Şehirler Giresun

Evliya Çelebi

Yeni Üye

Giresun
Plaka No 28
Bölge Karadeniz Bölgesi
Yüzölçümü 7.025 km²
Nüfus 453.912
Nüfus Yoğunluğu 65 kişi/km²
Telefon kodu +454
Rakım 14 m
İlçe 16
Belediye 24
Mahalle 198
Köy 551
Giresun, Karadeniz Bölgesi'nin doğusunda yer alan ve fındığı ile tanınan ve ildir. Kirazın bütün dünyaya buradan yayıldığı kabul edilir. Karadeniz'e kıyısı olan Giresun doğudan batıya Trabzon, Gümüşhane, Erzincan, Sivas ve Ordu illeriyle çevrilidir. Trafik numarası 28'dir. Yerli halkın çoğunluğunu Çepniler oluşturur. 1500'lü yıllardaki Osmanlı Tahrir Defterlerinde yöreye Vilayet-i Çepni de denmektedir.

Giresun ili, Mustafa Kemal'in 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktıktan sonraki dönemde olan kişisel muhafızlarının (Topal Osman ve Silah Arkadaşları) memleketi olan bir ildir. Şehir, Aksu ve Batlama vadileri arasında denize doğru uzanan bir yarımada üzerinde kurulmuştur, tam karşısında Karadeniz'in bir adası olan Giresun Adası (Aretias) vardır. Giresun ili 1920 yılına kadar Trabzon iline bağlı kalmış, bu tarihte müstakil sancak, 1923 yılında ise il olmuştur. 1923 yılında Giresun ili, merkez Tirebolu ve Görele ilçesi ile bunlara bağlı Bulancak, Keşap ve Espiye bucaklarından ibaretti. 1933 yılında Şebinkarahisar'ın iliğinin kaldırılması ile Şebinkarahisar ve Alucra ilçeleri de Giresun'a bağlanmıştır. 1934 yılında Bulancak, 1945 yılında Keşap, 1957 yılında Espiye, 1958 yılında Dereli, 1960 yılında Eynesil, 1987 yılında Piraziz ve Yağlıdere, 1992 yılında Çanakçı, Güce, Doğankent ve Çamoluk ilçelerinin kurulması ile ilçe sayısı 15 olmuştur.

01 Şubat 2019 TÜİK verilerine göre 16 İlçe, 24 belediye, bu belediyelerde 198 mahalle, ayrıca 551 köy bulunmaktadır. Nüfusu: 453.912'dür. Bu nüfusun % 65,7' si şehirlerde yaşamaktadır (2018 sonu). İlin yüzölçümü 7.025 km²'dir. İlde km²'ye 65 kişi düşmektedir. (Bu sayı Merkezde 361’dir.) İlde yıllık nüfus artış oranı %3,78 olmuştur.

Giresun ismi

Giresun isminin kökeni hakkında üç rivayet vardır. Rivayetlerden birincisi; "Kerasus" kelimesinden gelmektedir. Birinci rivâyete göre bu isim, "Kerasus"ta bol miktarda yetişen kirazdan gelmiştir. İkinci rivâyete göre ise; Giresun denize doğru uzanan bir yarımadanın üzerine kurulmuştur. Bu yarımadanın şekli de boynuza benzemektedir. İşte bu sebepten Yunancada boynuz anlamına gelen "Keras"dan türemiştir. Üçüncü rivayet ise Spartaküs isyanını bastıran ünlü Romalı General Kerasus'a atfen verilmiş olmasıdır.

Giresun Tarihi

Antik Çağ


Yunan kolonizasyonu öncesinde bölgede Karadeniz'in yerli kabilelerinin varlığı bilinmekte olup Hitit kaynaklarında "Kaşka" adıyla geçen kendir ziraati yapan savaşçı bir halkın bahsi geçmektedir. MÖ 7. yüzyılda Kolkhis ülkesinde Miletli koloniciler tarafından kurulan kent merkezinin çevresinde Kolh (Tzan/Laz) halkına ait köyler bulunmaktaydı. MÖ 6. yüzyılda Pers İmparatorluğu'nun eline geçen bölge, Büyük İskender'in Pers İmparatorluğu'nu yıkmasının ardından özgürlüğüne kavuşmuştur. Sonrasında Pontus Krallığı tarafından ilhak edilen yöre, Zela Savaşı'nın ardından diğer Doğu Karadeniz şehirleri gibi Roma İmparatorluğu tarafından işgal edilmiş 1300 yıl sürecek Romalılaşma (Rumlaşma) sürecine girmiştir.

Roma


Eski adı Yunanca: "Kerasounta" (Κερασούντα), "Pharnacia", "Choerades" olan şehrin adı daha sonraları Roma ve Bizans yönetiminde "Kerasous" veya "Cerasus" olarak değiştirilmiştir. Kerasus, Yunanca "boynuz" demektir ve yarımadayı tasvir etmek için kullanılmıştır, "ounta" son eki ile birlikte Kerasous olan şehrin adı zamanla "Kerasunt" olarak söylenilmiştir. Pontus Devleti'nin yıkılıp Roma hakimiyetinin başlamasından sonra Giresun yöresinin yerli kabileleri süratle asimile olarak tarih sahnesinden çekilmiştir. Bununla birlikte Roma ve Bizans kaynaklarında bölge halkı Can (Tzan) olarak adlandırılmaya devam etmiştir. Roma döneminde Giresun Karadeniz'in oldukça önemli bir şehri durumundaydı. Bu dönemde şehir kendi adına para basma yetkisine sahip olacak kadar gelişmiştir.

Beylikler ve Osmanlı


Giresun 1397 yılında Türkmen Beyi Emir oğlu Süleymen Bey tarafından fethedilmiş olup o zamandan bu yana işgal görmemiştir. Daha sonraki yıllarda Osmanlıların Trabzon İmparatorluğu'nu 1461 yılında fethi ile Giresun da Osmanlı Devleti'nin hakimiyetine geçmiştir. 1500'li yıllardaki tahrir defterlerinde Giresun ve civarının (Koyulhisar/Büyükliman/Vakfıkebir) arası Vilayeti Çepni olarak görünüyor ve özel bir yönetimle idare ediliyordu. Beylikler döneminden sonra (1461) Osmanlı İmparatorluğu'nun Trabzon Vilayeti'ne bağlanmış olan Giresun, 1920'de Ordu, Tirebolu ve Görele kazalarıyla birleştirilerek Giresun Sancağı kurulmuştur. 1923'te il olmuştur.

Cumhuriyet


1923 mübadelesi ile Hristiyan nüfusunu kaybeden kentte ticari hayat tamamen Müslüman nüfusun eline geçmiştir. Yörenin temel ekonomik etkinliği olan fındık üretimi ekim alanları bu dönemde arttırılmıştır. 1926 yılında Giresun Ticaret Borsası ve Kızılay Giresun Şubesi açılmış, 26 Temmuz 1938 tarihinde Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Fiskobirlik) kurulmuş, 1944'te Şebinkarahisar Devlet Hastanesi,1959'da Tirebolu Çay fabrikası, 1962'de Giresun Göğüs Hastalıkları Hastanesi, 1970'te Giresun Fındık İşleme Tesisleri ve SEKA Aksu Kağıt Fabrikası,1971'de Doğankent Hidroelektrik Santrali, 1976'da Giresun Meslek Yüksek Okulu hizmete başlamıştır. 2007'de Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi kurulmuştur.

Coğrafya

Giresun yeryüzü şekilleri bakımından engebeli bir görünüşe sahiptir ve dağlar, vadiler ve dik kıyılar geniş yer kaplamaktadır. Karadeniz kıyısı boyunca uzanan oldukça dar ve alçak düzlüklerden oluşan bir kıyı şeridi ile güneyde Kelkit Çayı Vadisi arasını kaplayan Giresun Dağları şehrin yeryüzü şekillerinin çatısını meydana getirir. Kıyıdan 50–60 km içeride, kıyıya paralel olarak yükselen bu dağların ortalama yüksekliği 2000 metredir.

Bazı yerlerde 3000 m’yi aşan Giresun Dağları’nın en önemli yükseltileri şunlardır: Abdal Musa Tepesi (3.331 m), AkılBaba 3300, Cankurtaran Tepesi (3.278 m), Gâvur Dağı Tepesi (3.067 m), Küçükkor Tepesi (3.044 m), Karagöl Dağları üzerindeki Karataş Tepesi (3.107 m) ve Kırkkızlar Tepesi (3.040 m). Kıyıya paralel olarak yükselen bu dağlar üzerinde, kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşım, Şehitler (2.350 m), Eğribel (2.200 m) geçitlerinden, Kurtbeli Mevkii’nden (1760 m) ve ilçelerin yayla yollarından sağlanır.

Şebinkarahisar, Alucra ve Güce ilçelerini içine alan ve daha az engebeli olan güney kesiminde ortalama yükseklik 1000-1500 metre civarında olup arazi Kelkit Vadisi'ne doğru eğimlidir.

Giresun’un güneyini kuşatan dağlar kuzeye ve güneye doğru alçalarak belirli yerlerde düzlükler oluşturur. 1750-2200 metre yükseklikteki bu düzlüklerde pek çok yayla vardır. Giresun Dağları üzerindeki bu yaylaların başlıcaları Kümbet, Kulakkaya, Bektaş, Tamdere, Karagöl, Eğribel, Kazıkbeli, Çakrak, Paşakonağı, Karaovacık ve Sisdağı yaylalarıdır. Espiye ilçesinin düzenlemiş olduğu yayla şenlikleri vardır.

Giresun il merkezi, Aksu ve Batlama vadileri arasında denize doğru uzanan bir yarımada üzerinde kurulmuş olup, bu yarımadanın doğusunda ve 2 km açığında Doğu Karadeniz’in tek adası olan Giresun Adası bulunmaktadır.

Dağlar


Doğu Karadeniz Dağları'nın orta kesimleri il sınırları içerisinde yer almakta olup Giresun Dağları adıyla bilinir ve Zirvesi olan Abdal Musa Tepesi 3.331 m'dir. Denizden itibaren yükseklikler hızla yer yer 2.000 metre yüksekliğe ulaşırlar. Derin vadilerle parçalanmış Giresun Dağları üzerinde eski buzulların açığı topoğrafik formların yanı sıra, buzul göllerine de rastlanmaktadır. İl sınırlarında yer alan önemli yükseltiler şunlardır: Abbal Musa Dağı (3.331 m), Gâvur Dağı (3.248 m), Küçükkor Dağı(3.044 m), Cankurtaran Dağı(3. 278 m),Karagöl Dağı (3.095m) , Akıl Baba Dağı (2.561 m), Çaldağı (2.035 m)

Akarsular


Kuzey Anadolu Dağları’nda kaynak bulan pek çok akarsu, ili güneyden kuzeye geçerek Karadeniz'e dökülmektedir. Aksu Deresi, Batlama Deresi,Yağlıdere Deresi, Gelevera Deresi ve Harşit (Doğankent) Çayı ile Pazarsuyu bu akarsuların önemlileridir. Ayrıca ilin güney kesiminden doğu-batı doğrultusunda geçen Kelkit Çayı da bu tür bir vadide akmaktadır.

Göller


İl sınırları içerisinde önemli bir göl olmamakla birlikte Karagöl Dağı ve Sağrakgöl üzerinde küçük buzul göllerine rastlanmaktadır.

Bitki örtüsü


İlin kuzeyi ile güneyi arasındaki iklim farkı, yağış miktarının güneye doğru azalması doğal bitki örtüsünün yapısını da aynı ölçüde etkilemektedir. Giresun ve çevresi, zengin tarım alanlarına sahiptir. Kelkit Vadisi ile kollarının civarı bozkır görünümünde olmasına karşın, kıyı ile dağlar arasında kalan kesimi ormanlarla kaplıdır.

Yaylalar


Genellikle Karagöl Dağları'nın batısında yer alan önemli yaylalar şunlardır: Kulakkaya, Tamdere, Karagöl, Sağrak, Kümbet, Bektaş, Sisdağı , Paşakonağı

Giresun Adası

Giresun Adası, Kefken Adası ile birlikte Karadeniz'de bulunan Türkiye'ye bağlı iki adadan biridir. Giresun Adası kıyıdan 1.6 km açıkta olup, 40.000 metrekare alana sahiptir. Adada özellikle Akdeniz defnesi ve Yalancı Akasya başta olmak üzere 71 tür doğal otsu ve odunsu bitki türü bulunmaktadır. Sonradan 10 adet ağaç türü daha ilave edilmiştir. Karadeniz'de karabatak ve martıların doğal olarak ürediği ada aynı zamanda göçmen kuşların uğrak ve dinlenme yeridir. Hakkında birçok efsaneler anlatılan, Amazonların ve birçok kavmin yaşadığı adada mitolojik çağlara ait birçok kalıntı bulunmaktadır. İkinci derece sit alanıdır. Yaz mevsiminde yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olan ada günübirlik ziyaret edilerek piknik yapılmaktadır.

Giresun Adası ile ilgili olarak birtakım efsaneler anlatılmaktadır. Tarihi kaynaklar Amazon kraliçelerinin savaş tanrısı Ares adına tapınak yaptırdıklarını ve Sinop Piskoposu Agias Phokas'ın manastırı olduğundan söz etmektedir. Adada Alexius II zamanında yapılan sur kalıntıları, kuleler, manastır (iç kale), tarihi pişmiş toprak fıçılar ve bazı yapı temelleri bulunuyor. Sit alanı olan ada koruma altında. Adaya yazın Giresun Limanı'ndan tekne turları düzenleniyor. Cenevizliler ve Venedikliler tarafından gemi sığınağı olarak uzun süre kullanılan adada günümüzde yabani göçmen kuşlar, karabataklar ve martılar bulunuyor. Adada bulunan Hamza Taşı ana tanrıça Kybele'yi temsil eden, sacayak gibi 3 ayak üzerine oturmuş bir taş. Ocak (aile) kültürünü temsil ediyor. Kutsal taş 4 bin yıllık geçmişi ile dini inançlar gereği yaşlılar için umut veren ve mistik güç kaynağı olan dilek taşıdır. Her yıl 20 Mayıs'ta Uluslararası Aksu Festivali'nde düzenlenen ve soyun sürdürülmesi inancıyla yapılan sacayaktan geçme geleneği, adanın etrafının dolaşılmasıyla tamamlanıyor. Ada turu Hamza Taşı'ndan başlayıp yine orada son buluyor.

Giresun İlçeleri


  • Alucra
  • Bulancak
  • Çamoluk
  • Çanakçı
  • Dereli
  • Doğankent
  • Espiye
  • Eynesil
  • Görele
  • Güce
  • Keşap
  • Piraziz
  • Şebinkarahisar
  • Tirebolu
  • Yağlıdere
  • Merkez
Tarım

Fındık
Türkiye dünyanın en önemli fındık üretici ülkesi olup, dünya fındık üretiminin yaklaşık %70’i, ülkemiz tarafından gerçekleştirilmektedir. Türkiye'de Karadeniz Bölgesi fındık üretimi bakımından elverişli ekolojik şartlara sahiptir. Yoğun olarak Karadeniz Bölgesinde olmak üzere Türkiye'nin 39 ilinde üretilmektedir. Türkiye ekonomisinde oldukça önemli bir yeri olan fındık başta Giresun, Ordu, Trabzon ve Rize olmak üzere Karadeniz’e kıyısı olan hemen her ilde yetiştirilmektedir. Giresun ilinin 13 ilçesinde 2018 yılı itibarıyla yaklaşık 80 bin çiftçi tarafından 117.729 hektar alanda fındık üretimi yapılmaktadır.

Giresun'da alternatifsiz tarım ürünü konumunda olan fındık, aynı zamanda ilin ekonomik yapısını şekillendiren sanayi sektörü de büyük ölçüde fındık ve fındık mamullerine dayalı olarak gelişme imkânı bulmuştur. Fındık, İlin tarım ürünleri ihracatında ilk sırada yer almaktadır. Giresun'da yetiştirilen fındık tombul çeşit olup, tadı ve içerdiği yağ oranı ile dünyanın en üstün özellikli fındığıdır. Fındık meyvesi yemiş olarak tüketildiği gibi pastacılıkta, helvacılıkta, tatlıcılıkta ve özellikle çikolata endüstrisinde geniş ölçüde kullanılmaktadır.

Kivi
Türkiye'de kivi üretim çalışmalarına 1988 yılında Yalova’da bulunan Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından başlanmıştır. Yapılan çalışmalar sonucu Karadeniz, Ege ve Marmara sahil bölgelerinin kivi yetiştiriciliğine uygun olduğu saptanmıştır. Geçmişi bu kadar kısa olmasına rağmen, kivinin üretimi ve tüketimi konusunda beklenenin üzerinde bir talep ortaya çıkmıştır.

Fındığın yetiştirildiği Giresun'da kivi bitkisi yöre çiftçisi için ek gelir getiren bir ürün haline gelmiştir. Kivi meyvesi Giresun'un iklim şartlarına adapte olması ve dekara verimin fındıktan yüksek olması nedeniyle kivi üretimi yaygınlaşmaktadır. Giresun da 2050 dekar alanda kivi yetiştiriciliği yapılmaktadır.

Ceviz
Ceviz Türkiye’nin çok eski bir meyvesidir. Ülkemizde geniş yayılma alanı bulmuştur. Uzun yıllardır Türkiye ceviz üretiminde dünyada 4. sırada yer almaktadır. Ceviz yetiştiriciliğinin en önemli sorunlarından birisi de istenilen özelliklere sahip standart ürünün yetersizliğidir. Bu nedenle özellikleri bilinen çeşitlerden kapama bahçe tesisi büyük önem taşımaktadır. Giresun’da Alucra, Şebinkarahisar, Çamoluk, Bulancak ve Çanakçı İlçelerinde en fazla olmak üzere ilimizde 1.610 dekar alanda yetiştirilmektedir.

Ceviz ağacı sıfır rakımdan en yüksek rakımlara kadar rahatlıkla yetişebilmektedir. Giresun’un sahil kesimlerinde chandler, yalova ceviz türlerini ve pikan cevizi çeşitlerini, yayla kesimlerinde ise chandler, fernor, fernette, kaman1, şebin, bilecik, pedro çeşitlerini yetiştirilir. Dünyada sadece Giresun´un Şebinkarahisar ilçesinde yetişen şebin cevizi ilimiz için ayrı bir katma değer katmaktadır. Diğer ceviz yetiştirilen yerlerde yetiştirilmeye çalışılsa da, Şebinkarahisar´daki ceviz ayrı bir özellik taşımaktadır.

Çay
Türkiye'de çay tarımı, Doğu Karadeniz Bölgesinde Gürcistan sınırında bulunan Sarp-Hopa’dan başlayarak Fatsa-Ordu’ya kadar uzanan sahil şeridinde yaklaşık 76.600 ha’lık bir alanda yapılmaktadır. Çay alanları ve üretim değerleri dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 4. Sırada Giresun (toplam çaylıkların % 5,6’sı) ili gelmektedir. Dünya genelinde 45 ülkede toplam 2.461.000 ha alanda çay üretimi yapılmaktadır. Türkiye ise 77.000 ha alanla 6’ıncı sırada bulunmaktadır. Giresun´da ise 20.330 dekar alanda çay yetiştirilmektedir. Giresun´da Tirebolu, Eynesil, Güce, Çanakçı ve Görele ilçelerimizde çay yetiştiriciliği yapılmaktadır.

Hayvancılık

Giresun topografyasının ve engebeli arazi yapısının bir sonucu olarak, dar ve oldukça küçük alanlara yerleşmiş bulunan aile işletmeleri genellikle kendi ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak az sayıda, 3–4 baş hayvan besleyebilecek imkânlara sahip bulunmaktadır. Genellikle, arazinin kıyı kesimine göre nispeten daha düz olduğu ve hayvancılık yapmaya müsait geniş yaylaların bulunduğu Dereli, Alucra ve Şebinkarahisar ilçelerinde yoğun olarak hayvancılık yapılmaktadır.

Giresun'un iç kesimlerinin hayvancılığa müsait olmasına karşın; yem bitkileri üretiminin yetersiz olması, girdi fiyatlarının yüksekliği, çayır ve mera alanlarının yetersizliği, kırsal nüfusun iç ve dış göç nedeniyle sürekli azalması gibi nedenlerle hayvancılık İl ekonomisi içinde giderek azalmaktadır. Giresun’da en fazla bulunan hayvan sığırdır.

Büyükbaş hayvan varlığında ise; ıslahı çalışmaları ile bölgeye uygun ve bol süt ve et verimi yüksek, kültür ve kültür melezi ırkların oransal payı artarken, yerli ırkların oransal payı azalmıştır. Küçükbaş hayvancılık Giresun'un iç kesimlerinde daha yaygındır Küçükbaş hayvan varlığı içerisindeki koyun varlığının tamamı yerli ırklardan oluşmaktadır. Koyun ırkı olarak sahil ve orta kesimlerde Karayaka ırkı, yüksek kesimlerde ise Akkaraman ırkı hâkimdir. Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin geliştirilmesi ve kırmızı et üretiminin artırılması için ilimizde Romanov koyunu yaygınlaştırılmaktadır. Giresun'da arıcılık yapanların sayısı gün geçtikçe artmaktadır.

Ayrıca ilimizde kümes hayvancılığı ve balıkçılık da yapılmaktadır.

Ulaşım

Giresun'da şehir içi ulaşım dolmuşlar ile sağlanır. Şehirler arası yolculuklarda terminallerden kalkan otobüsler mevcuttur ve hemen hemen her şehre otobüs bulmak mümkündür. Ordu-Giresun Havalimanı'ndan kalkan uçaklar ile şehirler arası yolculuk ve uluslararası yolculuk yapılabilmektedir. Ayrıca Ordu'ya her 20 dakikada bir, Trabzon'a her yarım saat başı dolmuş bulunmaktadır.

Kültür

Yöre halkı büyük şehirlere göçe başladığından beri eski gelenekleri az da olsa terk etme yolunu tutmuştur. Ancak büyük çoğunluk eski Karadeniz, göreneklerine bağlıdır. Bu gelenek ve görenekler çoğunlukla eski söylentilere dayanır. Karadeniz kültürü etkisini hala göstermektedir sözlü olarak. Müzik ve folklorde bunu görmek mümkündür.

Her yıl Mart ayının 14'ünde yılbaşı tutulur. O sabah erkenden kalkılır, deniz veya akarsudan su alarak eve gelinir ve sağ ayak ile eşikten geçilerek eve girilir. Su evin dört bir tarafına serpilir. Eğer hayvanlar varsa onların üzerine de serpilir. O gün kimse evine uğursuz gelir diye misafir kabul etmez, ancak ayağı denenmiş birisi varsa o eve çağrılır. Gelen kişi sağ ayağını içeriye atar, "Yeni yılınız hayırlı olsun, martınızı bozuyorum" der, o gece evde ısırgan veya paça pişirilir, içine yeşil boncuk atılır. Bunları yerken boncuk kimin ağzına gelirse o yıl bu şahıs ekine başlar, aile içerisinde bol rızıklı kabul edilir.



Yine Mart'ın 14'ünde gün tutulur. Mart'ın 14'ü, Mart'ın 15'i, Nisan 16'sı, Mayıs vb. aylar olarak adlandırılır. O günlerdeki havanın durumuna göre o ayların nasıl geçeceği hakkında fikir yürütülür.

5-6 Mayıs'ta Eski Türkmen adeti olan Hıdrellez tutulur. Bugün Hızır ve İlyas'ın bir araya geldiğine ve artık kış ayının bitip güzel günlerin geleceğine inanılır ve Göktanrı'ya en yakın yerlerde yani yüksek tepelerde kutlamalar yapılır. Akşamdan 3-5 genç kızlar niyet tutarak bir gül ağacının dibine yüzüklerini gömerler. Sabahleyin mani okuyarak onları çıkarırlar. Söylenen maninin manasına göre talihlerini denerler.

Ramazan'da çocuklar Dımbılçı denen bir grup oluşturup maniler söyleyerek iftardan sonra evlerin kapılarını çalarlar ve hediyeler toplarlar.

Cenazelerde talkım veriler kırk ve elli ikinci günlerde dualar okutulur. Eski zamanlarda zengin ve hatırlı şahısların mezarlarının başında ilk 3 veya 7 geçe kandil yakılırdı. Şehrin birçok yerlerinde Kutsal ocak yerleri bulunur. Ocak yerlerinde Dilekler tutulur, hastalara şifa, dertlere devalar aranır. Ateş kutsaldır, su dökülmez.

Turizm

Giresun adası


4000 yıllık geçmişiyle; Savaşçı Amazon kadınların üs olarak kullandığı , Herkül’ün Altın Postu aramak için geldiği Giresun Adası, Savaş Tanrısı Ares adına yapılan Tapınak kalıntıları , surlar, tarihi fıçılar, zengin kuş türleri ve doğal güzellikleri ile keyifli bir tekne yolculuğu sonunda sizlere kapılarını açıyor. Defne ağaçlarının kokusu eşliğinde mitolojik bir tur keyfi.

Giresun Kalesi


Giresun Kalesi kenti ikiye bölen yarımadanın ucundaki tepe üzerine inşaa edilmiştir. Kalenin Pontus Kralı I. Pharnakes tarafından yaptırıldığı kabul edilir. Kalede Milli Mücadele Kahramanı Yarbay Topal Osman Ağa’nın mezarı, mağaralar, kaba taşlarla örülmüş surlar ve taş kabartmalar görülebilecek önemli noktalardır. Kale günümüzde piknik ve mesire yeri, günübirlik kullanın alanı olarak hizmet vermektedir.

Zeytinlik Semti


Giresun’un tarihine ve kültürüne daha yakından bakma fırsatı bulacağınız, tarihten bugüne miras olan bir semttir.Kalenin güneydoğusunda yer alan Zeytinlik Semti tarihi Giresun evlerinden oluşur. Kentsel sit alanı olarak koruma altına alınmıştır. Zeytinlik Mevkii konumu itibariyle geleneksel Doğu Karadeniz yerleşmelerinin tüm özelliklerini taşımaktadır. Kentin geçmişteki dokusunu yansıtan gezilip görülecek müstesna bir semttir.

Giresun Müzesi (Gogora Kilisesi)


18. yy’dan kalma bir yapıdır. Ortodoks kilise olarak kullanılmış olan müze içerisinde Eski Tunç Çağı, Hitit, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait antik eserler, taş kabartmalar, eski tarihlerde kullanılan silah, giysi ve para örnekleri sergilenmektedir. Kilise tavanda bulunan Hz. İsa freski oldukça ilgi çekmektedir.

Meryem Ana Manastırı


Şebinkarahisar ilçesi, Kayadibi Köyü’nde bulunan manastır Bizans dönemine aittir. Sarp bir kayalığın tam ortasında büyükçe bir oyuğun içine yapılmıştır. Birçok yapı kompleksinin bir arada bulunduğu manastırda yatakhane,dershane, kilise, yemekhane, çeşme ve diğer yapılar bulunmaktadır.2014 yılında Ören Yeri ilan edilmiştir.

Hacı Abdullah Duvarı


Çin Seddi’nden sonra korunma amaçlı olarak yapılan ikinci büyük duvar olduğu iddia edilmektedir. Sadece bir kapısı olan ve 404 yıldır ayakta kalan, 6,5 kilometre uzunluğunda ve 1,5 metre yüksekliğindeki taş duvarı Hacı Abdullahzade’nin 1610 yıllarda Rum işçilerine yaptırdığı bilinmektedir.

Görele Kemençe Evi


Kemençenin anavatanı olarak bilinen Görele’de, 5,8 metre boyunda dev kemençe, kemençe üstatlarının portreleri, kemençenin tarihi, kemençenin yapımından oluşuna kadarki bölümleri ve ilçeye ait yöresel zenginlikler yer aldığı, kemençenin muhteşem tınılarının dinlendiği ve Karadeniz müziğinin keyifle dinlenebileceği bir kültür mekanıdır.

Taşhanlar


17.yy. da Şebinkarahisar Sipahi Reisi Taban Ahmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. Şebinkarahisar İlçe merkezinde kalenin kuzey eteğinde yer alan tarihi bir yapıdır.

Tipik Osmanlı Taşhanları mimarisinde yapılmıştır.Girişin iki yanında, iki katlı kemerli mekanlara, tam ortada ise bir avluya yer verilmiştir. 1939 depremine kadar bozulmadan durmuştur. 1915 tarihinden 1939 tarihine kadar cezaevi olarak kullanılmıştır.

Kaya Kilise


Askerlik Şubesi arasındaki eski Lonca Yolu üstünde bulunmaktadır. Hristiyanlığın ilk yayıldığı yıllardan kalma bir kaya tapınağıdır. Panai ve Surp Sarpis adlarıyla da bilinen ve üç katlı olduğu söylenen kilise, geçmişte Şifahane olarak kullanılmıştır.

Çavuşlu Ekmeği


Mis gibi kokusu, rengi, uzun süre bayatlamadan kalabilmesi ekmeğin başlıca özellikleridir. Bu değişik lezzet, yörenin suyu, kullanılan un kalitesi, hamurun mevsime göre sıcak veya soğuk suyla kıvamının ayarlanması ,Mevsimden mevsime değişim gösteren mayalanma zamanının çok iyi ayarlanması, odunla yanan taş fırında yapılması en büyük özelliğidir.

Tamzara Mahallesi ve Tamzara Dokuması


Konumu itibariyle çanak şeklinde bir vadinin içinde bulunan Tamzara, havası, iklimi, kültürü ,mutfağıyla çok eski bir yerleşim yeridir. Şifalı havası Astım hastalığına iyi gelmektedir. "Şebinkarahisar'ın Tamzara Köyü’nden ismini alan asırlık ‘’Tamzara Bezi Dokuması’’nın tarihi yüzyıllara dayanmaktadır. Daha çok geçmişte atlet, sofra bezi, havlu, çarşaf gibi ihtiyaçlar için dokunan ‘’Tamzara Bezi’’ bugün hediyelik ürünler üretilmektedir. Mahalle Kentsel Sit Alanı ilan edilmiştir.

Seyyid Vakkas Türbesi


Kapu Mahallesi’nde bulunan 19. yy.’dan kalma bir türbedir. Fatih Sultan Mehmet zamanında büyük yararlılıklar gösteren ve bir çatışma sırasında şehit düşen Uç Bey’i Seyyid Vakkas’a aittir.

Tirebolu Kalesi


Tirebolu’da deniz kıyısında, yüksek bir kayalık üzerinde bulunur. Sen Jan Kalesi diye de adlandırılan bu kale kentin merkezinde denize doğru uzanan yarımadanın , deniz içindeki doğal bir kayanın üzerindedir. Tek giriş kapısı vardır, ön tarafında topçu kuleleri ve 1 adet tarihi bilinmeyen bir top bulunmaktadır.

Ekoturizm


Karadeniz’in sadece yaylalar ve deniz olarak değil kırsal alanları ve köy yaşamının da zengin olmasından ve bölgenin müsaitliğinden dolayı son birkaç yılda yapılan ekoturizm çalışmaları aktif bir şekilde devam etmektedir. Şehir hayatından kaçmak isteyen gezginlerin köy evlerinde konaklayıp, köy halkı ile birlikte hem çalışıp, hem dinlenerek yaşamalarına olanak sağlayan bu turizm çeşidi bölgenin her alanında aktif olarak kullanılmaktadır.

Kılıçkaya Barajı


Şebinkarahisar’da yemyeşil bir alanda, tabiatla harmanlanmış yeşil ve mavinin zirvede birbiriyle kaynaştığı bir doğa güzelliğidir. Civarda bulunan köyler baraj etrafında konumlanmıştır. Kılıçkaya ve çevre köylerin , dağların doyumsuz manzarasını izleyebileceğiniz oldukça zengin manzara noktaları bulunmaktadır.

Mavi Göl


Doğal mineralli suyun kaynağından ortaya çıkmasıyla oluşan bu muhteşem doğa güzelliğine, Kuzalan Şelalesinin 100 metre solundaki yoldan gidilir. Göle varmadan önce travertenlerin, kanyonların arasından keyifli bir yürüyüş yapılmaktadır. Envai çeşit ağaçların, yemyeşil bir doğanın içine saklanmış bu gölün mineral suyunun tadına bakılması önerilmektedir.

Giresun Plajları


Karadeniz’de en geniş ve uzun kumsala sahip olan Giresun’da yaz sezonu boyunca denize girme olanağı vardır. Sahil boyu şehir merkezi ve tüm ilçelerdeki plajlarda yeme-içme-temizlik gibi pek çok hizmet alınabilmektedir. Aynı zamanda su sporlarının da var olduğu plajlar yaz sezonunda keyifli yarışmalar ve aktivitelerle gündüz ve gece hizmet vermektedir.

Kardeş şehirler

 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst