büyük bir bölümü ortadan kaldırıldı. Hırvatistan'da çok sayıda Sırp öldürüldü. Faşizme karşı halk arasında başlayan direniş hareketleri iki grupta toplanıyordu: Birisi işgalden önce Yugoslavya Ordusunda görevli olan Albay Draža Mihailović 'in önderliğinde kurulan ve Çetnikler olarak bilinen çetelerdi. Diğeri ise Josip Broz Tito yönetimindeki Yugoslavya Komünist Partisi'nin Temmuz 1941'de başlattığı silahlı ayaklanma hareketiydi. Kendilerine Partizan adı veren bu kuvvetler Sovyet birliklerinin ortak harekatıyla Ekim 1944'te Belgrad'ı ele geçirdi.

Çetnikleri de yenerek Yugoslavya'ya hakim olan Partizanlar 2 Aralık 1945'te Demokratik Yugoslavya Federasyonu'nun kurulduğunu ilan ettiler. 1946 yılında ülkenin adı Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti, 1963'te de Sosyalist Federal Yugoslavya Cumhuriyeti olarak değiştirildi. Soğuk Savaş yıllarında Tito'nun önderliğindeki Yugoslavya diğer Doğu Bloku ülkelerine göre SSCB'den daha bağımsız bir siyaset izledi. 1990'ların başında Doğu Bloku'nda başlayan çözülme Yugoslavya'yı da etkiledi. 1992 yılında Slovenya, Hırvatistan, Kuzey Makedonya ve Bosna-Hersek Yugoslavya'dan ayrılarak bağımsızlıklarını ilan ettiler.

Yakın tarih: 1992 yılında Sırbistan (Voyvodina ve Kosova'yı da içeren bölge Karadağ'la birlikte Yugoslavya Federal Cumhuriyeti adında bir ülke haline geldi. Bu devletin devlet başkanlığını üstlenen Slobodan Miloseviç Bosna-Hersek'teki ayrılıkçı Sırpları kışkırtarak 1992-1995 yılları arasında devam eden Bosna Savaşı'nı körükledi. Miloseviç Bosna'daki Sırplar tarafından Boşnaklara karşı girişilen Bosna soykırımı'ndan sorumlu tutularak 27 Mayıs 1999'da Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçu sanığı ilan edilerek tutuklandı ve yargı önüne çıkarıldı. 2006 yılında yargılanmaktayken öldü.

2001 yılında Yugoslavya adı kaldırıldı ve son olarak 4 Şubat 2003'te ülkenin resmi ismi Sırbistan-Karadağ olarak değiştirildi. Karadağ, 21 Mayıs 2006 tarihinde yapılan referandumla bağımsızlık kararı aldı. 3 Haziran 2006'da parlamento Karadağ'ın bağımsızlığını ilan etti. Böylece Yugoslavya'nın son kalıntıları da ortadan kalktı. Sırbistan tekrar kendi başına bir ülke durumuna geri döndü. 17 Şubat 2008 tarihinde de Arnavutların çoğunlukta olduğu Kosova bölgesi bağımsızlığını ilan ederek Sırbistan'dan ayrıldı.

Bosna Soykırımı

Bosna Soykırımı ya da Boşnak Soykırımı, 1992 - 1995 yılları arasında Bosna Savaşı sırasında özellikle Sırplar tarafından Boşnaklara karşı Bosna-Hersek Cumhuriyeti (bugünkü Bosna ve Hersek) topraklarında yapılmış bir soykırımdır. Terim, hukuksal bir kavram olarak daha çok Srebrenitsa ve Jepa katliamları için kullanılmaktadır.

Soykırım öncesi : II. Dünya Savaşı'nın ardından Josip Tito'nun liderliğinde kurulan komünist Yugoslav Devleti 3 değişik din (Ortodoksluk, Katoliklik ve İslâm) ve çok sayıda etnik grubu (Sırp, Hırvat, Boşnak, Arnavut, Sloven, Makedon) bir araya getiren bir ülkeydi. Sovyet Blokunda yerini aldı ancak zamanla bağımsız bir hâle geldi. 1980 yılında Tito'nun ölümü ve 1990 yılında bu bloğun parçalanmaya başlamasıyla farklı etnik grupları Yugoslavya içinde bir arada tutmak imkânsız hâle geldi. 25 Haziran 1991'de Slovenya ve Hırvatistan, Almanya ve İtalya′nın desteklemesi ile bağımsızlıklarını ilan ettiler. Eylül 1991'de de Makedonya bağımsızlığını ilan etti. Şubat-Mart 1992'de Bosna-Hersek Devleti ülke çapında bağımsızlık ilan edilmesi konusunda bir referandum yaptı. Bosnalı Sırpların çoğunun boykot ettiği bu referandum bağımsızlığın kabul edilmesiyle sonuçlandı. 5 Nisan 1992'de Bosna-Hersek Cumhuriyeti hükümeti bağımsızlığını ilan etti. 6 Nisan'da da ABD ve Avrupa ülkeleri Bosna-Hersek'in bağımsızlığını tanıdılar.

Bağımsızlığın anayurtları olan Sırbistan'dan kendilerini koparacağını düşünen ve “Büyük Sırbistan” hayalleri olan Bosnalı Sırplar, Sırbistan'dan aldıkları askeri yardımlarla Bosna'da bir Sırp Cumhuriyeti kurduklarını ilan ettiler. Kendi bölgelerinde bulunan Müslüman (Boşnaklar) ve Katoliklerden (Hırvatlar) bu bölgeyi terk etmelerini istediler. Bunu hızlandırmak içinse, özellikle dehşet yaratarak halkın dayanma gücünü kırmak, insanları bölgeden derhal uzaklaştırmak için insanlık dışı uygulamalara yöneldiler.

Soykırımın başlangıcı : Nisan 1992’de Srebrenitsa'nın (Boşnakça: Srebrenica) hemen dışında bulunan Bratunac köyünde, 350 Bosnalı Müslüman, Sırp paramiliter ve özel polis güçleri tarafından ölümcül işkenceye tabi tutularak katledildi. Burada yaşananlar hakkındaki bilgiler, ancak aylar sonra katliam sırasında çekilen görüntülerin yayınlanması ile anlaşıldı.

Sırpların bu vahşet siyasetinin dünyada duyulması, düşünülenin aksine Bosnalı Boşnakların kurtulma ümitlerini arttırmadı. Aksine, BM ve NATO desteğinde özellikle Sırplar hedef alınarak bir ambargo başlatıldı. Fakat hem Sırpların eski müttefikleri olan Rusların yardımı, hem de coğrafi olarak daha iç kesimlerde bulunan Bosnalı Müslümanlara göre daha avantajlı olmaları sebebiyle, bu ambargodan Bosnalı Sırplar neredeyse hiç etkilenmediler. Olan zaten silah ve lojistik olarak çok zayıf olan Müslümanlara oldu. Dünyanın en büyük ordularından birine sahip Yugoslavya'nın, bu gücünü Sırplar neredeyse sonuna kadar kullanmışlardır.

Zamanla dünyada yükselen tepkiler ve özellikle bâzı destekçilerinin durumun vehametini anlamaya başlamaları ile Müslümanlara yönelik bâzı yardımlar ulaştırılmaya başlanmıştır. Birçok ülkede Bosna'ya yardım kampanyaları düzenlenmiştir. Bosnalıların şanssızlığı burada da devam etmiş, güvendikleri Müslüman ülkelerde kampanya paraları kendilerine ulaştırılmak şöyle dursun, başka politik amaçlar için kullanılmış ve büyük bölümü asla yerine ulaştırılmamıştır.

Srebrenitsa Katliamı :
Zamanla gücünü toparlayan Nasır Oriç liderliğindeki Müslüman direniş örgütü Sırplara karşı koymaya ve bâzı başarılar elde etmeye başladılar. Bu duruma artık bir son vermenin zamanının geldiğini düşünen BM Dayton görüşmelerini başlattı. Sırplar, görüşmelerde avantaj elde etmek için iki stratejik kent olan Gorajde ve Srebrenitsa'yı ele geçirmek maksadıyla bütün güçleriyle bu iki kente saldırdılar. Tarihin gördüğü en büyük katliamlardan birini tüm dünyanın seyirci bakışları arasında sergilediler. BM tarafından güvenli bölge olarak ilan edildikten iki yıl sonra Srebrenitsa, 1995 yılının yaz ayında II. Dünya Savaşı’ndan sonra meydana gelen en büyük toplu soykırıma uğradılar. Sırplar topladıkları ve günlerce sistematik işkenceden geçirdikleri Bosnalı Müslümanları, evlatlarının kardeşlerinin gözleri önünde öldürdükten sonra, cesetlerini yine onlara gömdürdüler. Bosna Savaşı'nın bu en kanlı olayı Srebrenitsa Katliamı olarak adlandırılmıştır.

Srebrenitsa Katliamında öldürülenlenlerin kesin sayısı bilinmemekle birlikte BM'nin Eski Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi savcısı, 7.000 ila 8.000 kişinin öldürüldüğünü belirtmiştir. Bosna Sırplarının hükümetinin hazırladığı bir raporda ölü sayısı 7.779, Boşnak hükümetinin raporunda ise 8.374'den fazla olarak gösterilmektedir. Şimdiye kadar Srebrenitsa etrafında 42 toplu mezar bulunmuş ve uzmanlara göre 22 bölgede daha toplu mezar olduğunu tahmin edilmektedir. Şimdiye kadar 2.070 kurbanın kesin kimlik tespiti yapılırken 7.000'den fazla ceset torbasında ise parçalanmış ceset parçaları kesin kimlik tespiti için bekletilmektedir. Cesetler toplu mezarlara atılırken parçalandığı için kimlik tespiti güçlükle yürütülmektedir. Ayrıca Sırplar katliamı gizlemek için bâzı cesetleri ilk gömüldükleri toplu mezarlardan çıkarıp başka yerlere tekrar gömdüklerinden katliamla ilgili deliller bozulmuş ya da yok olmuştur.

1992-1995 arasında Uluslararası Kızılhaç Örgütü verilerine göre Bosna-Hersek'te 312.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu kayıpların 200.000 kadarı Boşnak halkına ait olup Bosnalılar, dünyanın gözü önünde ve Avrupa'nın göbeğinde sistematik bir soykırıma tâbî tutulmuştur. Sadece Srebrenitsa'da olanlar hakkında elle tutulur delillerin varlığı söz konusu olsa da çok yakın tarihte gerçekleşen soykırımı aydınlatmaya yetmemektedir.

Soykırım sorumluları : Lahey'deki Savaş Suçları Mahkemesi'nde görülen davada Sırp Partisi lideri Radovan Karadžić, Sırp Ordusu komutanı Ratko Mladić, Vujadin Popoviç (Bosnalı Sırp komutan), Ljubisa Beara (Genelkurmay Başkanı), Drago Nikoliç (güvenlik şefi), Ljubomir Borovcanin (özel polis müdürü), Radivoje Miletiç (Genelkurmay Başkan Yardımcısı), Milan Gvero (komutan yardımcısı, Vinko Pandureviç (tugay komutanı) Bosna Savaşı sırasında Srebrenitsa'da 8.000'den fazla sivilin katledilmesinden sorumlu oldukları iddiasıyla gıyaplarında haklarında dava açılmıştır.

Bosna'da meydana gelen iç savaş sırasında Sırp ordusunun yapmış olduğu katliamın arkasındaki itici güç Sırbistan Demokrat Partisi ve lideri Radovan Karadžić'tir. Parti bağımsızlık ilanı ile birlikte hükümetten de çekilerek yasadışı bir örgüt gibi çalışmalarını yürüterek Müslüman bölgelerinde katliamları yapmışlardır. Sırp denetimindeki Ilıca bölgesinde Bosna Oteli'nde faaliyet gösteren parti lideri Radovan Karadžić ve arkadaşlarını korumakla görevli Sırp militanların üniformalarında Sırbistan bayrağı ve Çetniklerin kullandığı madenî bir para büyüklüğündeki siyah renkli bir arma bulunmaktaydı. Bütün bu katliamları gerçekleştirmek için gereken ekonomik ve askerî güç, temelde Federal Yugoslavya Ordusu'nda bulunuyordu. Ancak bu gücü yönetebilecek yetki ise Sırbistan'daydı. Dolayısıyla katliamları gerçekleştiren Sırp milislerin Sırbistan ile bağlantılı olmamalarına imkân yoktu. Sırp militanları ve Sırbistan Federal Ordusu arasındaki bu işbirliği kanıtlanamamıştır. Unutulmaması gereken en önemli hususlardan birisi de SDS'nin bu faaliyetlerine birçok Sırp ordu ve hükümet yetkilisi muhalefet etmiş, o zor koşullara rağmen görevlerini bırakmışlardır. O dönemde yapılan bâzı Türk gazetecilerinin bölgedekilerle yaptıkları röportajlarda Bosna'da yaşayan 1,3 milyon Sırp nüfusun sadece yüzde 10'u, yani 130.000 kişinin Sırbistan ile birleşmek istediklerini düşündükleri rapor edilmiştir.

Savaşın bitişi : Bosna Savaşı'nı sona erdiren Dayton Anlaşması, Paris’te 14 Aralık 1995'te imzalandı. 300.000 kişinin ölümüne ve yüz binlerce sivilin yurtlarından göçmesine neden olan dört yıllık savaşı durduran bu anlaşma, dönemin ABD Balkan Özel Temsilcisi Richard Holbrook’un başkanlığında ABD’nin Ohio eyaletine bağlı Dayton adlı kasabadaki bir hava üssünde haftalar süren müzakerelerden sonra karara bağlanmıştır. Bosna-Hersek Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in ifadesiyle ‘âdil olmasa da olabileceğin en iyisi’ olan bu anlaşma, türünün tek örneğidir. Anlaşmanın bir bölümü, Bosna-Hersek Devleti’nin anayasal yapısını ortaya koyarken Bosna-Hersek adı verilen yeni bir devlet altında son derece karmaşık ve çok katmanlı bürokratik bir yapı öngörülmüştü. Anlaşma neticesinde Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti adında iki entite kurulmuş, etnik temellere dayalı entiteler üzerinde ise zayıf otoriteye sahip merkezî bir hükümet modeli ve etnisiteleri yansıtan ortak kurumlar oluşturulmuştur. Birbirleriyle savaşmış üç etnik toplumun yeniden bir arada yaşamasını ve Bosna-Hersek’in tüm kurumlarıyla işlemesini amaçlayan Dayton Barış Anlaşması’nın sivil yönlerinin uygulanmasına ilişkin sorumluluk ise Yüksek Temsilcilik'e verilmiştir.

Lahey Adalet Divanı kararı : Eski Yugoslavya'da işlenen savaş suçları için Boşnaklar, ilk kez BM'nin en üst mahkemesi sayılan Lahey Uluslararası Adalet Divanı'na Srebrenitsa Katliamı’ndan çok daha önce 1993 yılında müracaat ettiler. Mahkemenin başvuru karşısındaki tek tavrı, soykırımın önlenmesi için taraflara yapılan çağrıyı açıklamak olmuştur. Boşnakların ikinci başvurusu ise 2003 tarihinde yapıldı. Başvuruyu değerlendiren Lahey yargıçları bir senelik bir sürecin ardından 26 Şubat 2007'de beklenen kararı açıkladı. Mahkemenin aldığı kararlar özetle şu şekildedir:
  1. Mevcut uluslararası hukuka göre sorumluğu bulunan kişi ve kurumlarıyla Sırbistan soykırım yapmamıştır,
  2. Sırbistan, soykırım işlemek için plân yapmamış, soykırım eylemini kışkırtmamıştır,
  3. Sırbistan, BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırma Sözleşmesi'ne göre yükümlülüklerini ihlâl ederek soykırıma iştirak etmemiştir,
  4. 1995 temmuzunda Srebrenitsa'da meydana gelen soykırım konusunda Sırbistan, BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırma Sözleşmesi'ne göre soykırımı önleme yükümlülüğünü ihlal etmiştir,
  5. Sırbistan, Ratko Mladić'in soykırım ve soykırıma iştirak suçlamaları nedeniyle yargılanacağı Eski Yugoslavya için kurulan Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne teslim edilmemesi ve mahkemeyle tam bir işbirliği yapmaması nedeniyle BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırma Sözleşmesi'ne göre yükümlülüklerini ihlal etmiştir,
  6. Sırbistan, Eski Yugoslavya için kurulan uluslararası savaş suçları mahkemesine soykırım ve başka suçlarla itham edilen kişilerin teslimi ve mahkemeyle tam bir işbirliği konularında yükümlülüklerini yerine getirecek acil tedbirler almalıdır,
  7. Davada mâlî tazminat uygun bulunmamıştır.
Bu kararlarla Sırbistan'ın soykırım konusunda bir yükümlülüğü bulunmadığına karar verilmiş ve Bosnalıların bekledikleri tazminata açılan yol kapanmıştır.

Lahey Uluslararası Adalet Divanı'nın Sırbistan'ı suçlu bulmamış olmasına rağmen Eski Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi Bosna'da işlenen suçların soykırım olduğunu kabul etmiştir. Bu mahkemede sorumlu olduğu düşünülen kişilerin yargılanmaları devam etmektedir. Lahey’deki bu mahkeme iki Bosnalı Sırp subayı soykırımdan suçlu bulmuş, General Radislav Krstiç ise 35 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Albay Vidoje Blagojeviç, kendisi hakkında verilmiş olan 18 yıl hapis cezasını temyiz etmemiştir. Eski Sırp Lideri Miloseviç ise yargılanırken ölmüştür. Diğer iki Bosnalı Sırp yetkili, Radovan Karadžić ve General Ratko Mladiç ise Sırbistan'a yapılan tüm bu kişileri korumamaları yönündeki çağrılara rağmen yıllarca tutuklanamadılar. Fakat 21 Temmuz 2008 gecesi düzenlenen bir operasyonla Karadzic yakalanarak 30 Temmuz 2008'den beri Lahey'de tutuklu bulunmaktadır. General Ratko Mladić ise 26 Mayıs 2011 günü Sırp istihbaratı tarafından Sırbistan'da yakalanıp 31 Mayıs 2011 tarihinde Lahey Savaş Suçları Mahkemesi'ne gönderildi.

Soykırım sonuçları : Bosna-Hersek Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilan etmesi ve devlet içindeki Sırpların ayrılıkçı bir hareket başlatarak bu hareketi Sırbistan destekli bir iç savaşa döndürmesi ile katliamlar, siyasî amaçlı olarak yapılmıştır. Bu katliamlar sonucunda Bosna-Hersek Devleti Sırplar ve Bosnalı Müslümanlar arasında paylaştırılmıştır. Açılan mahkemelerde katliamcıların soykırım suçu işlediklerine kadar verilmiş olmasına rağmen suçlar bireyselleştirilerek katliamın esas plânlayıcısı olduğu iddia edilen Sırbistan Cumhuriyeti'nin sorumluluğunun olmadığına hükmedilmiş, böylece öldürülen binlerce Bosnalı Müslüman âilelerin tazminat almaları imkânsızlaşmıştır.

Avrupa güçleri, kendilerine çok yakın konumda bulunan çatışma bölgelerine müdahale edememiş, gerekli koordinasyon ve harekat plânlaması hem NATO, hem Avrupa Birliği ülkelerince yapılamamıştır. Bu durum, özellikle Avrupa Birliği ülkelerinin askerî yönden hâlâ ABD'ye bağımlı olduğu yönündeki iddiaları güçlendirmiştir. Özellikle Fransa liderliğindeki bâzı ülkeler, Avrupa'nın kendi ordusunu kurmasının bu gibi sorunlara daha etkin ve gerçekçi müdahaleye imkân sağlayacağı yönünde görüşler üretmeye başlamışlardır.

Soykırımın Sırp olmayan destekçileri : Katliamları gerçekleştiren Sırp milislerin nereden yardım aldıkları konusunda çeşitli iddialar bulunmaktadır. Ancak Bosna Savaşı sırasında meydana gelen bâzı olaylar şüpheye yer bırakmaksızın Sırp katliamcıların işlerini kolaylaştırmıştır. Bunların bâzıları:
  1. BM'nin Srebrenitsa'yı korumakla görevlendirilen 700 Hollanda askeri, bölgeye "güvenli" olma güvencesi ile sığınmış 8.000 kadar Bosnalı Müslümanı katledilecekleri bilindiği halde Sırp milislere teslim etmiştir. Kendilerine göstermiş oldukları "üstün hizmet" sebebiyle daha sonra madalya töreni düzenlenmiş ve ödüllendirilmişlerdir.
  2. Fransız AFP ajansına göre bir grup Yunan sempatizan, Srebrenitsa Katliamı'nda Sırp milislerle beraber Bosnalı Müslümanları katletmiştir. Haberi bazı Yunan kaynaklı siteler de teyit etmektedir.
  3. NATO'nun BM gözetiminde yaptığı Sırplara yönelik hava harekât plânlarını, Fransa'nın Sırplara sızdırdığı konusunda ciddi kuşkular bulunmaktadır.
  4. Bosna devletine yardım için bâzı ülkelerde düzenlenen yardım kampanyaları hakkında ciddi suçlar içeren haberler yayınlanmıştır. Türkiye'de toplanan paralar ile ilgili olarak dönemin başbakanı, koalisyon ortağı olduğu partiye paraların yerlerine ulaştırılmadığı yolunda suçlamalarda bulunmuştur.
Sırbistan bayrağı

Sırbistan bayrağı, Sırbistan'ın resmî bayrağıdır. Yukarıdan aşağıya sırasıyla kırmızı, mavi ve beyaz renklerdeki üç yatay şeritten oluşur. 2006'da ayrıldığı Sırbistan-Karadağ bayrağındaki mavi ve kırmızı renklerin tonları ile renklerin dizilişi farklıdır.

Sırbistan arması

Sırbistan Arması genellikle Sırp devletlerinde kullanılmıştır.Arma'nın ortasında genelde beyaz kartal vardır.Tüm armalarında Sırp Haçı kullanılmaktadır.


İdari Yapılanma

Sırbistan’ın idari sistemi istatistiksel bölgeler, ilçeler ve belediyelerden oluşur.

Kosova ve Metohiya’daki Birimler

Kosova ve Metohiya Özerk Bölgesi, 1998 yılında başlayan çatışmalar sonucunda 1999 yılından itibaren fiilen Sırbistan idari yapısından kopmuştur. 2008 yılında tek taraflı bağımsızlığını da ilan ederek, uluslararası tanınma süreci devam eden ayrı bir devlet statüsü kazanmıştır. Dolayısıyla Kosova ve Metohiya ’daki idari birimler fiilen yoktur.

İstatistiksel Bölgeler

Sırbistan’ın en üst idari düzeyini istatistiksel bölgeler (Sırpça: Статистички регион) oluşturur. 2009 yılında Sırbistan Millî Meclisi ülkeyi 7 istatistiksel bölgeye ayıran “Eşit Bölgesel Kalkınma Kanunu” çıkarmıştır. 7 Nisan 2010 tarihinde Kanun tadil edilmiş, bölge sayısı 5 olarak düzenlenmiştir.
  • Voyvodina
  • Belgrad
  • Şumadiya ve Batı Sırbistan
  • Güney ve Doğu Sırbistan
  • Kosova ve Metohiya Özerk Bölgesi
İlçeler : Sırbistan’ın idari sisteminde istatistiksel bölgelerin içinde ilçeler (Sırpça: Управни округ veya Округ) yer alır. Ülkenin idari dağılımında 29 ilçe vardır. Bunlardan 7’si Voyvodina’da, 8’i Şumadiya ve Batı Sırbistan’da, 9’u Güney ve Doğu Sırbistan’da, 5’i fiilen Sırbistan’da yer almayan Kosova ve Metohiya Özerk Bölgesi’nde yer alır.

Belediyeler: Sırbistan’ın idari sisteminde ilçelerin içinde belediyeler (Sırpça: Општина) yer alır. Ülkenin idari dağılımında 150 adet belediye vardır. Bu idari birimler, Sırbistan’daki yerel yönetim merkezlerini oluştururlar. Ülkede belediye alanlarından 33 tanesi şehir belediyesi yapısındadır.

Sırbistan idari yapısında ayrıca 24 adet idari statüye sahip şehir vardır. Şehir yapılarından bazıları şehir belediyesi birimini oluştururken, bazı şehirler bu statüye sahip değildir. Belgrad, Novi Sad, Niş, Kragujevac, Požarevac ve Vranye olarak 6 şehir ülkedeki şehir belediyelerindendirler. Bu şehirlerin yapısında ayrıca birden fazla belediye birimi bulunur.

Dil ve Din

Sırbistan'ın resmî dili Sırpçadır. Ancak azınlık dilleri olarak, Macarca, Makedonca, Boşnakça, Hırvatça ve dilleri başta olmak üzere diğer azınlık dilleri konuşulur. Sırpların büyük çoğunluğu Ortodoks Kilisesi'ne bağlıdır. Ama aralarında Katolik ve az da olsa Protestan olanları vardır. Sancak bölgesinde yaşayanların çoğunluğu Boşnak kökenlidir.İngilizce yaygın olarak konuşulmaktadır. Özellikle genç nüfus ile okullarda öğretilmekte olan Almanca, Fransızca, Rusça, İspanyolca veya İtalyanca dillerini konuşma şansı denenebilir.

Sırbistan’da İklim ve Hava Durumu

Doğu Avrupa'da bulunan Sırbistan'da karasal iklim etkisini sürdürmemektedir. Avrasya kara etkisi, Atlantik Okyanusu ve Akdeniz'in etkisi altında kalmaktadır.

Ocak ayında sıcaklıklar sıfır dereceye kadar düşmekteyken, Temmuz ayında 22 dereceye kadar yükselmektedir. Güney kesimlerinde iklim daha karasal olmaktadır. Yaz ve ilkbahar ayları kurak, kış ayları oldukça soğuk olmaktadır. Dağlık bölgelerde ise kar görülmektedir.

Ekonomi

2008-2012 Küresel Ekonomik Kriz Sırbistan ekonomisini etkilemiş, 2000'li yıllarda yüksek büyüme oranları yakalayan Sırbistan ekonomisi 2009-2012 yılları arasında küçülmüştür. İşsizlik, ülke ekonomisinin en önemli sorunu olmaya devam etmektedir. Avrupa Komisyonu'nun '2015 İlerleme Raporu'na göre, Sırbistan etkin bir piyasa ekonomisine ve Avrupa Birliği içinde rekabet gücüne sahip olmayı öngören Kophenang Ekonomik Kriterleri'ni kısmen karşılamaktadır. IMF ile Sırbistan arasında anlaşmaya varılan üç senelik program ile 1 milyar Euroluk 'stand-by' düzenlemesi 2015 Şubat ayı sonunda yürürlüğe girmiştir.

Demografi

Ülkede büyük nüfus oranıyla yaşayan Sırpların dışında, başka etnik gruplar da vardır. Kuzey kesimde Macarlar, Rumenler, Slovaklar, Hırvatlar, Rusinler; orta ve güneyde Boşnaklar, Arnavutlar, Türkler yaşar. Bu gruplardan bazıları az nüfusa sahiptirler.

Mutfak

Sırbistan mutfağı, Balkan mutfaklarından biridir ve heterojen bir mutfaktır. Yemek kültürü olarak Türk mutfağı ile büyük ortaklıkları vardır. Uzun tarihî süreçteki beraber yaşama sonucunda Sırbistan mutfağında, bugün Türk yiyeceği sayılan birçok ürünü görmek mümkündür. Sarma (sarma), kebap (ćebap, ćevap), güveç (đuveć), baklava (baklava), börek (burek) bu mutfak ögelerinden birkaçıdır.

Festivaller

Sırp Mutfağı
Sırbistan festivali
Sırbistan birçok film, yemek, müzik festivaline ev sahipliği yapmaktadır. Bunların en gözdesi ise EXİTFestivali'dir. Her Temmuz ayında ülkeyi renklendiren festivalde dünyanın birçok önemli sanatçısı sahne almaktadır. Bu altı festivalin arenaları kalelerin içinde konumlanmaktadır. Doğu Avrupa'nın en büyük festivali olan EXİT, açık hava sineması, teknolojik alanlar ve ekstırem spor alanları bulunmaktadır.

GucaTrumpetFestivali ise en ilginç müzik festivallerinden bir tanesidir. Her Ağustos ayında dünyanın dört bir yanından gelen 600.000 trompet sevdalısı Belgrad'tanGuca'ya üç saatlik otobüs yolculuğu yapmaktadırlar. Ve burada dünyanın en iyi nefesli bandoları yarışmaktadırlar.

Akrobatların, dansçıların, aktörlerin yer aldığı SokakSanatçılarıFestivali (Festival of Street Musicians)'nde birçok ülkeden gelen en başarı 150 sokak sanatçısı eylül ayında performanslar sergilemektedir.

BelgradMüzikFestivali her Ekim ayında düzenlenmekte olan klasik müzik festivalidir. Festival geleneksel Balkan müzikleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Birçok orkestra ve performans sanatçısı Belgrad'ta bulunan Belgrades’sKolaracHall, YugoslavDramaTheater ve seçilmiş alanlarda sahne almaktadırlar. Sanatçılar, Sırbistan'ın en iyi artistleriyle atölye çalışması yapma şansına sahip olmaktadırlar.

LeskovacGrillFestival her Eylül ayında kutlanmakta olan ızgara et festivalidir. Ana cadde beş gün boyunda motorlu trafiğe kapatılmaktadır ve birçok karnavallarla, moda gösterileriyle, konserlerle, ve bol etle festival ülkeyi renklendirmektedir.

BelgradBiraFestivali her yıl Ağustos ayında kutlanmaktadır. 2004 yılında katılım sayısı 75.000 iken 2010 yılında 900.000’e ulaşmıştır. 30'dan fazla yerli ve yabancı birayı tatmak için gelen insanlar dört gün süren festival boyunca birçok canlı müzik konserini dinleme ve eğlenme şansına sahip olmaktadırlar.

CinemaCityFilmFestival her Haziran ayın sinemaseverler için adeta bir cennet kapısı açmaktadır. Sekiz gün boyunca süren bu etkinlikte 150'den fazla film gösterimleri ve atölyeler yapılmaktadır. Açılısı kentin tarihi Petrovaradin kalesinde canlı bir konser ile yapılmaktadır. Film gösterimleri ve galaları NoviSad’da dört açık, beş kapalı alanda yapılmaktadır.

Sırbistan’da Bulunan Türkiye Dış Temsilcilikleri

TÜRKİYE CUMHURİYETİ SIRBİSTAN BÜYÜKELÇİLİĞİ
Adres: Krunska 73, 11000 Belgrade, Serbia
Telefon: +381 11 333 24 00
Nöbetçi telefon: +381 69 669 948
Faks: +381 11 333 24 33
E-posta: embassy.belgrade@mfa.gov.tr, asat.belgrad@tsk.tr
İnternet sitesi: T.C. Dışişleri Bakanlığı Belgrad Büyükelçiliği
Çalışma Saatleri: Pazartesi - Cuma (09.00 - 12.30)(14.00 - 18.00)

NOT :
Sırbistan’da aracınız arıza yaparsa…

Yurtdışında, özellikle de Sırbistan’da aracınız arıza yaparsa ilk önce ADAC’yi arayın ve gelecek olan çekicinin ve tamirhanenin bilgilerini alın.

Gelen çekiciye hemen güvenmeyin, önce sizin ADAC üyelik numaranızı söylemesini isteyin. Eğer çekici ADAC tarafından görevlendirildiyse sizin üyelik numaranızı mutlaka evraklarında not etmiş olmalı.

Tamirhane sizden yüksek bir miktar isterse veya başka bir sorun karşınıza çıkarsa önce konuyu ADAC ile görüşün, bilgi alın.
 
  • Beğen
Tepkiler: Kaptan43
Üst